Mayıs 2008 içindeki 65 yayından en yeni 40 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
Mayıs 2008 içindeki 65 yayından en yeni 40 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Bebek yeleği modeli

Pembe bir bebek yeleği modeli çok güzel ve şirin netten alıntı bir yelek modeli.kız bebekler için ideal olsa gerek.



[Devamını Okuyun...]

Bebek örgüleri

Güzel ve şirin bebek dantelleri, bebek örgü modelleri

[Devamını Okuyun...]

Bebek süvteri örgü modellerden bi tanesi

Çok güzel örgü bebek takımı.siz de beğeneceksiniz bu takımı



[Devamını Okuyun...]

Bebek yeleği modeli

Pembe bir bebek yeleği modeli çok güzel ve şirin netten alıntı bir yelek modeli.kız bebekler için ideal olsa gerek.



[Devamını Okuyun...]

Bebek örgüleri

Güzel ve şirin bebek dantelleri, bebek örgü modelleri

[Devamını Okuyun...]

Bebek süvteri örgü modellerden bi tanesi

Çok güzel örgü bebek takımı.siz de beğeneceksiniz bu takımı



[Devamını Okuyun...]

Havlu Kenarı modeli

Çok güzel ve yenibir havlu kenarı modeli.siz de beğeneceksiniz bu dandel modelini.


[Devamını Okuyun...]

Kadınlarımız Seksten Uzakta !


Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Başkanı Doç. Dr. Cem İncesu, “kentlerde yaşayan insanların sürekli biçimde zamansızlık sorunu yaşamalarının, çiftlerin sekse ayırdıkları zamanı azalttığını ve ayrılan zamanın kalitesini düşürdüğünü” belirtti.

Doç. Dr. İncesu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışma hayatı, yoğun trafik, stres gibi koşulların cinsel hayat üzerinde olumsuz yansımaları olduğunu ifade etti.

Yoğun çalışma temposu, sürekli bir yerlere ya da bir şeylere yetişme telaşı ve koşturma içerisinde geçen bir yaşam temposunun insan vücudunda stres hormonlarını yükselttiğini, yükselen stres hormonlarının ise başta cinsel istek ve ereksiyon olmak üzere çeşitli cinsel işlevleri olumsuz yönde etkilediğini anlatan İncesu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kentlerde yaşayan insanların sürekli biçimde zamansızlık sorunu yaşamaları çiftlerin sekse ayırdıkları zamanı azaltmakta, ayrıca ayrılan zamanın kalitesini düşürmektedir. Bu gelişmelerin doğal sonucu, aralara ve boş zamanlara sıkıştırılmaya çalışılan, özellikle gece geç saatlerde ve yorgun biçimde yaşanan, 'görev icabı' başlatılan, 'isteksizce' sürdürülen, 'yeterince haz almadan ya da doyuma ulaşamadan' tamamlanan ya da hafta sonu tatiller gibi belirli zaman dilimlerine ertelenen bir cinsellik kültürü ve yaşam biçimi toplumda yerleşmeye başlamıştır.”

Bu sürecin kadınlar açısından değerlendirdiğinde tablonun biraz daha karardığını vurgulayan İncesu, çalışan, eşiyle aynı güçlükler, koşuşturmalar, kariyer planları gibi stres faktörleriyle karşı karşıya olan kadınların ev ve çocuk bakımı gibi yükleri de üstlenmeleri sonucu kendi özel yaşamlarına, kişisel gelişimlerine ve cinselliklerine enerji ve zamanları kalmadığını kaydetti.

Doç. Dr. İncesu, bu durumun kadınlarda zaten var olan cinsel isteksizlik ve motivasyonsuzluğu daha da arttırdığını bildirdi.

EN SIK GÖRÜLEN CİNSEL SORUNLAR

Cem İncesu, Türkiye'de kadınların en sık yaşadığı cinsel sorunun cinsel isteksizlik ve cinsellikten yeterince haz alamamak olduğunu dile getirerek, bunun da en temel nedeninin cinsellik konusunda toplumun muhafazakarlığı ve kadın-erkek arasındaki ayrımcılıktan kaynaklandığını söyledi.

Kadınların, doğdukları andan evlendiği güne kadar cinsellik alanında sürekli yasaklar, kısıtlamalar, suçluluk ve günahkarlık duyguları ile büyütüldüklerini söyleyen İncesu, cinselliğin kötü, acı ya da utanç verici, kadınlar için gereksiz ve ayıp bir kavram olarak benimsetildiğini ifade etti.

Doç. Dr. İncesu, şunları anlattı:

“Sonra bir gün birileri 'artık evlendin, bugünden itibaren cinsellik eşinle serbest, hatta cinsellik senin evli bir kadın olarak görevin' der ama ne yazık ki cinsellik öyle hesap kitaplara, mantıksal önermelere, toplumsal kurallara sığabilecek uyabilecek bir olgu değildir. CETAD'ın 2006 yılında ülke çapında yaptığı bir araştırma, kadınlarımızın evlendikleri ilk günden başlayarak büyük sorunlar yaşadıklarını göstermektedir. Her 100 kadından 54'ü ilk denemelerinden başlayarak şiddetli ağrı, kasılma ya da korku, kaçınma gibi nedenlerle cinsel birleşme kurmakta bile büyük güçlükler yaşamaktadır. Her 10 kadından yaklaşık 1'inde bu zamanla da düzelmemekte ve vajinismus olarak bilinen bir cinsel işlev bozukluğu olarak sürmektedir.”

Vajinismusun cinsel birleşme kuramama, cinselliğin düzenli yaşanamaması, çocuk sahibi olamama ve boşanma gibi dramatik sonuçları olan bir sorun olduğuna işaret eden İncesu, bunun Batı ülkelerinde ender görülmesine rağmen Türkiye'de cinsel tedavi merkezlerine gelen kadınların en sık başvuru nedeni olduğunu belirtti.

Doç. Dr. İncesu, erkeklerin en sık yaşadığı cinsel sorunların ise erken boşalma ve sertleşme bozuklukları olduğunu dile getirerek, 40'lı yaşlardan sonra ve hipertansiyon, damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkmasıyla sertleşme bozukluklarının oranlarının çok yükseldiğini söyledi.

İncesu, herhangi bir hastalığı olmayan 40 yaşın altındaki genç popülasyonda ise sertleşme sorunlarının oranının yüzde 10-20'lerde olduğunu ve gençlerde ortaya çıkan bu sorunun psikojenik etkenler ile ilişkili sorunlardan kaynaklandığını anlattı.

ERKEKLER TEDAVİYİ REDDEDİYOR

Çiftlerin cinselliklerini ve bu alanda yaşadığı ortak sorunlarını konuşmada güçlükler yaşadıklarını vurgulayan İncesu, başvuran çiftlerle yaptıkları görüşmelerde cinsel sorunlarını uzun süre birbirlerine hiç açmadıklarını, konuşmadıklarını, bazen uzun yıllar her iki tarafın da sorunun kendisinden kaynaklandığını düşünerek karşı tarafın konuyu açmasını beklediğinin anlaşıldığını kaydetti.

İncesu, erkeklerin de cinsel açıdan özgür ya da açık olmadıklarını, en özgüvenli görünenlerin bile cinsel konularda genellikle çekingen, utangaç ve kırılgan olduklarını ifade ederek, “Cinsel bir sorun yaşandığında erkeklerin ilk tepkileri inkardır. Uzun süre sorunları olduğunu kabul etmez, konu eşi tarafından açıldığında sıklıkla tepkiyle karşılar, tedaviye başvurmayı, yardım istemeyi, çözüm arayışına girmeyi şiddetle reddeder” diye konuştu.

Cinsel fonksiyon bozuklukları yaşayan erkeklerin büyük bölümünün sorunlarını adeta bir kader olarak algılamayı tercih ettiklerine dikkat çeken İncesu, “Tedaviye başvuru oranı bu alanda sorun yaşayan erkeklerin yüzde 10'unun da altında olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Doç. Dr. İncesu, şu bilgileri verdi:

“Cinsel sorunlara etkin çözümler, günümüz dünyasında mümkündür. Cinsel sorunların tam olarak çözülme oranları yüz güldürücüdür. Cinsel tedavi merkezlerine başvuran ve cinsel terapi, tedavi süreçlerine giren kadın ve erkeklerin cinsel sorunlarının çözüm oranları yüzde 70'den aşağı değildir. Vajinusmus tedavisinde yüzde 95 başarı vardır. Kadın cinsel işlev bozukluklarında henüz rutin bir ilaç tedavisi bulunmamakla birlikte, erkeklerde durum farklıdır. Son 10 yıldır ereksiyon sorunlarının çözümünde gündeme gelen ilaç tedavileri gerçekten bir çığır açmıştır. Bugün artık bu sorun erkeklerin korkulu rüyası olmaktan çıkmıştır. Özellikle cinsel terapi uygulamaları ile birlikte yürütülen ilaç tedavisinde ereksiyon sorunlarında tedavi başarı oranları daha da yükselmektedir.”

haber3
[Devamını Okuyun...]

Sivilcelerden Kurtulmak Mümkün Mü ?


Sivilceler, siyah noktalar ve onların sizde oluşturduğu psikolojik baskı...oldukca kötü değil mi ? peki yok mu şu yüz belası sivilce ve siyah noktaların çaresi ? varsa nedir ve sivilcelerden nasıl kurtulunur ?


Metabolizma bozukluğu etken
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlardır sivilceler.



Kalıcı izler bırakabilir
En sık yüzde, alında, sırtta, göğüste ve omuzlarda oluşur. Estetik görünümün geçici olarak bozulmasına neden olabilecekleri gibi, şiddetli olan lezyonlar nedbeleşerek iyileştiklerinde kalıcı izler de bırakabilirler.



Sivilceler hakkında yanlışlar ve doğrular



"Bazı besinler bende sivilce yapıyor": Yanlış



• Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu görülmedi. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Eğer öyle olmuş olsaydı o besinlerden yemeyerek insanlar sivilcelerinden kolayca kurtulurlardı. Oysa gerçek öyle değil.



• Beslenme şeklinizi değiştirerek sivilcelerden kurtulamazsınız, kurtulan da görülmedi. Sivilcelerden ancak sivilce tedavisiyle kurtulabilirsiniz.



"Stres sivilce yapar": Yanlış



• Stres sivilcelere yol açmaz. O yüzden stresten kurtularak sivilcelerin geçmesini beklemek boşuna. Dahası stresli insanların kullandığı bir takım ilaçlar yan etki olarak sivilce yapar.



• Stres, cilt yüzeyine daha fazla sebum salgılanmasına neden olarak belki dolaylı olarak mevcut sivilceleri arttırabilir ancak hiç yoktan sivilce varetmez. Stressiz olduğu bilinen kimselerde de sivilce çıkabilir. Sivilcenin tedavisi başka türlü, stresin tedavisi başka türlüdür.



"Güneşışığı sivilcelere iyi gelir": Hayır



• Sadece yüzünüz biraz daha bronzlaşacağı için sivilceler daha az dikkat çeker. Güneş ışığı birkaç sivilceyi kurutsa bile yenilerinin gelmesini engelleyemez, epidermise(cilt üstü tabakası) zarar verebilir ve ilerleyen safhalarda sivilceler artabilir.



• Güneş ışığına maruz kalmak ciltte erken yaşlanma ve yanıklara neden olabilir. Güneşe çıkmadan önce koruyuculuk katsayısı en az 15 olan koruyucu losyonlar kullanmanızı tavsiye ederiz. Sivilceleriniz içinse sivilce tedavisi görmekte fayda var.



"Sivilcelerimi zaman zaman patlatıyorum": Sakın!



• Sivilcelerinizi patlatmakla mikroplara davetiye çıkarırsınız ve eğer enfeksiyon kaparsanız yüzünüzde ömür boyu geçmeyecek kalıcı yaralar meydana gelebilir.



• Siyah noktaları(komedonları) da sıkmamak gerekir.



"Sivilceler yaş ilerledikçe geçer": Tam böyle değil!



• Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.



• 20-44 yaş arası insanların yüzde yetmiş beşinde akne görülmezken geriye kalan yüzde 25'inde akne mevcuttur. Bazı hanımların adet dönemleri boyunca değişen hormon dengeleri sivilcelere neden olabilir. Doğum kontrol hapları sivilce yapabilir. Hamilelikte de sivilce görülebilir.

Hürriyet
[Devamını Okuyun...]

Ayakkabı Nasıl Alınır ?

Ayakkabı alışverişine çıkacaksınız önce bu yazıyı okuyun sonra karar verin.ayakkabı almanın incelikleri ve alış verişte yapmanız gerekenler...

Uzmanlar ayakkabı seçimi konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor:

* Çocuğunuzun ayak numarası otururken değil de ayakta iken alınmalıdır.

* Yaklaşık yarım inç kadar bir mesafenin, ayak parmakları ile ayakkabının arasında olmasına dikkat ediniz.

* Ayakkabının arka kısmı (fort) topuğu kavramalı, ön kısım (saya) hava almalı.

* Erişkinlerin ayakkabı seçimi için öncelikle ayakkabının kullanılma amacı belirlenir.

* Ayakkabı almaya öğleden sonra gidilir.

* Her iki ayakkabı da giyilerek denenmelidir.

* Parmaklar rahat olmalı, ayakkabı sıkmamalıdır.

* Çorapsız ayakkabı denenmemelidir.

* İşte bu uyarılardan biri daha: "Yüksek topuklu ayakkabılar özel anlarda ve kısa zaman dilimlerinde kullanılmalı. Yoksa ayakları bozar" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Birol Gülman, satıcı tarafından "zamanla açar" sözünün ayakkabının deforme olacağının ifadesi olduğunu belirterek, "Yüksek topuklu ayakkabılar özel saatler içindir, devamlı kullanılması pek çok ayak bozukluğuna neden olur" dedi.

BAŞLICA AYAK HASTALIKLARI

Prof. Gülman, "Ayak Sağlığı" konulu bir sunum yaptı. Ayakların sadece yürürken değil normal ayakta dururken, zıplarken, dans ederken ya da koşarken de ağır çalışmak zorunda olduğunu belirten Prof.Dr. Birol Gülman, ayak tabanına bakıldığında içte, ön tarafta ve dışta olmak üzere üç kavisin dikkat çektiğini ifade etti.

AYAK BEDENİN FRENİDİR

Gülman, "Bu kavisler ayağın yere uyumunu sağlar ve dengede durmamızı kolaylaştırır. Eğer iç taraftaki kavis çökerse düz taban (pes planus), ön taraftaki kavis kaybolursa taraklı ayak ifadeleri kullanılır. Topuk deri altında, bağ ve yağ dokusu odacıklarından oluşur. Yürüme sırasında topuk kemiğinin yere vurmasını önlediği gibi, serbest kalan hareket enerjisini frenler, tampon görevi yapar. Dünyada, ayak kadar hassas ve güvenilir bir şekilde fren yapabilen başka sistem yoktur" diye konuştu.

Bugün
[Devamını Okuyun...]

Karpuz Diyeti İle Zayıfla !

Karpuz ile sağlıklı bir şekilde kilo verin ve güzelleşin.işte yazın geldiği şu günlerde karpuz da çıkmışken karpuz diyetinin tam zamanı hanımlar.karpuz ile nasıl diyet yapılır ?




1.GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
30 gr. ( bir kibrit kutusu büyüklüğünde )
1 dilim light ekmek



Öğle
1 dilim karpuz
30 gr. peynir
1 dilim light ekmek



Ara öğün
1 dilim karpuz



Akşam
200 gr. ızgara tavuk göğsü



Salata
1 dilim light ekmek



Gece
1 dilim karpuz
1 dilim light ekmek



2.GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
1 fincan çay
1 adet yumurta
1 dilim light ekmek



Öğle
1 dilim karpuz
200 gr. patlıcan salatası
200 gr. light yoğurt
1 dilim light ekmek



Ara öğün
1 dilim karpuz



Akşam
200 gr. ızgara biftek ya da yağsız teflonda sote yapılmış 200 gr. kuşbaşı et
Salata
1 dilim light ekmek



Gece
1 dilim karpuz
30 gr. peynir



3. GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 fincan çay
1 dilim light ekmek



Öğle
200 gr. balık
Salata
1 dilim light ekmek



Ara Öğün
1 dilim karpuz



Akşam
200 gr. light yoğurt
Haşlanmış kabak
Salata



Gece
1 dilim karpuz
30 gr. peynir



4. GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
1 dilim light ekmek



Öğle
Yağsız mantar sote
Salata
1 dilim light ekmek



Ara öğün
1 dilim karpuz
200 gr. light yoğurt



Akşam
200 gr. yağsız kıymayla yapılmış köfte
Salata



Gece
1 dilim karpuz
30 gr. peynir



5. GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
30 gr. peynir



Öğle
Fırında kabak mücver
1 dilim light ekmek
Salata



Ara Öğün
1 dilim karpuz



Akşam
200 gr. kuşbaşı et ve karışık sebzelerle hazırlanmış fırında güvenç
Salata



Gece
1 dilim light ekmek
1 dilim karpuz



6. GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
2 yumurta akı, bir yumurta sarısı ve 30 gr. peynirle yapılmış omlet
1 dilim light ekmek
Salatalık
Domates



Öğle
200 gr. light yoğurt
Haşlanmış sebze



Ara Öğün
1 dilim karpuz
1 dilim light ekmek
30 gr. peynir



Akşam
200 gr. light yoğurt
Haşlanmış sebze
Salata



Gece
1 dilim karpuz
30 gr. peynir
1 dilim light ekmek



7. GÜN



Sabah
Aç karnına 2 bardak su
1 dilim karpuz
1 dilim light ekmek



Öğle
200 gr. light yoğurt
Haşlanmış sebze
1 dilim sebze
1 dilim karpuz



Ara Öğün
1 dilim karpuz
1 dilim light ekmek



Akşam
200 gr. balık buğlama
Salata
1 dilim light ekmek



Gece
1 dilim karpuz

e-kolay.net
[Devamını Okuyun...]

Su Zayıflatır Mı ?

Su içmek ne kadar faydalıdır ve su insanı zayıflatır mı ? su içerek zayıflamak mümkün müdür ? evet tabiki de mümkündür.nasıl mı işte cevapları ve suyun yararları...


Hemen hemen hepimiz suyun ne kadar faydalı olduğunu biliriz. Her diyette 1,5-2 litre su önerilmektedir ancak nedense bu kurala uyanımız son derece azdır. İşte size suyun ne kadar önemli ve kilo vermede ne derece etkili olduğunu kanıtlayan bazı temel bilgiler;


Birçok kişi sinirli ya da üzgün olduklarında ilk iş olarak buzdolabına yönelir. Çünkü bu zamanlarda vücutta salgılanan endorfin hormonu iştah açar ve bizi yemeye yönlendirir. Oysa bu durumda yapılacak en yararlı şey su içmektir. Çünkü su, endorfin hormonu salınımını bloke ederek gereksiz yemek yemeyi engeller.

Su, kasların dengesini sağlayarak kasılma anındaki doğal fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur.
Vücudun zararlı maddelerden arınmasını sağlar.

Kabızlığı önler. Yeterli su alınmadığı zaman beden ihtiyacı olan suyu bağırsaklardan çektiği için kabızlık oluşur.

Yemeklerden önce içilen su tokluk hissi verir.

Cildi güzelleştirir, kurumayı ve deri sarkmalarını önler.

Yağların vücutta depolanmasını önler. Karaciğerin başlıca görevlerinden biri de depolanmış yağları enerjiye çevirip, yakmaktır. Ancak böbrekler yeterli su alamazsa karaciğer iyi çalışmaz ve yağlar bedende depolanır.

Vücudumuz yeterince su alamazsa bunu bir tehlike gibi algılayıp suyu saklamaya başlar. Bu da vücutta su toplanmasına özellikle el ve ayaklarda ödem oluşumuna neden olur. Bu yüzdendir ki kişinin gün içinde yeterli miktarda su içmesi çok önemlidir.

Not: Susamak, vücudumuzdaki sıvı miktarının azaldığına işaret eder. Günde 0.7 litre maden suyu içerseniz, günlük sıvı miktarınızın yarısını karşılamış olursunuz. Eğer günde 1 saat spor yapıyorsanız, bu miktarı 1 litre arttırmanız gerekir. Genelde insanın 8 bardak (2 litre) suya ihtiyacı vardır. Ancak kilolu kişilerin metabolizmalarını hızlandırmaları için daha fazla su tüketmeleri gerekir. Uzmanlar bunu fazladan her 12 kilo için 1 bardak su olarak ifade etmektedir.

haberden alıntıdır
[Devamını Okuyun...]

Havlu Kenarı modeli

Çok güzel ve yenibir havlu kenarı modeli.siz de beğeneceksiniz bu dandel modelini.


[Devamını Okuyun...]

Günde 6 gramdan fazla tuz tüketmeyin

Türkiye'de aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon ve böbrek hastalığını tetiklediğini belirterek, Günlük tuz tüketimi 6 gramı geçmemeli. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi, Hipertansiyon ve Ulusal Böbrek Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, Türkiye'de aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon ve böbrek hastalığını tetiklediğini belirterek, Günlük tuz tüketimi 6 gramı geçmemeli dedi. Dünya Böbrek Haftası kapsamında Hipertansiyon Derneği ve Ulusal Böbrek Vakfı'nca Seyhan Baraj Gölü'nde düzenlenen 'Bahar Yürüyüşü etkinliğine katılan Prof. Dr. Sağlıker, Türkiye'de 17.5 milyon kişinin hipertansiyon, 5 milyon 600 bin kişinin de şu anda böbrek hastası olduğunu belirtti. Özellikle tuzlu gıdalardan uzak durmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Sağlıker, Ülkemizde bir insan ortalama 10- 12 gram arasında tuz tüketiyor. Adana'da ise özellikle kebap ve şalgam sayesinde bu oran 18- 20 gramı buluyor. Mutlaka bu yiyecekleri azaltmak gerekiyor. Bir insan günde 6 gramdan fazla tuz tüketmemeli. Eğer fazla tüketirse böbrek hastalığına davetiye çıkarır. Piyasada sodyumu azaltılmış tuzları ise kişiye böbrek, şeker ve hipertansiyon hastalığı yoksa önerebiliriz. Ancak potasyum seviyesini bilmek gerekiyor. Potasyomun kendisi öldürücü bir madde çünkü diye konuştu. Prof. Dr. Sağlıker, insanların böbrek hastası olmadan 6 ayda bir kan basınçlarını, kolestrolünü ve tansiyonlarının ölçümlerinin yapılmasını önerdi.Türkiye'de hipertansiyon hastalığı nedeniyle nüfusun üçte birinin potansiyel böbrek hastası olmaya aday olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sağlıker, Hemodiyalize bağlı yaşamanın maliyeti yaklaşık yılda 30 bin YTL. Eğer önlem alınmazsa, böbrek hastalarının maliyetini ABD ekonomisi bile karşılayamaz. Bu, durum işsizlik oranından, doların artmasından da daha önemli diye konuştu. Etkinliğe katılanların kan ve hipertansiyonları ücretsiz olarak ölçüldükten sonra böbrek ve hipertansiyon hastalarıyla birlikte yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün ardından, müzik eşliğinde hasta ve yakınları pistte gönüllerince eğlendi.
[Devamını Okuyun...]

İyi bir seks hayatı

Fiziksel ihtiyacın, dışında önemli bir psikolojik unsur olarak da görülen seksin, hayatımızdaki olumlu ya da olumsuz etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar, iyi bir seks hayatı olan kişilerin, mutlu ve huzurlu olduğunu ortaya çıkarıyor. Özellikle cinsel yaşamında mutlu olamayan kişilerin, hayattan zevk almakta da güçlük çektikleri belirtilmiş. Hayatımızda büyük bir yer tutan seksin, ne derecede önemli olduğu tartışılırken, uzun süreli ilişkilerde karşılaşılan sorunların çiftleri seksten soğuttuğunun ve yeni arayışlara ittiğinin altını çiziyor.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da iki farklı görüş söz konusu... Seksin çok önemli olduğunu iddia edenlerin görüşleriyle, önemli olmadığını savunanların görüşlerini araştırdık. İşte sonuçlar...

Seks önemli çünkü...

Seks, ilişkinizdeki sorunlarınızın en basit nedeni. Hayata bakış açınızı değiştirme gücüne bile sahip olan seks, mutluluğunuzun ya da asabiyetin de kaynağı aynı zamanda...
“En son ne zaman seks yaptığımı hatırlamıyorum. Hayatta seksten başka zevkler de var” diyebilirsiniz. Evet, gerçekten de hayatta zevk alabileceğiniz başka şeyler de var. Özellikle sıradan bir ilişkiniz varsa, “başka şeyleri” seksten daha önemli görebilirsiniz. İyi birer arkadaş olabilir ve iki arkadaşın yaptıklarını yaparak mutlu olabilirsiniz. Ancak gerçek cinsel birlikteliğiniz yoksa, “sevgili” olduğunuzu iddia edemezsiniz.
Bir düşünün.... Her gece aynı yatağı paylaştığınız eşinizle seks yapmıyorsunuz. Ya da seks yapma sıklığınız yok denecek kadar az. Bu durum, eşinizin ya da sevgilinizin cinsel anlamda, sizi isteyip istemediği şüphesini uyandıracaktır doğal olarak. Sonuç olarak, sıradan, mutsuz, özgüveni sarsılmış bir ruh haline sahip olacaksınız.
Gelelim seksi önemli kılan diğer tezlere... Seksi, sadece çocuk sahibi olmak için geçilen sıradan bir yol olarak görmemek gerekiyor. Çünkü mükemmel bir seks hayatı olan çiftler, aynı zamanda birbirlerini çok iyi tanıyan çiftlerdir. Yatakta birbirlerini “yakinen” tanıma fırsatı bulan partnerler, ünlük hayattaki sorunlarının üstesinden gelme konusunda daha pratiktirler.
Eğer seksi yok sayarak yaşamaya devam edersiniz, ilişkinizde “zorlanmalar” olduğunun farkına varacaksınız. Bu sorunu görmezden gelip, bu şekilde ilişkinize devam ederseniz de yapacağınız tek şey, “Hayattan zevk alacak başka şeyler de var” demek olacaktır.
Aslında bu telkin, yavaş yavaş birlikte yaşayan iki arkadaşa dönüştüğünüzü, artık bir sevgli hayatı yaşamadığınızın en önemli göstergesi. Çünkü seks, iletişimin en genel yoludur! Seksin olmadığı bir hayat, sizi bir süre sonra bunalıma sürükleyebilir.
Uzun süreli bir ilişkide hep aynı kişiyle birlikte olmak, sizi sıkmış olabilir. Eğer gerçek sebep buysa, ayrılıp yeni biriyle gizli kalmış tutkularınızı ortaya çıkartmak isteyebilirsiniz.

Önemli değil çünkü...

Herkes seks hakkında yalan yanlış bir şeyler konuşuyor. Peki seks gerçekten bu kadar önemli mi? Hayır! Yeni biriyle birlikte olmak, heyecan dolu olduğu kadar, sizin sekste ne kadar iyi olduğunuzun bir kanıtı da olabilir. Ama uzun süreli bir ilişkide her defasında daha iyi olmak zorundasınız. Ancak repertuarınız aynı olduğu sürece yeni parçalar çalamazsınız. “Seks iyidir, daha çok seks ise daha iyidir” türü bir mantık bir süre sonra monoton ve sıkıcı bir hayata dönüşecek ve seksten zevk almamaya başlamanıza yol açacaktır.
Uzun süreli bir ilişkide seks, yıllar önce aldığınız bir elbiseyi her gün giymek zorunda kalmaya benzer! Elbise aynıdır, giyme şekliniz aynıdır. Yeni olan, heyecan verici olan hiçbir şey yoktur. Eğer iyi bir seksin hayatınızda olmasını istiyorsanız, iki tercihiniz var: Ya yeni bir ilişkiye başlarsınız, ya da daha az ama daha iyi seks yapmayı tercih edersiniz. Birçok çift ikinci yöntemi uyguladıklarını ve faydasını gördüklerini anlatıyor. Sürekli ve monoton olmayan, zorunluluk ve alışkanlık haline gelmeyen seks, sizi heyecanlandırmaya devam edecektir.
[Devamını Okuyun...]

Ortamına göre etkile

Sinema: İlk buluşma için pek uygun sayılmaz. Ne de olsa film başlar başlamaz ağzınızı kapamak zorunda kalırsınız. Ancak uzun süre yan yana oturacağınızdan, olumlu elektrik alıp almadığını anlaman için iyi bir fırsat olabilir. Bu arada filmin türüne göre birbirinize dokunma şansını da elde edebilirsiniz. Eğer bu bir korku filmiyse, ona sarılmanı hiç de ters karşılamayacak aksine hoşuna gidecektir. Ama sakın durumu abartayım deme!

Nelere dikkat etmelisin?
Filmden hoşlanmasan bile bunu belli etmemen yerinde olur..
[Devamını Okuyun...]

Yatakta Nasılsınız

Her seferinde aynı ritüelleri uygulayıp aynı sonuçlara varmaktan sıkıldıysanız bu rutinden kurtulmanız için birkaç seçenek sunuyoruz. Sizin tarzınız hangisi? Tatmak, koklamak, dokunmak Cinselliği bütün duyularınızla yaşamak istiyorsunuz. Birbirinizin vücudunu, arzularını keşfetmek... Birazcık merak ve zaman ayırarak uzun zamandır tanıdığınız bir erkekle bile yeni heyecanlar hissedebilirsiniz.

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Gün içinde ufak tefek adımlarla onu istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Bunun için, başka şeyler peşinde koşmanız gerekmeyen hafta sonlarını tercih etmelisiniz. Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak yumuşak seks için güzel birer hazırlık.

İpek ve saten: Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin, bırakın bu çekici kumaşları sizin üstünüzden o çıkarsın. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem de o çok seveceksiniz.

Adım adım erotizm: Erotizmin havada hissedilmesini sağlayın. O konuşurken siz kendinizi okşayın. Bakışlarını istediğiniz vücut bölgelerine doğru yönlendirin.

Isınma programları: Zevki yaşamak istediğiniz tarafa doğru yönlendirin. Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken, siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin. Odanın içinde ihtiyacınız olan her şeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, kayganlaştırıcı jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler...

Değişiklik: Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın. Daha önce yapmadığınız ufacık bir şey: Hep gözleriniz kapalı mı öpüşürsünüz, açık tutun ya da normalde yüksek sesli mi sevişirsiniz, sessiz olun. Sonra da bunu nasıl bulduğunu sorun: Hoşuna gitmiş mi? Böyle mi devam etmelisiniz? Sonuç: Duyularınız bu ufacık değişiklikle tam uyanıklığa geçecek.

Yönetmen asistanlığı: Kendinize yakın arkadaşlarınız arasından bir yardımcı seçin. Sevgilinize romantik bir sürpriz hazırlamak istediğinizi söyleyin ve bir film seti yaratırmış gibi organize olun. Siz yokken, evinizde atmosfer yaratma işiyle ilgilensin: Banyoyu suyla doldursun, mumları yaksın, dans edebilecek bir alan için eşyaları kenara çeksin. Ayrıntılardan bahsetmeseniz de olur.

Vahşi seks: Alışılmışın dışında bir şeyler yapmak istiyorsunuz, çok da yumuşak olmasın, biraz güç gösterisi olsun istiyor canınız: Isırmalı öpücükler, sert dokunuşlar istiyorsunuz

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Ufak bir çekişme uyarıcı olabilir. Tuttuğu takım yenilmiş ya da bir tanıdığınız, sevgilinizin burnunun büyük olduğunu düşünüyor... Bu konulardan bir miktar bahsettikten sonra gülmeye ve onu öpmeye başlayın. Öfkenin yarattığı adrenalin ve gülme hormonu endorfinin birleşimi sert seks için mükemmel karışımdır.

Kıskançlık: Kıskançlık, tutku çorbasının tuzu gibidir. Alışverişte, barda ya da restoranda dozunu fazla kaçırmamak şartıyla başka bir adamla flört edin. Arkadaşlarından biri hakkında olumlu bir görüş belirtin. Sonrasında ona dokunarak "Bir şeyin mi var?" diye sorun. Rekabet hissi testosteron akışını hızlandıracak.

Bir yarışma sahneye koyun: Bilek güreşinde kazanacağınızı iddia edin ya da 30 saniyede sizi soyamayacağını... Yarışma hissi erkeklerde en yüksek performansın ortaya konmasını sağlar.

Yakın dövüş: Alt dudağı emmek, enseyi ısırmak gibi ayrıntılar, "Bugün mayışmak yok" mesajının iletilmesi için en iyi sinyallerdir. Göğüs ucunu sıkıştırmak, üst kolunu sıkmak, poposuna bir şaplak atmak da sert seks isteğinizi açığa çıkartır. Sonunda kendinizi halının üstünde, nefes nefese ve terlemiş şekilde bulabilirsiniz.
[Devamını Okuyun...]

Eyvah, çocuğum yemek yemiyor!

İştahsızlık, çocuğun besini almamak istememesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, barsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir. Çocukların birçoğu yemeğe karşı iştahsızken, birçoğu da yemeyi reddeder ya da seçici davranır. Bu durum, özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz yeme davranışlarıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyor, ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur.

Çocuk ve beslenme
Çocuklarda gerek iştahsızlık, gerekse besini reddetme ya da seçici davranma gibi yeme sorunları, büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, duygu durum bozukluğuna kadar varan sorunlara neden olur. Yemek saatlerinde kâbuslar yaşanır, çocuk ve aile deyim yerindeyse savaşır. Genellikle de savaşı çocuklar kazanır.

Yeme sorunu olan çocuklar, hassasiyetle izlenmelidir. Ağırlık ve boy persentilleri varsa öncelikle karşılaştırılmalı ve ölçümlerini 3. persentilin altına düşmesi halinde çocuklar, büyüme-gelişme geriliği açısından incelenmelidir.

Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Reddetme durumunda, ailelere çocuğu yemek konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.

Beslenme davranışını değiştirmek imkânsız değil
Öncelikle çocuğun gerçek yediklerinin tespit edilmesi gerekir. Bunun için, çocuğunuzun 3 günlük ayrıntılı beslenme günlüğünü yazmaya başlamak gerekir. Süt, meyve suyu, su, kola, çay gibi içecekleri çocuğunuz ne kadar tüketiyor, bunları kaydederek tespit edin. Pek çok çocuk içmeyi, yemeğe tercih eder ve kolayca doygunluk hissi duyar. Çocuğunuzun yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında sıvı alımını sınırlandırın. Çocuk halen biberon ile içiyorsa, biberon bardakla değiştirilmeğe çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Sütü fazla miktarda tüketen çocuklarda iştahsızlık dışında anemi ve kabızlık gibi sorunlar da görülebilir. Günde 2 su bardağı süt yeterli olacaktır.

Birçok anne-baba çocuklarının ağırlık kazancı ve besin gereksinimleri konusunda gerçekçi olmayan beklentiler içindedir. Çocuklar doğumdan 1 yaşına kadarki süre içinde 6 kg, 2. 3. ve 4. yıllarda ise ortalama 2 kg/yıl şeklinde kilo almalıdır. Bu nedenle hızlı gelişmeyi izleyen bebeklik döneminden sonra, kilo alımlarının fazla değişmeyeceğini unutmamak gerekir.
[Devamını Okuyun...]

Ya başkasına aşıksa

Her gün karşılaşıp sohbet ettiğiniz o yakışıklı adam birden değişmeye başladı. Artık eskisi gibi değil, her zaman seçenekleri olmasını seven adam artık sadece bir kadından bahsediyor. Siz de bu yeni kadın onun hayatının kadını mı, yoksa hala bir şansınız var mı merak ediyorsunuz. İşte size bunu anlamak için on ipucu. Eğer aşağıdaki on davranıştan hepsini yapıyorsa, belki de artık ondan ümidi kesip yeni ufuklara yelken açmanın zamanı gelmiştir.

1. Geleceği hakkında daha fazla kafa yoruyor: Eğer ilerideki kariyer planlarından ve aile kurmaktan söz ediyorsa, uygun olacağını düşündüğü birini bulmuş olabilir.

2. Öncelikleri değişmeye başladı: Eskiden denk gelirse yemeğe çıkmayı teklif ederdi, fakat şimdi onun boş olduğu bir dakikayı bile kaçırmak istemiyor.

3. Uzlaşmacı davranıyor: Oldukça inatçı ve ödün vermekten uzak olan bu adam şimdi onun için prensiplerinden bile vazgeçebilecek durumda.

4. Onunla zaman geçirmekten hoşlanıyor: En büyük hobisi evde oturup maç seyretmekken, birden bire sinemaya, tiyatroya ve ya konserlere ilgisi başladıysa; birlikte zaman geçirmekten hoşlandığı birini bulmuş olabilir.

5. Diğer kadınları artık fark etmiyor: Önceleri size iltifat ederdi, yanından geçen güzel kadınları hemen fark ederdi, fakat şu sıralar kafasını kaldırıp bakmıyor bile.

6.Yanında sürekli gülümsüyor: Yolda yürürken karşıdan o ve şu anda birlikte olduğu kadın el ele geliyor. Sizinse ilk fark ettiğiniz yüzündeki o mutlu gülümseme.

7. Garip hareketlerini bile çekici buluyor: Mesela yanında gerekli olursa diye sürekli pasaportunu taşıyor, ya da yemek yerken sürekli gözlerini kırpıştırıyor. Ama adamımız bunu bile çekici buluyor.

8. Onu önemsiyor: Yanında olmadığı her dakika ne yaptığını düşünüyor ve saat başı arıyorsa ateş bacayı sarmış demektir.

9. Onu düşünmeden duramıyor: Herhangi bir iş yaparken birden gözleri dalıyor ve gülümsemeye başlıyorsa, ya da daha kötüsü yolda yürürken gördüğü bir kolyeyi ona almak istiyorsa, vazgeçmeye hazır olmalısınız.

10. Eski sevgilisini unuttu: Oysa ayrıldıklarında ne kadar da sevinmiştiniz, o artık sizin olacaktı. Fakat şimdi başka bir kadın ona eski sevgilisini unutturdu.

Çeviri ve Derleme: Dilayda Pala
[Devamını Okuyun...]

Seks için 237 neden

Teksas Üniversitesi psikologlarının yaptığı araştırma, Cinsel Davranış Arşivleri Dergisi’nde (ASB) bu hafta yayınlandı. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, erkeklerin genelde "fiziksel", kadınların ise "duygusal" nedenlerle sevişmesi oldu. Buna göre kadınlar, bir erkekle ilk sevişmelerinin ardından genelde "Aşık olduğumu fark ettim" derken; erkekler aynı durumda "Skoru artırmak istedim" diyorlar.

Bazı insanlar Tanrı’ya yakın olmak için sevişiyor, bazıları terfi yahut intikam almak için.

Baş ağrısından kurtulmak, kalori yakmak, uyumaya yardımcı olmak veya günün stresini atmak gibi "tıbbi" nedenler de var. Kış aylarında ısınmak için sevişenler de var.
[Devamını Okuyun...]

Yaşlanmayı Durdurmak Mümkün Mü ?

Çok uzun yıllar boyunca genç ve sağlıklı kalmak hepemizin hayali. Zaten 21. yüzyıl tıbbının bir dalı olan anti-aging bu hayalimizi gerçekleştirmek için var.Peki, yaşlılık sürecinde tam olarak neler oluyor ve anti-aging uygulaması hangi aşamalardan oluşuyor biliyor musunuz?

Anti-aging, kelime anlamıyla,yaşlılığa karşı ya da geriye yaşlanma anlamına geliyor. 21. yüzyıl tıbbı olan anti-aging, hayat süresini daha da önemlisi hayat kalitesini arttırmayı hedefliyor. Hayat süresini kısaltan risk faktörlerini erken teşhisle ortadan kaldırmak, yaşlanmayla ortaya çıkan dejenerasyonu önlemek anti-agingin diğer hedeflerinden.

Anti-aging plus'ın hedefleri:

-Yaşlanmanın yavaşlatılması
-Cinsel gücün ve sağlığın arttırılması
-Yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı önelme alınması
-Kas kitlesinin arttırılması, fiziksel günün, kondisyonun yükseltilmesi
-Kolestrol ve triglserid düzeylerinin normal düzeyde tutulması
-Bağışıklık sisteminin düzeltilmesi
-Anti-oksidatif kapasitenin arttırılması
-Psikolojik durumun düzeltilmesi

Sağlıklı beslenme:

Katkı maddesi ve hormon içermeyen tamamen organic üretimle elde edilen ürünlerle kilo problemini çözmeye yönelik, eksik mineral ve vitaminleri tamamlayan, canlılık ve nerji kazandıran bir beslenme alışkanlığı edinilmesi ve bu alışkanlığın yaşam boyu benimsenmesi sağlanıyor.

Stres yönetimi:

Stres en önemli yaşlanma ve hastalanma nedenlerinden biri. Kronik stress yüklenilmeleri , yüksek derecede kortizol salgılanmasına neden oluyor. Kortizol, bilinç merkezine ve konsantrasyon merkezine zarar veren bir hormon. Sinir hücrelerinin zarar görmsine neden olan kortizol, depresyon, uykusuzluk, enerji kaybı gibi sorunlarla ortaya çıkıyor.

Hem bedensel hem de psikolojik olarak rahatlamayı hedefleyen stres yönetimi programının içerdiği doğa yürüyüşleri, stretching dersleri, oksijen ve aromaterapi, taş masajı, yüz bakımı ve termo bakımlarla doğal ortamda egzersiz ve pozitif düşünce yardımıyla stresten arınma sağlanıyor.

Zindeleşme ve form koruma:

Uygulanan program boyunca, spor aktiviteleri, jet duş masajı,yosun uygulamaları ve diğer uygulamalar sayesinde hem kişinin zinde kalması hem de formunun korunması sağlanıyor.

Toksinlerden arınma:

Vücuttaki zararlı toksin maddelerin atılmasını sağlayan özel bakımlardan oluşan, bu programda, jet duş, sualtı masajı, balneo terapi, oksijen terapi, aromaterapi gibi yöntemler kullanılıyor. Ayrıca, özel diyetler, spor aktiviteleri ve kolon hidroterapi uygulamalarıyla vücutta daha sonraki dönemlerde meydana gelebilecek toksin oluşumu da minimale indirgenmeye çalışılıyor.

Kozmetik bakımlar:

Botox, estetik dolgu yöntemleri, selülit, yağ birkimleri, akne, damarsal lezyonlar, lekelerin yok edilmesi gibi ameliyatsız estetik uygulamaların stressiz bir ortamda gerçekleştiriliyor

Selülit bakımı:

Yine kişiye özel olarak uygulanan programda dengeli beslenme, spor aktiviteleri ve teknolojik aletlerle selülitten korunma ve selülit gidermeye yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor. milliyet
[Devamını Okuyun...]

Organik Saç Boyaları Tehlike Saçıyor !

Ambalajında "organik" yazan her boyanın organik olmadığı, özellikle kimyasal saç boyası kullanmaları kadın-doğum uzmanlarınca önerilmeyen hamile kadınların bu konuda dikkat etmeleri gerektiği bildirildi.

İstanbul Üniversitesi eski öğretim üyesi biyo kimya profesörü Prof. Dr. Hulusi Barlas bir doğal ürün firmasının tanıtımı nedeniyle geldiği Adana’da, yaptığı açıklamada, şifalı bitkilerle başlayan, ardından kozmetiğe ve özellikle de saç boylarına sıçrayan "organik" trendini, tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi koşuluyla desteklediğini belirtti.

Gıdadan kozmetiğe ve konfeksiyona kadar ham maddesi organik olan tüm ürünlerin insan sağlığına ve çevreye önemli katkılarının tartışılmaz olduğuna işaret eden Prof. Dr. Barlas, "Ancak, oluşan büyük pazarda fırsatçılara yer verilmemeli" dedi.
Prof. Dr. Barlas, "ambalajında ’organik’ yazan her boyanın organik ya da bitkisel olmadığını, bu durumun özellikle, kimyasal saç boyası kullanmaları yasak olan kadınlar için büyük tehlike yarattığını" savunarak, şunları söyledi: "Kadınların, organik sandıkları kimyasal katkılı boyaları kullanmasının bebeğe vereceği zarar telafi edilemez. Piyasada satışa sunulan tüm ürünler Sağlık Bakanlığının izniyle satışa sunulur. Ambalajın üzerinde tüm ürünlerin katkı maddelerinin tek tek yazılması, oluşabilecek yan etkilerin tüketiciye bildirilmesi zorunludur.

Ticari kaygı güden bazı firmaların, bu yasal zorunluluğu yasak savma şeklinde yerine getirdiğine tanık oluyoruz. Bu firmalar, ürünlerindeki katkı maddelerini tüketicinin anlamadığı teknik terimlerle, üstelik karınca duasını andıran büyüklükteki yazılarla etiketliyor. Ürünün, vücutta oluşturabileceği yan etkiler ise ambalajın hiç görünmeyen en alt tabanına yapıştırılıyor."

Prof. Dr. Barlas, her şeye rağmen geçmişten günümüze kullanılan kına ve türevlerinin, en doğal saç boyası olma özelliğini koruduğuna dikkati çekerek, "Kına gibi hiçbir kimyasal katkı maddesi içermeyen doğal saç boyaları piyasada var, ancak bunların kimyasal boya kadar etkili olduğunu söylemek doğru olmaz. Buna karşın, kişinin beklentilerine cevap verebilir" dedi.

Doğal olanla olmayanı ayırt edin!

Prof. Dr. Barlas, doğal kozmetiğin, doğadaki etken maddeler yardımıyla insan vücudunun bakımı ve güzelliğini amaçladığını, bunların cilde ve çevreye dost ham maddelerle sağlanabileceğini belirterek, şunları kaydetti: "Doğal olduğu iddia edilen ürünlerde BDIH (kontrol edilmiş doğal kozmetik) sertifikası aranmalı. Sentetik koku, renk ve konserve edici madde parafin ve diğer petrol kökenli maddeler içermemeli."

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Evrüke ise hamilelik sırasında annenin aldığı kimyasalların bebeği doğrudan etkilediğini bildirdi. Prof. Dr. Evrüke, gebelikte kimyasal katkılı boyalarla saç boyanması veya perma ve röfle işlemlerinde uygulanan kimyasal ilaçları önermediklerini, bu maddelerin, saç derisinden emilip kana karışabileceğini, bunun da bebekte çeşitli doğumsal anomaliye yol açabileceğini kaydetti.
milliyet
[Devamını Okuyun...]

Kozmetik ve Güzellik

Kozmetik dünyası bize sonsuz gençliği verecek mucizenin peşinde koşuyor ve her geçen gün yepyeni ürünler piyasadaki yerini alıyor.Peki, sadece krem kullanarak taze ve mükemmel bir cilde kavuşmak mümkün mü?

Cildimiz neden yaşlanıyor? Bu sorunun yanıtı tam olarak verilmiş olmasa da en iyi bilinen şey yaşlanma sürecinde sadece genetik faktörlerin rol oynamadığı. Yaşlanmayı tetikleyen faktörler arasında UV ışınları, hava kirliliği, stres ve sigara gibi etkenler de var. Serbest radikallerin saldırıları da erken yaşlanmada önemli bir sebep. Serbest radikaller, vücudun yaklaşık 100 trilyon hücresi tarafından sürekli üretiliyor.

Kozmetik dünyası özellikle kadınların korkulu rüyası olan yaşlanma sürecini biraz daha erteleyebilmek için tüm hünerlerini ortaya koyuyor. Özellikle bazı ürünler var ki bunlar, özel formülleri ve fiyatlarıyla dikkat çekiyorlar. Peki gerçekten işe yarıyorlar mı? Yoksa kremler bir gün cilt gençleştirme amaçlı yapılan estetik operasyonların yerini mi alacak? Bu soruların yanıtlarını araştırdık.

Kırışıklar yaşlanma sürecinin doğal bir parçası ve bu hücrelerimizin içinde gerçekleşiyor. Belirli bir yaştan sonra cildin alt tabaklarında kolajen kaybı başlıyor, cilt hücreleri yıpranmış hücreyi onarmak için bölündükçe içindeki DNA azalıyor. Ve bu DNA’yı onarmak pek de kolay bir iş değil. Ama uzmanlar düzenli olarak nemlendirici kullanmanın yararının inkâr edilemez olduğunu belirtiyorlar.
Cildin üst katmanlarını soyan ve asit içeren ürünler de var ancak bunların bir takım yan etkileri olabiliyor ve mutlaka bir uzman tarafından reçeteyle önerilmeleri gerekiyor. Kırışıklarından kurtulmak isteyenlerin, kozmetiklerin işe yaradığını ancak tek başlarına mucizevî etkiler yaratamayacaklarını asla unutmamalı.
Pahalı krem mucize mi?

Güneşten korunmak, sigara içmemek ve alkol tüketimine dikkat etmek cilt güzelliğini uzun süre korumak isteyenlerin ilk yapması gerekenlerden. Kozmetik bir ürünün diğerine göre daha pahalı olması her zaman daha etkili maddeler içerdiği anlamına gelmiyor. Marketlerde satılan ve gerçekten çok kaliteli olan markalar da var. Fiyatlarının uygun olması bir pazarlama stratejisi. Yani fiyatı uygun olan ve markette satılan bir ürünle fiyatı daha pahalı olan ve parfümeri de satılan bir ürünün içindeki maddeler benzeyebiliyor. Ancak ürünlerin pahalı olmasının nedeni sadece ambalajları ve reklâmlarında boy gösteren ünlüler değil. Bu ürünler için birçok laboratuvar testleri yapılıyor ve ortaya çıkarılmaları için de çok uzun bir dönem geçiyor. Ayrıca bu ürünlerin içinde elde etmesi çok güç olan maddeler bulunuyor. netten alıntı haber leyditürk
[Devamını Okuyun...]

Nasıl Kilo Veririm ?

Fazla kilolardan kurtulmak forma girmek...sanılanın aksine bu artık daha kolay.vücudumuzun da kandığı bazı yalanlar var.bu yalanlarla hem vücudumuzu kandırabilir hem de daha çok kalori harcayabiliriz.

Öncelikle kendinizi daha enerjik hissetmek için B vitamininden faydalanın.böylece daha çok enerjik hissedecek ve daha fazla haraket ederek kalori harcayacaksınız.bunun için, ıspanak,kavun,fasulye,balık, brokoli, kuşkonmav ve yumurta tüketin.

Metabolizmanızı hıslandırıcı besinler tüketin..örneğin magnezyum...Metabolizmanızı hızlandırmak için yüksek magnezyumlu yiyecek tüketiminizi artırın. Sebzelerden, Ispanak gibi yeşil sebzeler magnezyum sağlar. Diğer iyi magnezyum kaynakları arasında pisi balığı, baden, kaju, yerfıstığı soya fasulyesi, tam tahıllı gevrekler, yulaf ezmesi ve bakla tohumu vardır.
Ara öğünlerde atıştırmayı ve sık sık yemeyi ihmal etmeyin.bu da yine metabolizmanızı hızlandıracak ve daha fazla enerji harcamanızı sağlayacak.ara öğünlerde, muz,havuç ve elma tüketin mesela.bu atışmalar sizin kan şekerinizi dengeleyecek ve size doyma hissi verecek.
kalori harcamanın ilk kuralı metabolizmanızın hızlı olmasıdır.bunu sağlamak için sabah kahvaltısı şart ! güne güzel bir kahvaltıyla başlayarak metobolizmanızı ateşleyebilirsiniz.
[Devamını Okuyun...]

Babet ve sandalet modası tam gaz devam ediyor !

Bu yaz yine rahatlık ve şıklık bir arada olacak.peki babet ve sandaletler ne durumda bu sezon ?

2008 yaz sezonunun 1 numaraları ayakkabı modeli babetler yine.bunun yanı sıra bilekten bağcıklı son derece şık sandaletler de ayaklarda yerlerini alacaklar.tokalı, önü kocaman düğmeli, kurdelalı ve rengarenk babetler harika görünüyor.ister topuksuz ister dolgu topuklu her şekilde de ayakta güzel ve rahat..

ben özellikle sandalet tercih ediyorum.çünkü görünüşü daha çok hoşuma gidiyor.bilekten bağcıklı ve çok az topuklu ortası açık ayakkabılar favorim bu sezon.

renk olarak ise bu sezon krem, bordo, kırmızı, sarı ve yeşil ön planda olacak.aynı renk tonlarına sahip boyundan askılı ya da kola takmalı büyük çantalar ve zincirli küçük çantalar son derece güzel.rahatlık arayanlara tavsiyem büyük askılı çantalar tercih edin ve boynunuzdan geçirerek eller serbest yürüyün ..
[Devamını Okuyun...]

Saçlarınız harika görünecek !

Saçlarınız kabus olmasın! Ufak ipuçları ile istediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz.
1. Çok kuru saçlar

Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan,saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.

2. Normal saçlar

Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonar gıcırdar gibi olması gerekiyor.

3. İkisi bir arada

Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silicon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.

4. Ilık su ile durulayın

Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için idealdir. Hatta başarabilenler,saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su , saçlara mükemmel bir
parlaklık verir.

5. En iyi fön stratejisi

Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.

6. Nazik olun

Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.

7. Çok mu streslisiniz?

Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek,şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin
derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun

Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz,her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan
kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın.

İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?

9. Saç kremi

Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.

10. Çok ince saçlar

İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veyakuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin 'uçuşmasını' engeller.

11. Tatilde bakım

Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.

12. Koruma ve tamir:

Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar. Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?

13. İnce telli saçlara kür uygulamak

Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.

14. Saç maskeleri

Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)

15. Sarı, kızıl ya da kahve

Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.

16. Çabuk kür uygulamak için

Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.

17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar

Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli.b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar

18. Vaks nasıl kullanılır?

Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.

19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız

Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.

20. Saç spreyi ve parlatıcı

Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür

21. Zamanlama sorununuz varsa:

Örneğin, sabah sabah 06:30'da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.

22. Saçınızı yıkamadan yattınız

Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.

23. Güçsüz kalmış kuru saçlar

İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerdeniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.

24. Sabah hiç vaktiniz yoksa

Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.

25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin

Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.

28. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız

Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin. Uzun, omuz hizası ya da kısa modellerin hangisi bana uyar?

27. Hayal ettiğiniz model

Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.

28: Yuvarlak yüz

Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.

29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa

Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.

30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?

Yeni bir kesimde,alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır. Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider

31. Saç, boy ve ölçüler

Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m'nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.

32. İnce hafif perçemler

Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.

33. Kısaltmak ya da uzatmak?

Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.

34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır

Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak…

35. Kakül ve alında perçem

Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar. Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda

36. Sıcaktan korunun

Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.

37. Düz saçlı kadınlar

Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.

38. Periyodik soruna özel çözüm

Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz. Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz

39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için

İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.

40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?

O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.

41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız

Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı
sürün.

42. 20'li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak

önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.

43. Sarı saçlara parlaklık gerek

Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak
sıcak renklerdir.

44. Saç kesimi her şeydir

Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün...

netten alıntı bir haber
[Devamını Okuyun...]

Elma sirkesi ve diyet

Elma sirkesi zayıflatır mı ? elma sirkesinin zayıflamaya etkisi nedir ? bu sorularla sıkça karşılaşıyorum.açıkcası şunu belirtmek isterim ki hiçbir şey tek başına yeterli olmuyor.ama bazı konularda destekleyici almak oldukça faydalı tabi ki.

diyette olan hanımlar özellikle siz bu dönemde elma sirkesinin zayıflamaya yardımcı etkisinden faydalanabilirsiniz.örneğin düzenli bir spor ve diyet eşliğinde daha hızlı kilo verebilmek için her sabah uyandığınızda aç karnına 1 bardak ılık suya 1 kaşık sirke ve bal ekleyip içerek metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz.

bu işlem sizin yavaşlamış olan metabolizmanızı uyaracaktır.özellikle balın yağ yakıcı etkisi de birleşince hem sağlık hem de kilo verme ikisi bir arada gerçekleşecektir.ayrıca sirke yoksa bunu yarım limonla da uygulayabilirsiniz.yarım limonun suyunu sıkın ve balla karıştırıp ılık suya ekleyip için.

unutmayın ki spor olmadan diyet faydasız...elinizden geldiğince haraket etmeye çalışın...diyet + spor + bal birleşsin ve gitsin kilolar.....

www.bilgeis.com
[Devamını Okuyun...]

Kumaş seçerken dikkatli olun !

Döşemelik kumaş seçerken eminiz ilk önce desenlerine ve dokularına dikkat ediyorsunuz.oysa seçtiğiniz kumaşın desenleri ve dokusu kadar kalitesi ve dayanıklılığı da önemli.. her kumaşın farklı işlevi ve farklı artı ya da eksi yönleri var.burada önemli olan neyi istediğniz ve nasıl istediğiniz.

örneğin dayanlılıktan kastınız nedir.kumaşta dayanıklık süresi sürtünme sayısı ile doğru orantılıdır. döşemelik kumaş seçiminde bu noktaya çok dikkat etmelisiniz. döşemelik kumaşınızın leke tutup tumadığını ve ne kadar dayanlıklı olduğunu satıcınıza sorun ve bilgi aldıktan sonra seçim yapın.

Kumaş seçiminde sağlamlık ve yıkanabilirlik de önemli bir ayrıntıdır. Seçtiğiniz kumaşlar ışığa karşı dayanıklı, çabuk solmayan ve temizlenmesi kolay olmalıdır.

uzun süre kullanmak için sık dokunmuş kumaşları tercih etmelisiniz. Çünkü bunları kumaşları temizlemek daha kolaydır ve daha geç alev alırlar. Bazı kumaşlar kendi kendini koruma özelliğine sahiptir.

Döşemelik kumaşlara uygulanan scotchgard ve teflon gibi çeşitli apre türleri vardır. Bunlar kumaşın yanmaya dayanıklılığını, leke ve su tutmazlığını etkiler.

mümkün olduğunca yanmayan ve geç yanan kumaşları tercih edin. bu noktada kumaşın apre türlerine sahip olup olmadığının bilinmesi çok önemlidir.

kumaş seçerken türlerine dikkat edin :

İpek: Sağlıklı olmasının yanında ev tekstilinde seçkin bir yere sahip olan ipek, çok yüksek ısıda yıkanmamalı. İpek, düşük ısıda ve buharsız ütülenmeli. Terlemeye ve çitilenmeye karşı hassastır. Perde, duvar kaplaması ve yastıklarda kullanılabilir.

Pamuklu: Esnek bir tür olan pamuk, çabuk kırışır ve buna karşın ütülenmeye karşı dayanıklıdır. Renkli pamuk kumaşların ilk yıkamasını tek başına yapın. Ayrıca pamuk yüksek ısıda yıkandığında çekme yapar. Işığa karşı dayanıklı değildir ama bazı kumaş firmaları pamuklu kumaşlar için özel üretim teknikleri uygulayabiliyor.

Keten: Çok çabuk kırışabilen keteni elde soğuk su ile yıkayın. Kire dayanıklıdır ve yumuşak bir kumaş türüdür.

Yün: Sıcak suyla yıkandığında çeker, şekli bozulursa çabuk düzelir. Asarak kurutma yapmayın. Sararmaya eşilimlidir.

Sentetik kumaşlar
Polyester, naylon ve lycra gibi sentetik kumaşları ılık su ile yıkamalısınız. Kolay yanarlar, bu yüzden düşük ısıda buharsız ütülenmeli. Sentetik kumaşlar kolay buruşmaz.

Suni kumaşlar
Asetat, Rayon ve Viskoz suni kumaştır. Bu tür kumaşlar yumuşaktır ve kolay kolay renk atmazlar. Kolay yanabilen suni kumaşların nem emme kapasiteleri düşüktür.

Döşemelik kumaşlarda bakım ve temizlik

Leke olan yeri ıslak bezle saf sabun kullanarak silin ve durulayın. Çamaşır suyu ve deterjan kullanmayın. Saç kurutma makinesi ile fazla yaklaştırmadan kurutun. Sık sık elektrik süpürgesi ile tozunu alın. Koltuklarınızı güneş ışığına maruz bırakmayın. Yüksek ısı, kumaşlar için zararlıdır. Doğru bakşım ile döşemelik kumaşın ömrü uzar.
[Devamını Okuyun...]

En besleyici 5 sebze ve meyve

Doktorlara göre deli gibi sebze ve meyve yememiz lazım. Biz size en yararlılarını söyleyelim de, işiniz kolaylaşsın! Doktorlar, gazeteler, televizyonlar, sürekli taze besinlerle beslenin, sebze, meyve yiyin diye kulağımızın dibinde davul çalıyorlar. Eh biz de anlaksız, anlayışsız değiliz, Amerikalıların peşinden ''Hurra!'' diyerek, sağlıklı hayata doğru yelken açıyor, taze meyve ve sebzelerden sebepleniyoruz. Yiyoruz, yiyoruz da, bu yediklerimizin hangisi gerçekten bizi tıka basa vitamin ve mineralle dolduran ve küçük atom karıncalar olmamızı sağlayan besinler acaba? Aşağıdaki en yararlı sebze ve meyveler listesi, içerdikleri lif, beta-karoten, fitokemikal (bitkilerde bulunan ve hastalıklarla savaşan doğal kimyasallar), vitamin ve minerallere göre hazırlanmıştır. En yararlı 5 meyve: Karpuz: Tam bir C vitamini deposudur. Ayrıca karotenoid (beta-karotenin de üyesi olduğu, bitki ve hayvanlarda bulunan yeşil ve sarı pigmentler ki hastalıklara karşı etkili oldukları biliniyor.) ve yüksek miktarda lif içeren karpuzun kalorisi de düşüktür. Papaya: Bizim pek tanımadığımız tropikal bir meyve olan papaya da yüksek miktarda C vitamini, karotenoid, lif ve potasyum içerir. Portakal: C vitamini ve folat içerir. Aynı zamanda, sadece suyunu içmek yerine, meyveyi de yerseniz, içinde bulunan liften de faydalanmış olursunuz.

Greyfurt: Gene bolca C vitamini, karotenoid, kolesterol düşüren cinsten lif, pektin (bazı ham meyvalarda bulunan jelatinli bir madde) ve pek çok fitokemikal vardır.

Kayısı: Zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Bol miktarda potasyum, lif ve bir miktar da C vitamini içerir. Kuru kayısıda C vitamini bulunmaz, ancak iyi bir demir kaynağıdır.

En yararlı 5 sebze:
Ispanak: İçinde sanıldığından daha az demir olduğu için işe yaramaz olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Ispanak, zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Aynı zamanda, C vitamini, folat, demir, potasyum ve kalsiyum içerir.

Tatlı patates: Bolca potasyum içerir. Ayrıca C vitamini, beta-karoten ve lif de içerikleri arasındadır.

Lahana: Beta-karoten, C vitamini, folat, kalsiyum ve lif içerir.

Havuç: Bol miktarda beta-karoten ve lif içerir.

Kırmızı dolmalık biber: Tam bir C vitamini kaynağı olan tatlı kırmızı biberde aynı zamanda beta-karoten ve lif de vardır
[Devamını Okuyun...]

Bilinçsiz zayıflamayın

Kulaktan dolma, reklamlarda gördüğünüz yöntemlerle kilo vermeye çalışırken dikkat! Zayıflayayım derken, iyice şişmanlayabilir, sağlığınızdan olabilirsiniz. Dünyada ve Türkiye de son yıllarda sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için harcanan zaman, efor ve maddi olanaklara bakıldığında, şişmanlık konusunda çok fazla bir mesafe katedilmediği görülebilmektedir.

Şişman insanlar vücutlarında bulunan yağlardan kurtulmak için sihirli ilaçlar, metotlar aramakta, görsel, yazılı basından gördüğü reklamlarla bu yöntemleri uygulamaktadır. Şişmanlıktan kurtulmak için uygulanan bu yöntemler şöyle sıralanabilir:

1 - İlaç tedavileri
2 - Naylon eşofman
3 - Bölgesel egzersizler
4 - Elektrik stimulasyonu veren cihazlar
5 - Düşük kalorili diyetler
6 - Diuretik maddeler içeren gıda maddeleri (sıvı kaybı sağlayan)
7 - Tek tip gıda maddeleriyle beslenme.

Aslında bu yöntemlerin hepsi kilo vermenizi sağlamaktadır, ama birinci ve önemli amaç, vücuttaki yağ oranımızı dengelemek, yani vücutta bulunan yağ kitlesinden sağlıklı biçimde kurtulmaktır.

Yukarıda sayılan yöntemlerle istediğiniz kiloya inebilseniz dahi, vücudunuzun istediğiniz görüntüye ve sağlığa kavuşmasını sağlayamayabilirsiniz. Eskiden yağlı ama yine de sert kol ve bacaklarınız ölçü olarak biraz daha incelse de, vücudunuz o eski sertliğini yitirebilir, kas kitlesi azalacağı için uzuvlarınız yağların iyice belirginleştiği bir şekilde ortaya çıkabilir.

Bu yöntemlerle kilo veren insanlar daha sonra alacakları kilolarla vücutlarındaki yağ oranını daha da artıracak, böylece sağlığını iki misli tehlikeye sokmuş olacaktır. Kısacası bilinçsizce uygulanan bu geçici yöntemlerle, vücudumuz için çok gerekli kas kitlelerini kaybetme riski büyüktür. Kaslar yağları yakan fabrikalar olduğundan, amacın kas kütlesi yitirilmeden yağ kitlesinden kurtulmak olduğu unutulmamalıdır.

Şişmanlıktan kurtulmak için uyguladığınız katı diyetler ve uzun yürüyüşlerle, vücutta yakacağınız yağ sınırlı olacaktır.

Yağ yakmak için, metabolizmanın sağlıklı ve düzenli çalışmasını sağlayacak gıda maddelerinin dengeli olarak alınmasının yanında, kas - yağ oranına göre vücudu çalıştırma sistemi belirlenmeli, set ve tekrar sayıları kişinin fiziki ve fizyolojik yapısı gözönünde bulundurularak hazırlanmalıdır.

Kas çalışmalarının yanında mutlaka yürüme, koşma, bisiklet ve kürek çekme gibi aktivitelerden biri seçilerek, yaşa göre hesaplanacak nabız sayısında egzersiz yapılmalıdır. Ağırlık çalışmaları yapılmaksızın diyetle birlikte uygulanan uzun süreli yürüyüş, koşu vs. gibi aktiviteler ise, kas kitlesini küçültecek, böylece hem görüntü hem sağlık olarak bazal metabolizmayı olumsuz etkileyecektir. Bundan kurtulmak için ağırlık çalışmaları, yürüyüş, koşu, bisiklet türündeki çalışmalar, doğru beslenme programıyla birlikte yürütülmelidir. Bazal metabolizma vücuttaki kas kitlesinin azalıp çoğalmasına göre hızlanmakta veya azalmaktadır. Şişmanlık tedavisi için uygulanacak egzersiz programları bireye özgü hazırlanmalı, grup egzersizlerinde her katılımcının kendine özgü kilo, yağ oranı, cinsiyet, yaş, egzersiz yapıp yapmadığı, kondüsyon durumu, beslenme alışkanlığı gözönünde bulundurulamalıdır.
[Devamını Okuyun...]

5 kilo vermek için

Sabah • Çay (Şekersiz) • 1 kibrit kutusu peynir • 1 tatlı kaşığı bal, reçel • Salata • 2 ince dilim ekmek

Öğle • 5 köfte kadar et=tavuk=balık • Salata • 1 ince dilim ekmek veya • 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği (Etli veya etsiz -susuz) • 1/2 su bardağı yoğurt • Salata • 2 ince dilim ekmek

Saat 15.00 • 1 porsiyon meyve Saat 17.00 • Çay (Şekersiz) • 2 adet galeta

Akşam • Öğle yemeğinin benzeri

Gece • 2 porsiyon meyve
[Devamını Okuyun...]

20 kilo vermek için

1.60 boyundaki 25 yaşındaki ve 76 kilo bir bayanın uygulaması gereken diyet örneği (İdeal ağırlığı 56 kilo / Verilmesi gereken kilo 20 )

Sabah saat 09.00 • 1 Tatlı kaşığı bal, reçel • 1 porsiyon peynir • 2 ince dilim ekmek • Domates, salatalık

Saat 11.00 • 1 porsiyon meyve

Öğle saat: 13.00 • 3 porsiyon et (Kırmızı et 90 gr, Beyaz et 180 - 150 gr.) • 1 su bardağı ayran • 2 ince dilim ekmek • Salata (istenildiği kadar)

Saat 16.00 • 2 porsiyon meyve + 2 adet grisini

Akşam saat 19.00 • 8 yemek kaşığı sebze yemeği (Susuz) • Yarım su bardağı yoğurt • 1 kase çorba = 2 yemek kaşığı pilav = 2 yemek kaşığı makarna • 2 ince dilim ekmek • İstenildiği kadar salata

Saat 21.00 • 2 porsiyon meyva + 1 su bardağı şekersiz süt
[Devamını Okuyun...]

Göbek eriten diyet

Pek çok kişi yazın hala istediği formda olamamaktan şikayetçi. Bazı kişiler biraz zayıfladıysa bile istediği yerlerden (göbek, bel, basen) incelememekten yakınıyor. Normal diyet programlarında kişiler zayıflasa bile çoğu kişide daha çok yüz bölgesi inceliyor. Ama aşırı yağlı bölgelerde pek incelme olmuyor.

Sizlere 3 haftada, özellikle göbek-bel bölgesinden incelmeyi de sağlayacak özel bir program vereceğim. Ancak öncelikle şu noktayı vurgulayayım: Sadece diyetle bölgesel zayıflama tam olmaz. Beraberinde özel egzersiz ve bazı özel bitkisel mönüler gerekir. Bu programı 3 hafta uygulayın, 21'inci günün sonunda müthiş incelmeyi hayretle göreceksiniz.

Mekik hareketi
Dizlerimiz bitişik ve ayaklarımız birbirine paralel şekilde tabanları yeri gösterirken iki elimizi enseye koyup hızlı hızlı, sık sık ve kesik kesik hareketlerle karnımız acıyana kadar sabah ve akşam ellişer kez bu hareketi yapıyoruz. Bu hareket özellikle karın bölgesindeki kasları kuvvetlendirir, yağ dokusunu harekete geçirir ve yağların yanmasına yardımcı olur.

Sopalı hareket
Bu harekette de bir sopayı ense kökümüze alıp iki elimizi geçiriyoruz. Ayaklarımızı yere sağlam basıp süratli bir şekilde sağa ve sola doğru daha çok kalçadan yukarısını hızlı bir şekilde döndürerek birkaç dakikada bu hareketleri yapıyoruz. Bu haraket karnın yan tarafındaki kasların şekillenmesi ve göbeğin erimesini sağlar.

Bel kasları için mekik
Bir taraftaki kolumuzu, bükülmüş olan diğer taraftaki dizimize doğru hafifçe, sık sık ve seri hareketlerle yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Bu hareketi de birkaç dakika dayanabildiğimiz kadar yapmaya gayret ediyoruz. Daha sonra diğer taraftaki ayağımızı ve kolumuzu değiştiriyoruz. Bu hareket karnın yan tarafına doğru olan kasları çalıştırmak için yararlıdır.

Haftanın tek günleri bunları yiyin

Kalkar kalkmaz: 1 bardak ılık ballı limonlu su (içine yarım tatlı kaşığı bal, 10 damla limon konacak).

Sabah sporu: 35 - 40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Bol ter atmaya gayret edin. Ardından fotoğraftaki gibi 15-20 dakika spor.

Duş: Ham ipek kese veya kabak lifi ile 5 dakika fırçalar gibi göbek, basen, popo, bel sertçe fırçalanacak. 5 dakika kadar susam yağı, kekik yağı, biberiye yağı, melisa yağı ile aynı bölgeye masaj yapılacak.

Kahvaltı: 1 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet sert şeftali

Ara: 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.

Öğle: 1 porsiyon ızgara tavuk (derişiz), bol rokalı yeşil salata (taze soğanlı).

Ara(saat 15.00): 3-4 yulaflı bisküvi

Ara(saat 17.30): 1 adet yeşil elma.

Akşam: 4-5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), 1 dilim tam ekmek, mevsim salatası.

Gece: 1 bardak şekersiz tarçınlı ılık light süt. 3-4 fincan rezene çayı, yeşil çay, mısır püskülü, kiraz, avakado yaprağı karışım çayı içilecek.

Yasaklar
* Kolalı, şekerli içecekler

* Kızartma

* Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk - balık derisi, tam yağlı süt)

* Alkol (özellikle bira)

* Beyaz un,

* Beyaz şeker

* Doğum kontrol hapları

* Aşırı gündüz uykusu

* Çikolata

* Yağlı çerezler

* Cips

Zayıflatıcı çayı elinizden düşürmeyin
Bir su bardağı için 1-2 adet avakado yaprağı, 1 çay kaşığı yeşil çay, küçük bir tutam kiraz sapı ve mısır püskülü, 1 çay kaşığı rezene tohumu sadece 1-2 dakika kaynatılacak ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakılacak. Sonrasında şeker veya tatlandırıcı eklenmeyecek sadece çok ince bir dilim limonla içilecek. Yemeklerden biraz sonra da içebilirsiniz. Akşam mümkün olduğunca erken yenilecek. Sabah ise erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.

Makale: Ender Saraç
[Devamını Okuyun...]

Kalori yakmanın 20 yolu

Sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz. Nasıl mı?

Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz.



1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.

2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.

3- Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.

4- Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.

5- Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.

6- Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.

7- Öğün aralarında yeme istedi doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.

8- Ayakta hiçbir şey yemeyin.

9- Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.

10- Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.

11- Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor.

12- Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin.

13- Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.

14- Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar.

15- Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın.

16- Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın.

17- İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir.

18- Sık ama az yiyin.

19- Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin.

20- Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter.
[Devamını Okuyun...]

Aile Boyu Diyeti

Kahvaltı seçenekleri

Haftanın altı günü ayrı alternatiften dilediğinizi seçin. Bütün kahvaltıların toplam kalori oranı sadece 250. Yedinci güne ne oldu dediğinizi duyar gibiyim. Pazar günü ( tabii ki çok aşırıya kaçmadan ) istediğiniz gibi bir kahvaltı sofrası hazırlayın ve pazar sabahın keyfini çıkarın.

Corn flakes, meyve suyu ve yoğurt: Bir ufak kaseye corn flakes ile sütü karıştırın. Bir su bardağı şekersiz portakal suyu ve en küçük boy yoğurt ile kahvaltıyı tamamlayın.

Haşlanmış yumurta ve tost : Bir adet haşlanmış yumurta, yağsız beyazpeynirli tost ve şekersiz bir fincan çay.

Domatesin tadı : 1,2 dilim kepek ekmeği2 dilim domates, 1 parça beyazpeynir ve bir su bardağıdomates suyu.

Sosisli kahvaltı : Bir büyük boy sosisi ızgarada pişirin. Yanına dana jambon ve kaşarpeynirinden oluşan yağsız bir tost hazırlayın. Şekersiz bir bardak çayı ihmal etmeyin.

Yoğurdun lezzeti : Bir küçük kap yoğurt, bir adet muz ve bir dilim tost ile birlikte bir fincan şekersiz kahve.

Meyve salatası : Bşer adet kivi, bir adet muz, bir elma ve iki dilim karpuzu diyet yoğurt ile karıştırın. Şekersiz bir fincan çayı unutmayın.

Zevkli akşam yemekleri

Diyeti bie keyif haline getirebilmek için önce onu bir işkence haline getirmek için önce onu bir işkence olmaktan çıkarın. Günün en keyifli öğünü olan akşam yemeklerini hep birlikte zevk haline getirin. Haftanın belirli akşamlarını sebze ve meyve kürü olarak seçin. Kendinize ve ailenize hiçbir sınır koymadan dilediğiniz kadar meyve, sebze yiyin. Ancak, kabuklu olan meyvelerin kabuklarını soymadan... kütür kütür bir elmayı ısıra ısıra yemenin keyfini sürün. biliyoruz sebze özellikle erkekler tarafından tercih edilmiyor. o halde bir günü de balığa ayırmaya ne dersiniz? tabii ki ızgara olmak koşuluyla! zaten balığı parçalamadan yemek çok daha makbul! leziz bir palamut balığını ızgarada yapıp bütün aile birlikte yemek hiç de fena olmaz.

Akşam Yemekleri İçin Alternatifler
Keyifli akşam yemekleri için size üç tane önerimiz var. Bir deneyin bakalım hoşunuza gidecek mi?

Kremalı domates soslu makarna ve yoğurt:
bir porsiyon kremalı domates sosunu 125 gram pişirilmiş spagetti ile karıştırın. üzerine Parmesan peyniri dökün ve mevsim sebzeleriyle servis edin. Yemeğin yanına bir küçük kap yoğurt da alabilirsiniz.

Fesleğen soslu makarna: 200 gram fiyonk ya da burgu makarnanın üstüne fesleğen ilave edin. Üzerine Parmesan peyniri dökün. makarnanın yanına sebze katarak servis edin.

Mantarlı Kereviz: dört adet orta boy kerevizin içini oyun. 250 gram mantar, sivri biber, domates, maydonoz ve dereotunu doğrayı karıştırın. üzeirne sıvı yağ ve bir tatlı kaşığı şeker ekleyerek karıştırın. kerevizlerin içine bu karışımdan koyarak az suyla karıştırın.
[Devamını Okuyun...]

Burca Göre Diyet!

İnsanların davranışlarında etkin olduğuna inanılan burçlar, yemek yeme alışkanlıklarında da belirleyici olabiliyor. Bu yüzden diyet yaparken burcunuzun özelliklerine uygun davranmak en akıllıca olanı diye düşünenlerdenseniz, okumadan geçmeyin...

Koç (21 Mart - 20 Nisan) : Abur cubur yemeye son derece meraklısınız. Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnıbahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.

Boğa (21 Nisan - 21 Mayıs) : Yemek için yaşayanlardansınız. Fakat unutmayın ileride bu kilolar başınıza bela olur. Karbonhidratlardan kaçının. Aksi takdirde tombul bir kişi olursunuz. Sindirim güçlüğü çekebilirsiniz. Düşük nişasta, yağ ve şeker içeren bir diyet, beslenme hayatınızın gerekli bir parçası olmalıdır. Doğal iyot içeren besinler, balık ve deniz mahsulleri, yumurta, karaciğer, böbrek, buğday, ıspanak, pancar, taze meyve ve yeşil salata besin listenizde daima yer almalıdır. Ayrıca su içmek de hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmalı.

İkizler (22 Mayıs - 21 Haziran) : Yemek yerken o kadar acele hareket ediyorsunuz ki artık bu durum sizin sağlığınızı etkiler hale gelmiş. Yemekleri çok çiğnemeden yutmayın. Az ama sık yemeyi prensip haline getirin. İkizler kemiklerinin sağlıklı olmasını istiyorsa sağlıklı beslenmelidir. İkizler de kan pıhtılaşması çok sık görülür. Balık, tereyağı ve köy peyniri, havuç, portakal, greyfurt, şeftali, erik, üzüm suyu, kuru üzüm ve badem beslenme listenizde vazgeçilmez besinler olmalıdır. Sakinleşmeniz ve huzurlu olmanız için de şifalı bitkiler ve kafeinsiz çaylar tam size göre.

Yengeç (22 Haziran - 23 Temmuz) : Duygusal olmanız sizin beslenme alışkanlıklarınızı da etkiliyor. Üzüldükçe böreklere, keklere, dondurma ve şekerlemelere sarılıyorsunuz. Halbuki yengeçler, nişastalı yiyeceklerden, şeker, tuz ve baharatlardan uzak durmalıdır. Çünkü mideleri çok hassastır. Vücudunuz kalsiyuma fazlaca ihtiyaç duyar. Düşük yağ içeren süt, peynir ve yoğurt, kıvırcık lahana, domates, salata ve marul, bol miktarda taze sebze ve yağsız protein, sizin cilt ve mide sağlığınız açısından iyi olup, kilonuzu daha rahat kontrol altına almanızı sağlar. İncelmek için öncelikle kendinizle hesaplaşmalısınız.

Aslan (24 Temmuz - 23 Ağustos) : Yemek sizin için adeta bir zevk haline gelmiş. Güzel lokantalar, nefis yemekler her zaman hayalinizi süslüyor. Vücudunuza önem verdiğiniz için diyet yapmakta son derece başarılısınız. İradeniz harika! Kan dolaşımınızın düzenli olması için; sığır, kuzu ve kümes hayvanları eti, karaciğer, çiğ yumurta sarısı, kereviz, elma, incir, şeftali, limon ve badem sizin için idealdir. Porsiyonlarınızı yüzde 50 azaltmanız önerilir.

Başak (24 Ağustos - 23 Eylül) : şekerleme deyince siz akla geliyorsunuz. Özellikle de çikolata hayatınızın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Ancak bu yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü kalbinizde problem yaratabilir. Tuz, buğday, çavdar, yağsız sığır ve kuzu eti, peynir, zeytin, portakal, limon, kavun, elma, armut sizin ideal yiyeceklerinizdir. Kavun, elma, armut kısmen cildinizi temizlemek ve saçlarınıza bakım sağlamak için yardımcı olur. Elma ise kurtarıcınızdır.

Terazi (24 Eylül - 22 Ekim) : Terazi böbrekleri, sırtın alt kısmını, temsil eder. Bezelye, mısır, havuç, ıspanak, buğday, yulaf unu, elma, çilek, badem ve kuru üzüm hep elinizin altında olmalıdır. Böbrekleriniz için çok fazla asitli içeceklerden uzak durmalısınız. İncecik ve zarif bir beden için; ince dilimler faydalı olacaktır.

Akrep (23 Ekim - 22 Kasım) : Burcunuz üretim organlarını temsil eder. Solunum yolları problemleri yaşayabilirsiniz. Tahıllardan yapılmış ekmekler, balık ve deniz ürünleri, yeşil salata, soğan, kırmızı turp, taze meyve ve sebzeler içeren bir diyet tam size göredir. Doğru beslenme gerginliğinizi alıp götürür.

Yay (23 Kasım - 20 Aralık) : Burcunuz kalçalar, bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. Doğal beslenmek için kabuklu meyveler ve sebzeleri tercih edin. Bolca çiğ sebze, yeşil biber, patates, incir, kuru erik, çilek, elma, armut, ve taneli tahılları yemeniz önerilir.

Oğlak (21 Aralık - 18 Ocak) : Çalışkan bir yapınız var ve çalışırken de farkında olmadam öğün atlıyorsunuz. Oysa bu sizin için çok zararlı. Vücudunuzun vitamin ve minerallerden oluşan geniş bir besin karışımına ihtiyacı var. Burcunuz , dizleri, dişleri, kulakları ve deriyi temsil eder. Lahana, kereviz, yağsız etler, limon, portakal, inek sütü, her türlü peynir, balık, yumurta sarısı, buğday ve incirle aranızın çok iyi olması gerekir. Kayısı, badem yiyerek kuru ve alerjik eğilimli cildinizi canlandırın. Cildinizi sigara ve sigara dumanından uzak tutarak korumaya çalışın.

Kova (19 Ocak - 20 şubat) : Vücudunuzun sürekli C vitaminine ihtiyacı var. Yemek tarzınız yenilikçi. Bu nedenle değişik lezzetler tatmayı seviyorsunuz. Burcunuz el ve ayak bilekleriyle baldırları ve dokuları temsil eder. Vücudunuz sofra tuzuna çok ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı sofra tuzundan değil, bu maddeyi barındıran besinlerden almanız en mantıklısıdır. Çok fazla tuz aldığınızda zayıf bir kan dolaşımına, gereğinden fazla şişkin bir vücuda ve karaciğer rahatsızlıklarına açıksınız demektir. Deniz ürünleri, brokoli, havuç, turp, balkabağı, ıspanak, elma, şeftali, limon, portakal, greyfurt, nar ve ananas sizin için doğal tuz bakımından ideal besinlerdir.

Balık (20 şubat - 21 Mart) : Katı ve sıkıcı diyetler size göre değil. Yüksek proteinli, düşük yağ ve şeker içeren diyet uyguladığınız zaman kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Burcunuz ayaklar ile duyma, işitme, dokunma ve tatmayı temsil eder. Demir vücudunuzun başlıca ihtiyacıdır. Demir eksikliği, anemi ve düşük tansiyona sebep olur. Diyetlerinizde zengin demir içeren karaciğer, yağsız sığır eti, kuzu eti, yumurta sarısı, beyin, midye, ıspanak, soğan, arpa, marul, buğday ekmeği, kuru fasulye, elma, üzüm, limon, portakal, şeftali, hurma, kuru erik ve üzüm yer almalıdır. Maydanoz da bu listeye eklenebilir.
[Devamını Okuyun...]

Hamilelikte seks

Hamilelikte seks Hamilelik sırasında seks isteğinin çiftten çifte değişmekle beraber, genellikle birinci üç ayda azaldığı, ikinci üç ayda arttığı, üçüncü üç ayda yine düşüş gösterdiği belirtiliyor. Bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz.
Doğum yaklaştıkça, isteğin iyice azalmasının nedenleri şöyle sıralanıyor: Birincisi, karın hacminin artışı hareket etmeyi zorlaştırıyor. İkincisi, ilerlemiş hamileliğin ağrı ve rahatsızlığı sıcak bir ilerlemeyi engelliyor. Üçüncüsü ise son dönemlerde kadının, bebek ve doğum dışında herhangi bir şeye yoğunlaşması zor oluyor.

Bedensel değişiklik

Her şeyden önce, bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz. Bu olumsuz etkiler şöyle özetlenebilir:

Bulantı ve kusma: Eğer bulantı ve kusmalarınız gece gündüz devam ediyorsa, bunların geçmesini beklemelisiniz (sıklıkla ilk üç ayın sonunda kaybolur). Eğer sizi yalnızca belli saatlerde, genelde sabah, rahatsız ediyorsa gevşemeye çalışın ve yemek saatlerinizi ona göre ayarlayın. Kendinizi berbat hissediyorsanız ısrarla çekici görünmeye çalışmayın; çünkü sabah rahatsızlığınız duygusal gerginliğinizle artabilir.

Yorgunluk: Dördüncü aya kadar geçecektir. Geçinceye kadar, kendinizi gece geç vakitlere kadar romantik olmaya zorlamak yerine; eğer uygunsanız eşinizle gündüz kendinizi daha dinç hissettiğinizde birlikte olun.

Görüntünüzün değişmesi: Hamilelik ilerledikçe kadının görüntüsü ve karnının şişmesi çiftlerden birinde ya da ikisininde de isteksizlik yaratabilir.

Üreme organlarının büyümesi: Hamilelikte hormonal değişikliklere bağlı olarak, kasık bölgesine doğru artmış kan akımı, bazı kadınlarda cinsel beklentiyi arttırabilir. Fakat özellikle hamileliğin son dönemlerinde, kadının cinsellikten daha az zevk almasına neden olabilir.

Memelerde dolgunluk: Bazı çiftler hamilelik boyunca dolu ve gergin göğüslerden hoşlanabilir. Fakat bir kısmında hamileliğin erken döneminde memelerin ağrılı gerginliğine bağlı olarak ilişki acı verebilir.

Vajina salgılarındaki değişiklikler: Bu salgıların miktarı artar ve kıvamı, kokusu, tadı değişir. Bu artış, birleşmeyi daha hoş hale getirebilir. Tam tersi kadının vajinasının sürekli ıslak ve kaygan olması eşinin sertleşmesini engelleyebilir.

Bebeğinize zarar vereceğinizden korkmak: Normal bir hamilelikte cinsel birleşme bu etkilerin hiçbirine yol açmayacaktır. Bebek rahimde rahat ve korumalı bir ortamdadır. Ayrıca rahim ağız kısmında oluşan sıvımsı bir tıkaç ile bebek dış ortamdan güvenle korunur. Ayrıca orgazmdan sonra rahimde kasılmalar olmasına karşın, bu kasılmaların normal bir hamilelikte tehlikesi yoktur.

Bebeğinizin “farkında” olmasından korkmak: Orgazm sonrasında rahimdeki kasılmaların sebep olduğu hafif sallantıdan bebeğinizin hoşlandığını düşünün. O, yaptığınızı ne görebilir ne de neler olduğunun farkındadır. Bebeğinizin hareketleri (birleşme sırasında yavaşlama ve sonrasında tekmeleme, kıvranma ve orgazm sonrası kalp atışlarında hızlanma) yalnızca hormonlara ve rahim hareketlerine bağlı tepkilerdir.

Karı koca arasındaki ilişkinin değişmesi: Çiftler artık yalnızca sevgili veya birbirine aşık karı koca değil, aynı zamanda anne baba oldukları düşüncesine alışmakta zorluk çekerler. Öte yandan bazı çiftler ilişkilerindeki bu yeni boyutu keşfedip, bunu da yeni bir heyecan olarak yatak odalarına taşırlar.

Cinsel ilişkinin sınırlanması gereken durumlar

Birleşme aşağıdaki durumlarda muhtemelen kısıtlanacaktır:

Herhangi bir anda beklenmeyen bir kanama olması,
Daha önceki hamileliğin ilk üç ayında düşük ya da düşük tehlikesi geçirmesi, şu anda da düşük tehlikesinin bulunması,
Daha önceki hamileliğin son 8-12 haftası içerisinde erken doğum, riskli erken doğum deneyiminin olması veya şu anda erken doğum belirtilerinin bulunması,
Plasenta Previa (anne ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan dokunun normal yerleşimi yerine rahim üst kısmına yerleşmesi) olması. Bu durumda ilişki ile plasenta zamanından önce yerinden ayrılıp, kanamaya yol açarak hem anne hem de bebek sağlığını tehdit edebilir.
Birden fazla bebek bekleme durumunda son üç ay ilişki yasaklanabilir.
Daha çok zevk almanız için öneriler

İşte size cinsel ilişkinizi güzel bir şekilde sürdürebilmeniz için bir kaç tavsiye:

İlişkiniz ister sık ister seyrek olsun öbür etmenlerden etkilenmesine izin vermeyin.
Ebeveyn olma duygusunun ilişkiniz üzerinde yaratabileceği gerginliği fark edin ve bu durumun her ikinizin de hissedebileceği cinsel isteğin yoğunluğunu değiştirebileceğini bilin. Her türlü sorunu açıkça konuşun, hiçbir zaman kulak ardı etmeyin.
Olumlu düşünün: Sevişmek, bedensel olarak doğuma iyi bir şekilde hazırlanmanıza yardımcı olacaktır.
[Devamını Okuyun...]

Kadınları Etkileme Sanatı

Kısa ve etkileyici konuşun , Kadınlar konuşarak sevinçlerini paylaşırken, erkekler daha çok hareketleri kullanır. Konuşarak sevinmek veya şükretmek onlara uymaz. Erkeklerin aşk hakkında uzun uzun konuşmayı sevmemesi, sizi ruhunuzu okşayan bu tür konulardan mahrum bırakmamalı. Sevgilinize ilgisine ne kadar muhtaç olduğunuz açık açık anlatmalısınız. Erkekler sessizlikten hoşlanır Diyelim ki çılgınlar gibi seviştiniz ve birbirinizin kollarında yatıyorsunuz. O anda, siz ona ne kadar çok bağlı olduğunuzu söylemek isterken, o gözlerini kapatıp, anın büyüleyici rahatlığının tadını çıkarmak ister. İlişkinizin büyüsünü sizin kadar hissetmediği için onu suçlamak yerine, erkeklerin duygularını kadınlardan farklı ifade ettiklerini hatırlayın. Yoğun duygular içinde olan bir kadın bunu konuşarak dışa vurmayı tercih ederken, erkekler bu tür anları kendi kendilerine yaşamayı tercih eder. Duygularını paylaşmazlar Deşarj olmak için kadınlar sorunlarını dile getirmeye çalışırken, erkekler konuyu fazla uzatmadan çözüm bulmak ister. Erkekler sorunları sistematik olarak ele alır ve adım adım çözmeye çalışır. Ağlama krizlerinden hoşlanmazlar Erkekler gerçekten dramatik olayların dışında pek ağlamazlar. Kadınlar ise neredeyse her şey için ağlarlar. Onlar için kızgınlık, sinirlilik, yorgunluk, sevinç ağlama sebebi olabilir. Bir an için kendinizi sevgilinizin yerine koymayı deneyin ve kendinize onun gözüyle bakın. Bir dakika mutlusunuz, sonraki dakika gözyaşlarınız dökülmeye başlar. Ortada gerçek bir sorun yoksa, sevgiliniz ruh halinizi anlamakta ve size destek vermekte zorlanacak ve siz bu davranışı duygusuzluk olarak algılayacaksınız. Ağlama olayında kadınlar ve erkekler arasındaki yaklaşım farklılığını sevgilinizle konuşarak halledebilirsiniz. Özür dilemeyi sevmezler Erkekler tartışmayı bitirmek için illa bir formüle ihtiyaç duymaz. Onlar hiçbir şey söylemeden de tartışmayı bitirebilir. Uzun lafın kısası, erkeklerden özür dilemelerini bekliyorsanız, çoğu zaman boşa beklersiniz. Bu durum karşısında öfkelenmeye veya onların vicdan azabı duymayan, kalpsiz biri olduklarını düşünmenize gerek yok. Erkekler için özür dilemek olayı yeniden yaşamak anlamına geldiği için yaşananları tekrar etmeden özür dilemeyi seçerler. Sonuçta durup dururken arabanızı yıkaması, birkaç özür kelimesi söylemesinden daha iyi değil mi?
[Devamını Okuyun...]

Seks renginiz hangisi

Favori renginiz seks hayatınızın anahtarı gibi. Hatta giydiğiniz kıyafetlerden, arabanıza kadar seçtiğiniz tüm renkler seks hayatınızı ele veriyor. Bakalım sevdiğiniz renkler seks hayatınızda ne anlama geliyor. Sarı: Seks niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir. Örneğin gay’lerin en favori rengi sarıdır derler.

Yeşil: Yeşil seçenler ferah ve saftırlar. Nazik olmalarına rağmen tutkulu değildirler.

Siyah: Hafif sapık bir seks anlayışına sahip, abartısız sadist ve mazoşist hareketlerden hoşlananların rengidir.

Kırmızı: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir. Bir kere ışığı gördüler mi onları durdurmak saatler alır.

Beyaz: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar. Fransız tarzı öpücükler müstehcen, gün ışığında seks yapmak ise tartışılmazdır.

Kahverengi: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler. Sevişmek için zamana ve özele ihtiyaçları olan bu insanların hisleri çok gel-gitlidir ve söyleyeceğiniz ağır bir söz, ilişkinizi bitirebilir, dikkat!

Gri: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile! Eşlerinin terk etmemesi veya hamile kalmak için sevişirler.

Mavi: Muhteşem seks partnerleridir. Günahkar, etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlıdırlar.
[Devamını Okuyun...]

Çocuk Sahibi Bir Aile Olmaya Hazır mısınız

Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor. Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.”

Ortak karar alınmalı

Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.”
[Devamını Okuyun...]
Related Posts with Thumbnails
 

©2009 KADIN SİTESİ |