ÇOK ŞİRİN KIZ BEBEKLER İÇİN PEMBE ÖRGÜ DEĞİŞİK ELBİSE MODELİ
Ocak 2009 içindeki 41 yayından en yeni 35 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
Ocak 2009 içindeki 41 yayından en yeni 35 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
KADINLAR ÖRGÜ ÖRMEYİ ÇOK SEVİYOR.DEĞİŞİK VE ZARİF ÖRGÜ MODELLERİ ARANIYOR VE DERYA BAYKAL GİBİ ÜNLÜLERİN DE BU İŞLER UĞRAŞMASI ÖRGÜYÜ DAHA DA CAZİP KILIYOR.
ÖRGÜ ÖRMEK HEM ZİHNİ DİNLENDİRİYOR,HEM DE RUHU RAHATLATIYOR.KADINLARIN ÖRGÜ İLE ORTAYA GÜZEL ŞEYLER ÇIKARMASI ONLARIN ÖZGÜVENİNİ DE TETİKLİYOR.
SELANİK ÖRGÜSÜ NASIL ÖRÜLÜR ? SELANİK ÖRGÜSÜNÜN ÖRÜLME BİÇİMİ.SELANİK ÖRGÜSÜ MODELİNİN YAPILIŞI İLE BAŞLAYALIM ÖRGÜ ÖĞRENMEYE.

1. 1 ters, 1 düzden boş, 1 at (arttırmak), (sıra sonu 1 attan sonra 1 tersle bitsin)
2. Düz geleni boş lşle(önceki sıradaki ters bu sırada düz olarak gözükür),1 at, tersler (1. sıradaki boş bu sırada ters olarak gözükür) bir önceki sırada atılan ilmekle 2 beraber ters işlenir. 2nci sıra 1 boş. 1 at. 2 beraber ters
(çift gelenler ters, düzler boş ve atmalı)
Bir modeli oluştururken: Her sırada verilen ilmekler bir motif içindir. Yapılacak olan parçanın genişliğine göre, arka arkaya tekrar etmektir. Örnek: 2 düz kenar, 1 düz, 2 ters, 7 düz verilmişse yapılacak olan: 2 düz kenar, 1 düz, 2 ters, 7 düz, 1 düz, 2 ters, 7 düz, 1 düz, 2 ters, 7 düz olarak ilmek sayınız kadar devam eder.
ÖRGÜ ÖRMEK HEM ZİHNİ DİNLENDİRİYOR,HEM DE RUHU RAHATLATIYOR.KADINLARIN ÖRGÜ İLE ORTAYA GÜZEL ŞEYLER ÇIKARMASI ONLARIN ÖZGÜVENİNİ DE TETİKLİYOR.
SELANİK ÖRGÜSÜ NASIL ÖRÜLÜR ? SELANİK ÖRGÜSÜNÜN ÖRÜLME BİÇİMİ.SELANİK ÖRGÜSÜ MODELİNİN YAPILIŞI İLE BAŞLAYALIM ÖRGÜ ÖĞRENMEYE.

1. 1 ters, 1 düzden boş, 1 at (arttırmak), (sıra sonu 1 attan sonra 1 tersle bitsin)
2. Düz geleni boş lşle(önceki sıradaki ters bu sırada düz olarak gözükür),1 at, tersler (1. sıradaki boş bu sırada ters olarak gözükür) bir önceki sırada atılan ilmekle 2 beraber ters işlenir. 2nci sıra 1 boş. 1 at. 2 beraber ters
(çift gelenler ters, düzler boş ve atmalı)
Bir modeli oluştururken: Her sırada verilen ilmekler bir motif içindir. Yapılacak olan parçanın genişliğine göre, arka arkaya tekrar etmektir. Örnek: 2 düz kenar, 1 düz, 2 ters, 7 düz verilmişse yapılacak olan: 2 düz kenar, 1 düz, 2 ters, 7 düz, 1 düz, 2 ters, 7 düz, 1 düz, 2 ters, 7 düz olarak ilmek sayınız kadar devam eder.
GÜZELLİK İÇİN SAĞLIKLI VE PÜRÜZSÜZ BİR CİLT İÇİN MAYDANOZ KÜRÜ !
İBRAHİM ADNAN SARAÇOĞLU HOCAMIZDAN MAYDANOZ İLE GÜZELLEŞME KÜRÜ !
Cilt güzelliği ve vücudu arındırmak için :
Saplı olarak 15-16 tane taze maydanozu mutfak robotunuza veya blendırınıza elinizle biraz parçalayıp atınız ve üzerine yarım limon suyu (iki yemek kaşığı) ve yarım bardak su ilave ediniz.
Mutfak robotunuzu çalıştırınız, iyice karıştırdıktan sonra sabah kahvaltısından en erken on dakika önce aç karnına tamamını içiniz.
Onbeş gün ara vermeden her gün sabah bu kürü uygulayınız ve onbeş günlük uygulamadan sonra bir hafta ara veriniz. Bir hafta aradan sonra tekrar onbeş gün aynı şekilde uygulayınız ve kürü sonlandırınız. Beş-altı ay sonra durumunuza göre bu kürü aynı şekilde tekrar edebilirsiniz.
MAYDANOZ KİMLERE ZARARLI,KİMLER MAYDANOZ KÜRÜ YAPARKEN ÇOK DAHA DİKKATLİ OLMALI ?
İBRAHİM ADNAN SARAÇOĞLU BU KONUDA UYARIYOR !
Düşük tansiyon (hipotansiyon) şikâyetiniz var ise, maydanoz kürünü dikkatli uygulamanızı öneririm. Çünkü, maydanoz kürü tansiyon düşmesine neden olabilmektedir.
Memleketimizde maydanoz çok tüketilen bir bitkidir. Bazı insanlar yeşillik olarak maydanozu bol miktarda tüketirler.
Maydanozun içerdiği apiol maddesi her ne kadar uçucu özelliği olan bir yağ ise de, kalsiyumun emilmesini engelleyici (kalsiyum antagonist) özelliği de çok güçlüdür.
Bu nedenle kalsiyum eksikliği problemi ve osteoporoz rahatsızlığı olanların maydanozu ölçülü tüketmeleri gerekir.
İBRAHİM ADNAN SARAÇOĞLU BU KONUDA UYARIYOR !
Düşük tansiyon (hipotansiyon) şikâyetiniz var ise, maydanoz kürünü dikkatli uygulamanızı öneririm. Çünkü, maydanoz kürü tansiyon düşmesine neden olabilmektedir.Memleketimizde maydanoz çok tüketilen bir bitkidir. Bazı insanlar yeşillik olarak maydanozu bol miktarda tüketirler.
Maydanozun içerdiği apiol maddesi her ne kadar uçucu özelliği olan bir yağ ise de, kalsiyumun emilmesini engelleyici (kalsiyum antagonist) özelliği de çok güçlüdür.
Bu nedenle kalsiyum eksikliği problemi ve osteoporoz rahatsızlığı olanların maydanozu ölçülü tüketmeleri gerekir.
MAYDANOZ ZAYIFLATYOR ÖDEM ATTIRIYOR SAĞLIK VERİYORMAYDANOZUN FAYDALARI,YARARLARI,İBRAHİM ADNAN SARAÇOĞLUNUN MAYDANOZ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ,TAVSİYELERİ VE MAYDANOZ KULLANMAK İÇİN BİRKAÇ GEREKLİ SEBEP !
Değerli okuyucu, seksenli yıllarda maydanoz üzerine araştırmalarıma başladığımda, beni ilk şaşırtan özelliği, onun güçlü bir karaciğer dostu olduğunu görmem olmuştur. Maydanozun, karaciğerin rahat çalışmasını sağlayan mükemmel bir gücü vardır. Onun, bu gücünden faydalanabilmeniz için kürünü uygulamak gerekir. Kürünü uyguladığınız birkaç gün içerisinde cildinizdeki değişikliği de fark edebileceksiniz. Unutmayınız cildiniz karaciğerinizin aynasıdır. Salatanın veya yemeklerin içerisine koyduğunuz maydanoz, kür değil bir beslenme şeklidir.
Arındırıcı kür
Arındırıcı kür
Maydanoz kürü, karaciğer metabolizmasında glutathione-S-transferaz (GST) enzimlerinin üretimini büyük oranda artırıcı özelliğe sahiptir. Bu enzimin en önemli özelliği, besinler üzerinden ve solunum yoluyla aldığımız zararlı kimyasalları ve de vücudumuzda oluşan zararlı kimyasal maddeleri zararsız hale dönüştürmeleridir.
Maydanoz kürü, karaciğeri arındırarak karaciğerin daha sağlıklı çalışmasını sağlar. Karaciğer hücrelerinin (hepatozit) diğer organlarımızdaki hücrelerden en önemli farklarından bir tanesi hücrelerinin çok yönlü ve çok daha fazla aktif çalışmasıdır.
Günün kürüne göre yapacağınız maydanoz kürü hem bir gençleşme iksiri hem de tüm organları ve vücudu yabancı kimyasal maddelerden arındırma kürü’dür. Maydanoz kürü autophagy adı verilen hücre içi yenilemeyi uyaran (stimule eden) mükemmel bir kürdür. Bu kür sayesinde kendinizi daha dinç, daha zinde, daha genç ve daha sağlıklı hissedeceksiniz.
Bu kürün uygulama süresinin üçüncü günü itibariyle, sabahları güne daha zinde ve dinç şekilde başlayacak, daha dinamik olduğunuzu hissedeceksiniz.
Geçirdiğiniz herhangi bir rahatsızlıktan sonra kendinizi hâlâ yorgun hissediyorsanız, maydanoz kürü bu konuda imdadınıza yetişecektir.
Maydanoz kürü bazı şikâyetlerde tek başına kullanıldığı taktirde etkin maddelerinden istifade etmek pek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle maydanozun etkin maddelerinden yeterli ölçüde faydalanabilmek için başka takviye (destek) bitkilere de ihtiyaç vardır. Bunlardan bazıları limon suyu, tere ve ıspanaktır.
Burada, kullanılacak limon suyu, tere veya ıspanağın ölçüsü de çok önemlidir. Yanlış oranlarda kullanılması kürün başarı oranını büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir. Hepatit- B hastalarının zaman zaman yapacakları maydanoz kürü, bağışıklık sistemlerini bu virüse karşı güçlendirir. Maydanoz kürü hepatit-B virüsünün aktive olmasını yani, faaliyete geçmesini büyük ölçüde engelleme özelliğine sahiptir. Maydanozun bazı etkin maddeleri hepatit-B virüsüne karşı antiviral etkilidir. Ancak, gerek Hepatit-B ve gerekse de Hepatit-C’ye karşı lavantanın yerini hiçbir bitki dolduramaz.
Hamileliğin ilk üç ayında maydanoz tüketirken ölçülü olmak gerekir, eğer düşük tehlikesi var ise, hamilelik boyunca maydanozdan tamamen uzak durulmalıdır. Bunun sebebi ise, maydanozun yapraklarında bulunan apiol ve beta-bisabolene maddelerinin düşük yaptırma (abortifacient) özelliğinin olmasıdır. Apiol, aynı zamanda kan damarlarını genişletici (vasodilator) ve ateş düşürücü (antipyretic) özelliğine de sahiptir.
Mantar şikâyetleriniz varsa veya hekiminiz bundan dolayı da size mantar ilacı vermiş ise, bu süre zarfında maydanoz tüketimine ağırlık veriniz.
Mantar tedavisine paralel olarak öğünlerinizde tüketeceğiniz taze maydanoz, mükemmel bir yardımcı tedavi imkânı sağlamış olacaktır. Çünkü, maydanozda en az sekiz tane mantar hastalıklarına karşı biyolojik aktiflik gösteren, mantar yok edici etkin maddeler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri oxypeucedanin, p-cymene ve psoralen ’dir.
AŞK NEDEN ACI VERİR ?
AŞK ACISI ÇEKMEK KİMİ ZAMAN ÇOK YAKAR CANIMIZI VE DÜŞÜNÜRÜZ AŞK ACISI NEDİR NEDEN BÖYLE YAPAR VE DAHA DA ÖNEMLİSİ AŞK ACISI NE KADAR SÜRER ?
Aşk acısı 2 yıl sürer diyor psikoterapist Ferhan Özenen ve ekliyor; gerçek aşk 3 yıldan sonra başlar… Aşk ilişkisi hepimizin hayatının vazgeçilmez bir parçası... Hayranlık duygusuyla başlayan, gün geçtikçe, karşınızdakinden daha fazla bir şeyler beklediğimiz, daha çok bir şeyler vermek istediğimiz; yüreğimizi pır pır ettiren, aklımızı çelen karışık süreç...
Ve “istediğimiz gibi” gelişmediğinde de bizi acılara boğan... Fakat sanırım, aşk ve aşk acısına dair soru işaretlerinizi bu röportaj cevaplayacak... Ha, bir de unutmadan; “Her ilişki bir alışveriştir ve pazarlığa tabiidir.” Pazarlığınızı iyi yapın! — Önce, aşkın tanımını yaparak başlayalım mı? Danışanlarımla çalışırken de fark ediyorum; aşk ve sevgi tanımları Türk dilinde birbirlerinden ayrılıyor. Oysa başka dillerde ayılmıyor. Bizdeki tanımına göre sevgi, biraz daha durmuş oturmuş bir şey; aşk ise insana heyecan veren, yüreğini hoplatan bir duygu... Öte yandan Eric Fromm, “Olgun olan sevgiyle, olgun olmayan sevgi” arasında çok büyük fark var, der. Sanki bizim, ergen aşkı dediğimiz, olgun olmayan şeye toplumumuzda aşk deniyor. Yani, birine duyulan heyecana, gizeme, bilinmezliğe ve cinsel olarak ten çekimine aşk deniyor.
— Ten çekimi nedir ki? Sürekli kimyasal olduğu söyleniyor; tenim çekti, tenim çekmedi deniyor.
Ten çekimi kimyasal olabilir, işin o tarafını bilmiyorum, organikçi değilim. Ama çalıştıkça fark ediyorum ki, insanın teninin çekmediği insanlar, her zaman gerçekten teninin çekmediği insanlar olmuyor! İlişki kurmaya korkan insanlar, karşıdaki insanda gerçekten ilişki kurma potansiyeli buldukları zamanlarda bunu, “Tenim çekmedi” şeklinde açıklayabiliyorlar. Onun için, bunlar hep çok karışık kavramlar...KADINCAM
— Aşk acısı da çok karışık bir kavram aslında...
Evet, mesela aşk, birine karşı duyduğun aşırı heyecan ve gizem mi? Çünkü aşkta, aşık olunacak kişide şu özellikler olmalı şeklinde, kafanda kurduğun özellikleri karşı tarafa projekte etme, yansıtma var. Örneğin; çok güzel birini mi istiyorsun, onun çok güzel olduğunu düşünüyorsun... Ama olgun sevgi başka bir şey. Bu noktada söz edilen, aşk acısı mı, ayrılık acısı mı? Çünkü ikisi arasında çok fark var. Aşk acısında, özlem ve ulaşamama var. Sanki bizim, “mazoşizm” dediğimiz şey var. Özellikle Türk kültüründe... Veya kadın olmanın getirdiği bir şey. Çünkü özellikle kadınları, aşk acısı çekerken görüyoruz. Ya da erkekler bunu daha az itiraf ediyorlar. Sonuçta, elle tutulmayan, gözle görülmeyen, ilişki haline gelmemiş bir aşkı, daha çok kadınların yaşadıklarını gözlüyorum. Dolayısıyla, aşk acısında birini beğenmek ama onu elde edememek, ulaşamamak var. Oysa, buna hiçbir şekilde aşk denilemez! Ancak kişinin kendi kafasındaki şeyin acısıdır bu...
ACILAR ANCAK YASLA BİTER!
- Aşk acısı nedir? Aşk acısı için, ortada bir ilişki olması ve bu ilişkinin bir şekilde bitmesi, yani ayrılık acısı olması gerektiğini söylüyorsunuz?KADINCAM
Aslında aşk, sevgi acısı dediğimiz şey, yaşanmışlığın acısıdır. Birini beğenip, olmayınca da onun acısını çekmek değil; bu kadar irrasyonel bir acı olamaz. Öte yandan sevdiğimiz kişiyi kaybettiğimizde de acı çekmeden olmaz! Herkes bunu değişik şekillerde yaşar. Ama, yaşanmışlık olmadan, karşındaki insanla bir ilişkin, bir alıp verdiğin olmadan, bunun acısını çekmek, olacak şey değil. Aksi taktirde bu, acı çekmekten zevk almak anlamına geliyor. Ya da hırs olabilir, başarısızlığın acısı olabilir. Yoksa, ortada bir ilişki olmadan ya da 2-3 aylık bir ilişkinin bitmesiyle duyulan acıyı, ayrılık acısı olarak açıklamak bizim bilimimizde mümkün değil.
- Bu taktirde, ayrılık acısını biraz daha açalım...
Ayrılık acısı, nesne kaybıdır. Kayıp da her zaman acı verir, travma getirir. Ve yaşanan kaybın arkasından muhakkak yas tutulması gerekir. Bu da tedaviyle birlikte 1,5 – 2 sene gibi bir süreyi kapsar. Tedavisiz... Bilemiyorum süresini... Ama yas tutulmadığı zaman, gerçek anlamda başka ilişkilere geçilemiyor. Çünkü acılar ancak yasla biter.KADINCA
- Bu noktada, yas döneminde ilişkiyi kafada halletmiş olmak, ilişkiyle ilgili pazarlığımızı da yapmış olmak var değil mi?
Tabii... Ama herkes bunu yapamayabilir. Yaşanan ilişkinin, geçmişte hangi ilişkiye tekabül ettiğini bulmuş olmayabilir. Yine de en azından, o insanın senin için ne anlama geldiğini, onu kaybetmekle ne kaybetmiş olduğunu; kayıp duygusundaki esas nedeninin o kişiyi kaybetmek mi, yoksa sana yakın olan herhangi bir nesneyi kaybetmek mi olduğunun cevapları verilirse iyi olur. Yani, acı çekmenin nedeni, "Yalnızlıktan korkuyor olmak mı, yoksa o kişinin hayatındaki değeri mi?" gibi sorular cevaplanmalı.KADINCA
KAÇINCI DERECEDEN AŞK ACISI?
- Ayrılık acısı sanıp da çektiğimiz acı ya da acılar gerçekte neler? Ayrılık acılarının da dereceleri var mı?
Var. Çünkü her türlü ayrılık bir travma. Örneğin, ilk ayrılık doğumla gerçekleşiyor. Sonra ilk 2 yaştan sonra, bireyselleşmeyle birlikte anneden uzaklaşma var ki, bu noktada anneyle ilişkimizin ne kadar güvenli olduğu çok önemli. Yani, çocuk arkasını dönüp baktığında anne orada mı, güven ilişkisi sağlanmış mı? (İkinci ergenlik döneminde bu kriz tekrarlanır.) Ayrıca, ailede babanın rolü önemli; erkek çocuk için de kız çocuk için de. Anne babayı ne kadar önemsiyor? Anne, bir erkekle (babayla) tamamlanmak ihtiyacını duyan bir anne mi? Çünkü böyle bir ihtiyaç duymadığı zaman, sağlıksız ilişkiler ortaya çıkıyor. Ve bu tür sağlıksız ilişkiler içinde yetişen kişiler, flörtlerinde elde etme hırsı içinde olan, elde ettiği anda da karşısındakini değersiz bulan kişiler oluyor. Dolayısıyla, 0-2 yaş arasında kurduğumuz ilişkiler, hayat boyu kurduğumuz ve kuramadığımız tüm ilişkileri; ayrılıklarımızı, kayıplarımızda duyduğumuz acının derecesini etkiliyor.
- Bir de, yine aşkın kimyası teorisine göre, aşk-evlilik 3 senede biter deniyor. Bu takdirde, en geç 3 senede bir yeni aşklar mı yaşamak durumundayız?
Hayır, aslında tam tersi, sevgi gün geçtikçe çoğalması, yeşermesi gereken bir şey. Çünkü sevgide tamamlanma ve tamamen bir bilinçaltı seçim var. Hiçbir karşı cins seçimi tesadüf değil! Yani, seçtiğin insan, mutlaka senin birtakım bilinçaltı ihtiyaçlarına karşılık veren bir insandır. Bu, erkek için de böyle, kadın için de böyle. Onun için de sevgi, birliktelik gittikçe yeşermesi, hoşlaşması, gittikçe artan olması gereken bir süreç. Sevgi, aşk nasıl 3 senede biter?
Fakat psikolojide "attachment" (sevgiyle bağlı) teorisi var. Ve bu teori; “Çocuk 3 sene içinde annesine güvenmeyi öğrenir” diyor. 3 sene sonra, eğer çocuk annesiyle güvenli bir ilişki kurabilmişse, çıkıp gider; yani anneye bağımlı olmaz, bağlı olur. Ama o 3 sene boyunca da hep, “Anneye güveneyim mi, güvenmeyeyim mi?” tereddüdünü yaşar, “Bırakır mı, acaba beni bırakmaz mı?” gibi... Sanırım, aşkın kimyası 3 senede bitiyor, diye ortaya atılan da bu 3 sene... Çünkü aşk ilişkisinde de ilk 3 sene, yüreği pır pır ettiren, soru işaretlerinin bol olduğu bir dönemdir.
GERÇEK AŞK; 3 SENE SONRA BAŞLAR!
Peki, ya 3 sene sonra, aşk ilişkisinde de tıpkı anne-çocuk ilişkisinde olduğu gibi rahatlıyor muyuz?
Eğer güven ilişkisi kurabilirsek evet... Karşımızdaki insanın sevgisine, ilgisine güvenirsek, o pır pır hali bitiyor. Ve bize de, sanki aşkımız sona ermiş gibi geliyor.KADINCA
- Oysa, tam da bu sırada gerçek anlamda ilişki başlıyor?..
Kesinlikle... Bazı teorisyenlerin “ikinci dönem” diye adlandırdıkları, ilişki başlıyor. Ve ilişkilerin esas zamanı ikinci dönemdir. Çünkü insanlar birbirlerinin gerçeklerini görürler; projeksiyonlar, heyecanlar, bırakır mı, bırakmaz durumları biter. Gerçek bir sevgi ilişkisi ve gerçek bir alışveriş başlar. Çünkü artık, karşındakini olumlu ve olumsuz yönleriyle olduğu gibi kabul etme vardır. Fakat sadece ikinci döneme geçip, tamam aşk bitti deyip, ayrılmalar yaşanmıyor. Karşındakinin olumsuz yönlerini gördüğünde de gitmeler oluyor. Hiçbir insan mükemmel değil. Ya da gerçek ilişki, gerçek sevgi, gerçek güven istemiyorlar; ondan ayrılıyorlar sevgililerinden ikinci döneme geçildiğinde... Ama tabii o anda, bunun pek farkında olmayabilirler. Gerçek sevgiyi bilmiyor, ilişki içinde olmaya katlanamıyor veya sevilmeyi hak ettiklerini düşünmüyor da olabilirler.KADINCA
“DELER DE GEÇER!”
- Ayrılık acısı nasıl geçer?
Geçmez! Ya da, “Deler de geçer” diyeyim. Nietzsche'nin bir lafı vardır: “Acılar insanı büyütür, ölmezsek büyürüz.” Ama çaresi yok, doğum acıyla-travmayla başlıyor ve ondan sonra hayat boyu çok çeşitli travmalar, acılar yaşıyoruz. Bir yerde, büyümek için acıyı da tecrübe olarak yaşamamız gerekiyor. Acı yetmez... Ayrılık acısında da, çocukken hiç elimizde olmayan tecrübeye bağlı olarak; gerek yataklara düşüren depresyonlar halinde, gerekse daha hafif acılar yaşıyoruz. Bu nedenle, acıyı geçirmeye çalışmaktansa, acıyı yaşamak gerekiyor. İlişki sonrası yaşanan acı, iki sene içinde geçer, diyebilirim.
- İlişki içinde de aşk acısı çekilir mi?
İlişki içinde aşk acısı yaşayan insan çok fazla. Bir kere sürekli kaybetme korkusu var, panik var, bağımlılık var, başkalarına duyduğun kızgınlıkları o kişiye projekte etme var, ilişki içinde olmaktan korkma var (ki bu da ilişkinin sona ermesinden korkmadır), ilişkiyi hak etmediğini düşünerek ilişkiyi sabote etme var; bütün bunlar hep acı, ilişki acısı...KADINCA
ERKEK KAÇAN KADIN SEVMEZ(!)
- İlişki içinde acı çekmemeleri için çiftlere neler öneriyorsunuz?
Eş terapilerinde yaptığımız, iletişimlerini düzeltmek. İletişimde de, açıklık önemli. Doğru bir iletişim kurabilmek için, önce kendini tanımak, kendine karşı samimi olmak gerekiyor. Bir de çiftler oyundan bahsediyor. İlişkiler, sürekli bir oyun içinde yürütülmeye çalışılıyor. Fakat bir ilişkide oyun olduğu sürece, o ilişki bitmeye mahkumdur! Yanlış bir kanı da, sanki kendini teslim etmezsen, sevdiğini söylemezsen, kendini açık etmezsen, karşındaki peşinde koşar şeklinde... Doğru koşar, fakat o insanla ilişki kurulmaz! Karşınızdaki, kaçma-kovalama oyunu peşindeyse sürekli kaçmak zorundasın, çünkü yakalandığın anda olay biter. Sürekli kaçmak istiyorsan, böyle bir ilişkiye girersin. Örneğin, erkekler kaçan kadın sever, denir. Hayır! Kovalamayı seven erkek, kaçan kadın sever! Gerçek bir ilişki isteyen insan, tam tersine karşısındaki insanın kendisini sevmesini, teslim olmasını, ona güvenmeyi ister. KADINCAM
- Öyleyse, olgun sevginin, gerçek bir ilişkinin tanımı nedir?
Olgun sevgi için cinsel heyecanın yanı sıra, şefkat gerekiyor, özdeşleşme yani empati kurmak gerekiyor. İlişkiye ve sevilen kişiye kendini adamak gerekiyor. Kendini adama, köle olma anlamında değil; kendini sunmak, teslim olmak anlamında... İdealizasyon gerekiyor; onu idealize etmek ama olgun formda (çünkü idealizasyonun çok çeşitli formları var). Onu görmeden idealize etmek değil. Kişiyi her yönüyle, olumsuzluklarını da bilerek idealize etmek; yani onun bir şeyine hayran olmak. Ve karşımızdakini özgür bir birey olarak kabul etmek... Sonuçta, günlük hayatta yapılan klasik sevgi tanımıyla, olgun sevgi tanımı birbirinden çok farklı. Sağlıklı ve mutlu bir ilişki için, olgun sevgi şart.
AŞK ACISI ÇEKMEK KİMİ ZAMAN ÇOK YAKAR CANIMIZI VE DÜŞÜNÜRÜZ AŞK ACISI NEDİR NEDEN BÖYLE YAPAR VE DAHA DA ÖNEMLİSİ AŞK ACISI NE KADAR SÜRER ?
Aşk acısı 2 yıl sürer diyor psikoterapist Ferhan Özenen ve ekliyor; gerçek aşk 3 yıldan sonra başlar… Aşk ilişkisi hepimizin hayatının vazgeçilmez bir parçası... Hayranlık duygusuyla başlayan, gün geçtikçe, karşınızdakinden daha fazla bir şeyler beklediğimiz, daha çok bir şeyler vermek istediğimiz; yüreğimizi pır pır ettiren, aklımızı çelen karışık süreç...
Ve “istediğimiz gibi” gelişmediğinde de bizi acılara boğan... Fakat sanırım, aşk ve aşk acısına dair soru işaretlerinizi bu röportaj cevaplayacak... Ha, bir de unutmadan; “Her ilişki bir alışveriştir ve pazarlığa tabiidir.” Pazarlığınızı iyi yapın! — Önce, aşkın tanımını yaparak başlayalım mı? Danışanlarımla çalışırken de fark ediyorum; aşk ve sevgi tanımları Türk dilinde birbirlerinden ayrılıyor. Oysa başka dillerde ayılmıyor. Bizdeki tanımına göre sevgi, biraz daha durmuş oturmuş bir şey; aşk ise insana heyecan veren, yüreğini hoplatan bir duygu... Öte yandan Eric Fromm, “Olgun olan sevgiyle, olgun olmayan sevgi” arasında çok büyük fark var, der. Sanki bizim, ergen aşkı dediğimiz, olgun olmayan şeye toplumumuzda aşk deniyor. Yani, birine duyulan heyecana, gizeme, bilinmezliğe ve cinsel olarak ten çekimine aşk deniyor.
— Ten çekimi nedir ki? Sürekli kimyasal olduğu söyleniyor; tenim çekti, tenim çekmedi deniyor.
Ten çekimi kimyasal olabilir, işin o tarafını bilmiyorum, organikçi değilim. Ama çalıştıkça fark ediyorum ki, insanın teninin çekmediği insanlar, her zaman gerçekten teninin çekmediği insanlar olmuyor! İlişki kurmaya korkan insanlar, karşıdaki insanda gerçekten ilişki kurma potansiyeli buldukları zamanlarda bunu, “Tenim çekmedi” şeklinde açıklayabiliyorlar. Onun için, bunlar hep çok karışık kavramlar...KADINCAM
— Aşk acısı da çok karışık bir kavram aslında...
Evet, mesela aşk, birine karşı duyduğun aşırı heyecan ve gizem mi? Çünkü aşkta, aşık olunacak kişide şu özellikler olmalı şeklinde, kafanda kurduğun özellikleri karşı tarafa projekte etme, yansıtma var. Örneğin; çok güzel birini mi istiyorsun, onun çok güzel olduğunu düşünüyorsun... Ama olgun sevgi başka bir şey. Bu noktada söz edilen, aşk acısı mı, ayrılık acısı mı? Çünkü ikisi arasında çok fark var. Aşk acısında, özlem ve ulaşamama var. Sanki bizim, “mazoşizm” dediğimiz şey var. Özellikle Türk kültüründe... Veya kadın olmanın getirdiği bir şey. Çünkü özellikle kadınları, aşk acısı çekerken görüyoruz. Ya da erkekler bunu daha az itiraf ediyorlar. Sonuçta, elle tutulmayan, gözle görülmeyen, ilişki haline gelmemiş bir aşkı, daha çok kadınların yaşadıklarını gözlüyorum. Dolayısıyla, aşk acısında birini beğenmek ama onu elde edememek, ulaşamamak var. Oysa, buna hiçbir şekilde aşk denilemez! Ancak kişinin kendi kafasındaki şeyin acısıdır bu...
ACILAR ANCAK YASLA BİTER!
- Aşk acısı nedir? Aşk acısı için, ortada bir ilişki olması ve bu ilişkinin bir şekilde bitmesi, yani ayrılık acısı olması gerektiğini söylüyorsunuz?KADINCAM
Aslında aşk, sevgi acısı dediğimiz şey, yaşanmışlığın acısıdır. Birini beğenip, olmayınca da onun acısını çekmek değil; bu kadar irrasyonel bir acı olamaz. Öte yandan sevdiğimiz kişiyi kaybettiğimizde de acı çekmeden olmaz! Herkes bunu değişik şekillerde yaşar. Ama, yaşanmışlık olmadan, karşındaki insanla bir ilişkin, bir alıp verdiğin olmadan, bunun acısını çekmek, olacak şey değil. Aksi taktirde bu, acı çekmekten zevk almak anlamına geliyor. Ya da hırs olabilir, başarısızlığın acısı olabilir. Yoksa, ortada bir ilişki olmadan ya da 2-3 aylık bir ilişkinin bitmesiyle duyulan acıyı, ayrılık acısı olarak açıklamak bizim bilimimizde mümkün değil.
- Bu taktirde, ayrılık acısını biraz daha açalım...
Ayrılık acısı, nesne kaybıdır. Kayıp da her zaman acı verir, travma getirir. Ve yaşanan kaybın arkasından muhakkak yas tutulması gerekir. Bu da tedaviyle birlikte 1,5 – 2 sene gibi bir süreyi kapsar. Tedavisiz... Bilemiyorum süresini... Ama yas tutulmadığı zaman, gerçek anlamda başka ilişkilere geçilemiyor. Çünkü acılar ancak yasla biter.KADINCA
- Bu noktada, yas döneminde ilişkiyi kafada halletmiş olmak, ilişkiyle ilgili pazarlığımızı da yapmış olmak var değil mi?
Tabii... Ama herkes bunu yapamayabilir. Yaşanan ilişkinin, geçmişte hangi ilişkiye tekabül ettiğini bulmuş olmayabilir. Yine de en azından, o insanın senin için ne anlama geldiğini, onu kaybetmekle ne kaybetmiş olduğunu; kayıp duygusundaki esas nedeninin o kişiyi kaybetmek mi, yoksa sana yakın olan herhangi bir nesneyi kaybetmek mi olduğunun cevapları verilirse iyi olur. Yani, acı çekmenin nedeni, "Yalnızlıktan korkuyor olmak mı, yoksa o kişinin hayatındaki değeri mi?" gibi sorular cevaplanmalı.KADINCA
KAÇINCI DERECEDEN AŞK ACISI?
- Ayrılık acısı sanıp da çektiğimiz acı ya da acılar gerçekte neler? Ayrılık acılarının da dereceleri var mı?
Var. Çünkü her türlü ayrılık bir travma. Örneğin, ilk ayrılık doğumla gerçekleşiyor. Sonra ilk 2 yaştan sonra, bireyselleşmeyle birlikte anneden uzaklaşma var ki, bu noktada anneyle ilişkimizin ne kadar güvenli olduğu çok önemli. Yani, çocuk arkasını dönüp baktığında anne orada mı, güven ilişkisi sağlanmış mı? (İkinci ergenlik döneminde bu kriz tekrarlanır.) Ayrıca, ailede babanın rolü önemli; erkek çocuk için de kız çocuk için de. Anne babayı ne kadar önemsiyor? Anne, bir erkekle (babayla) tamamlanmak ihtiyacını duyan bir anne mi? Çünkü böyle bir ihtiyaç duymadığı zaman, sağlıksız ilişkiler ortaya çıkıyor. Ve bu tür sağlıksız ilişkiler içinde yetişen kişiler, flörtlerinde elde etme hırsı içinde olan, elde ettiği anda da karşısındakini değersiz bulan kişiler oluyor. Dolayısıyla, 0-2 yaş arasında kurduğumuz ilişkiler, hayat boyu kurduğumuz ve kuramadığımız tüm ilişkileri; ayrılıklarımızı, kayıplarımızda duyduğumuz acının derecesini etkiliyor.
- Bir de, yine aşkın kimyası teorisine göre, aşk-evlilik 3 senede biter deniyor. Bu takdirde, en geç 3 senede bir yeni aşklar mı yaşamak durumundayız?
Hayır, aslında tam tersi, sevgi gün geçtikçe çoğalması, yeşermesi gereken bir şey. Çünkü sevgide tamamlanma ve tamamen bir bilinçaltı seçim var. Hiçbir karşı cins seçimi tesadüf değil! Yani, seçtiğin insan, mutlaka senin birtakım bilinçaltı ihtiyaçlarına karşılık veren bir insandır. Bu, erkek için de böyle, kadın için de böyle. Onun için de sevgi, birliktelik gittikçe yeşermesi, hoşlaşması, gittikçe artan olması gereken bir süreç. Sevgi, aşk nasıl 3 senede biter?
Fakat psikolojide "attachment" (sevgiyle bağlı) teorisi var. Ve bu teori; “Çocuk 3 sene içinde annesine güvenmeyi öğrenir” diyor. 3 sene sonra, eğer çocuk annesiyle güvenli bir ilişki kurabilmişse, çıkıp gider; yani anneye bağımlı olmaz, bağlı olur. Ama o 3 sene boyunca da hep, “Anneye güveneyim mi, güvenmeyeyim mi?” tereddüdünü yaşar, “Bırakır mı, acaba beni bırakmaz mı?” gibi... Sanırım, aşkın kimyası 3 senede bitiyor, diye ortaya atılan da bu 3 sene... Çünkü aşk ilişkisinde de ilk 3 sene, yüreği pır pır ettiren, soru işaretlerinin bol olduğu bir dönemdir.
GERÇEK AŞK; 3 SENE SONRA BAŞLAR!
Peki, ya 3 sene sonra, aşk ilişkisinde de tıpkı anne-çocuk ilişkisinde olduğu gibi rahatlıyor muyuz?
Eğer güven ilişkisi kurabilirsek evet... Karşımızdaki insanın sevgisine, ilgisine güvenirsek, o pır pır hali bitiyor. Ve bize de, sanki aşkımız sona ermiş gibi geliyor.KADINCA
- Oysa, tam da bu sırada gerçek anlamda ilişki başlıyor?..
Kesinlikle... Bazı teorisyenlerin “ikinci dönem” diye adlandırdıkları, ilişki başlıyor. Ve ilişkilerin esas zamanı ikinci dönemdir. Çünkü insanlar birbirlerinin gerçeklerini görürler; projeksiyonlar, heyecanlar, bırakır mı, bırakmaz durumları biter. Gerçek bir sevgi ilişkisi ve gerçek bir alışveriş başlar. Çünkü artık, karşındakini olumlu ve olumsuz yönleriyle olduğu gibi kabul etme vardır. Fakat sadece ikinci döneme geçip, tamam aşk bitti deyip, ayrılmalar yaşanmıyor. Karşındakinin olumsuz yönlerini gördüğünde de gitmeler oluyor. Hiçbir insan mükemmel değil. Ya da gerçek ilişki, gerçek sevgi, gerçek güven istemiyorlar; ondan ayrılıyorlar sevgililerinden ikinci döneme geçildiğinde... Ama tabii o anda, bunun pek farkında olmayabilirler. Gerçek sevgiyi bilmiyor, ilişki içinde olmaya katlanamıyor veya sevilmeyi hak ettiklerini düşünmüyor da olabilirler.KADINCA
“DELER DE GEÇER!”
- Ayrılık acısı nasıl geçer?
Geçmez! Ya da, “Deler de geçer” diyeyim. Nietzsche'nin bir lafı vardır: “Acılar insanı büyütür, ölmezsek büyürüz.” Ama çaresi yok, doğum acıyla-travmayla başlıyor ve ondan sonra hayat boyu çok çeşitli travmalar, acılar yaşıyoruz. Bir yerde, büyümek için acıyı da tecrübe olarak yaşamamız gerekiyor. Acı yetmez... Ayrılık acısında da, çocukken hiç elimizde olmayan tecrübeye bağlı olarak; gerek yataklara düşüren depresyonlar halinde, gerekse daha hafif acılar yaşıyoruz. Bu nedenle, acıyı geçirmeye çalışmaktansa, acıyı yaşamak gerekiyor. İlişki sonrası yaşanan acı, iki sene içinde geçer, diyebilirim.
- İlişki içinde de aşk acısı çekilir mi?
İlişki içinde aşk acısı yaşayan insan çok fazla. Bir kere sürekli kaybetme korkusu var, panik var, bağımlılık var, başkalarına duyduğun kızgınlıkları o kişiye projekte etme var, ilişki içinde olmaktan korkma var (ki bu da ilişkinin sona ermesinden korkmadır), ilişkiyi hak etmediğini düşünerek ilişkiyi sabote etme var; bütün bunlar hep acı, ilişki acısı...KADINCA
ERKEK KAÇAN KADIN SEVMEZ(!)
- İlişki içinde acı çekmemeleri için çiftlere neler öneriyorsunuz?
Eş terapilerinde yaptığımız, iletişimlerini düzeltmek. İletişimde de, açıklık önemli. Doğru bir iletişim kurabilmek için, önce kendini tanımak, kendine karşı samimi olmak gerekiyor. Bir de çiftler oyundan bahsediyor. İlişkiler, sürekli bir oyun içinde yürütülmeye çalışılıyor. Fakat bir ilişkide oyun olduğu sürece, o ilişki bitmeye mahkumdur! Yanlış bir kanı da, sanki kendini teslim etmezsen, sevdiğini söylemezsen, kendini açık etmezsen, karşındaki peşinde koşar şeklinde... Doğru koşar, fakat o insanla ilişki kurulmaz! Karşınızdaki, kaçma-kovalama oyunu peşindeyse sürekli kaçmak zorundasın, çünkü yakalandığın anda olay biter. Sürekli kaçmak istiyorsan, böyle bir ilişkiye girersin. Örneğin, erkekler kaçan kadın sever, denir. Hayır! Kovalamayı seven erkek, kaçan kadın sever! Gerçek bir ilişki isteyen insan, tam tersine karşısındaki insanın kendisini sevmesini, teslim olmasını, ona güvenmeyi ister. KADINCAM
- Öyleyse, olgun sevginin, gerçek bir ilişkinin tanımı nedir?
Olgun sevgi için cinsel heyecanın yanı sıra, şefkat gerekiyor, özdeşleşme yani empati kurmak gerekiyor. İlişkiye ve sevilen kişiye kendini adamak gerekiyor. Kendini adama, köle olma anlamında değil; kendini sunmak, teslim olmak anlamında... İdealizasyon gerekiyor; onu idealize etmek ama olgun formda (çünkü idealizasyonun çok çeşitli formları var). Onu görmeden idealize etmek değil. Kişiyi her yönüyle, olumsuzluklarını da bilerek idealize etmek; yani onun bir şeyine hayran olmak. Ve karşımızdakini özgür bir birey olarak kabul etmek... Sonuçta, günlük hayatta yapılan klasik sevgi tanımıyla, olgun sevgi tanımı birbirinden çok farklı. Sağlıklı ve mutlu bir ilişki için, olgun sevgi şart.
AŞK NASIL BELLİ OLUR,AŞIK OLAN İNSAN NE YAPAR ?AŞIK MISINIZ OKUYUN ÖĞRENİN !
1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsaniz.
2- En bakimsiz halinizi bile görmesine aldirmiyorsaniz.
3- En bakimsiz halinize bile bayiliyorsa.
4- En sarhos oldugu zamanlarda bile asla size eski sevgilisinin adiyla hitap etmiyorsa.
5- Eski sevgilinizi gördügünüzde içiniz kipir kipir olmuyorsa.
6- Is seyahatine çiktiginda ondan haber alamadiginizda sinirlenmek yerine basina birsey gelmesinden endise ediyorsaniz.
7- Gazetenin 3. sayfasini okurken gördügünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düsünüp telasa kapiliyorsaniz.
8- Basiniz çok agridiginda uyumaniza yardim etmek için bütün gece size Sindrella'yi ve Robin Hood'u anlatiyorsa
9- Birlikte tatli yaparken çok egleniyorsaniz.
10- Alisveristen sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi karti borcunuzu ögrenmek için degil aldiginiz seyleri görmek için.
11- Yedekte adam tutmak huyunuz esrarengiz bir sekilde sizi huzursuz etmeye basladiysa.
12- Sizin için çok önemli bir toplantida yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere daliyorsaniz.
13- En aptal ask sarkilari bile size son derece anlamli geliyorsa.
14- Eski Türk filmleri sizi aglatmaya basladiysa.
15- Çevrenizdekiler sizin çok daha anlayisli ve pozitif biri haline geldiginizi söylemeye basladilarsa.
16- Daha telefon çalarken onun aradigini anliyorsaniz.
17- Siz seyahatteyken hergün çiçeklerinizi sulamak için size ugruyorsa.
18- Size araba kullanmayi ögretirken sabrini sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.
19- Saçinizin rengini bir ton bile degistirseniz los isikta dahi farki anliyorsa.
20- Birbirinizin kredi karti sifresini biliyorsaniz.
21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konusuyorsa.
22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konusuyorsaniz.
23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye basladiysaniz.
24- Onsuz tatile çiktiniz ve bütün vaktinizi telefon basinda onu ne kadar çok özlediginizi anlatarak geçirdiniz.
25- Caniniz ise gitmek istemediginde sizin için patronunuzu arayip hasta oldugunuzu söylüyorsa.
26- Siz kilo aldikça tombul kadinlari sevdiginden bahsediyorsa.
27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile onunla en yakin arkadaslarinizin ugrak mekani olan bara gitmekten rahatsiz olmuyorsaniz.
28- Size durup dururken çiçek aliyorsa.
29- Size hala oyuncak ayilar ve tüylü köpekler aliyorsa.
30- Ne kadar saklamaya çalissaniz da bugün sizin için kötü giden birseyler oldugunu farkediyorsa.
31- Yorgun oldugunda bile size seve seve masaj yapiyorsa.
32- Onun yüzünden egitiminizi yarim birakmanin veya kariyerinize zarar verecek bir adim atmanin "fedakarlik" oldugunun farkindaysa.
33- Basiniz sikistiginda ilk akliniza gelen onun koruyucu omuzlarina ihtiyaciniz olduguysa.
34- Sizin için yemek temizlik hatta ütü yapiyorsa.
35- Arkadaslarinizla vakit geçirmeniz ve onun disinda da bir hayatiniz olmasi konusunda sizi>destekliyorsa.
36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye aliyorsa.
37- Sizin için aglamaktan utanmiyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.
38- Çok paraya ihtiyaciniz oldugu bir dönemde hiç düsünmeden bilgisayarini satabilecek kadar düsünceliyse.
39- Bir sorunu oldugunda ima yoluna gitmek yerine açik açik konusmayi tercih ediyorsa.
40- Ayni bir sarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.
41- Gecenin bir yarisi sadece sizi sevdigini söylemek için telefon ediyorsa.
42- Nasil olsa birlikte yasiyorsunuz diye kendini bosvermiyorsa. Iliskinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiginiz restoranda rezervasyon yaptirip size sürpriz ve romantik bir gece hazirliyorsa.
43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri aliyorsa.
44- Birlikte dans dersleri almayi teklif ediyorsa.
45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.
46- Pijamali halinizi gece kulüplerindeki çarpici kadinlara tercih ediyorsa.
47- Kendisi acili sevdigi halde sizin için yemegi acisiz ismarliyorsa.
48- Sizin için dünyanin öbür ucuna giderse.
49- Size gözü gibi bakiyorsa ve gözleri 6 numara bozuk degilse.
50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse siz harbi aşıksınız...
1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsaniz.
2- En bakimsiz halinizi bile görmesine aldirmiyorsaniz.
3- En bakimsiz halinize bile bayiliyorsa.
4- En sarhos oldugu zamanlarda bile asla size eski sevgilisinin adiyla hitap etmiyorsa.
5- Eski sevgilinizi gördügünüzde içiniz kipir kipir olmuyorsa.
6- Is seyahatine çiktiginda ondan haber alamadiginizda sinirlenmek yerine basina birsey gelmesinden endise ediyorsaniz.
7- Gazetenin 3. sayfasini okurken gördügünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düsünüp telasa kapiliyorsaniz.
8- Basiniz çok agridiginda uyumaniza yardim etmek için bütün gece size Sindrella'yi ve Robin Hood'u anlatiyorsa
9- Birlikte tatli yaparken çok egleniyorsaniz.
10- Alisveristen sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi karti borcunuzu ögrenmek için degil aldiginiz seyleri görmek için.
11- Yedekte adam tutmak huyunuz esrarengiz bir sekilde sizi huzursuz etmeye basladiysa.
12- Sizin için çok önemli bir toplantida yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere daliyorsaniz.
13- En aptal ask sarkilari bile size son derece anlamli geliyorsa.
14- Eski Türk filmleri sizi aglatmaya basladiysa.
15- Çevrenizdekiler sizin çok daha anlayisli ve pozitif biri haline geldiginizi söylemeye basladilarsa.
16- Daha telefon çalarken onun aradigini anliyorsaniz.
17- Siz seyahatteyken hergün çiçeklerinizi sulamak için size ugruyorsa.
18- Size araba kullanmayi ögretirken sabrini sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.
19- Saçinizin rengini bir ton bile degistirseniz los isikta dahi farki anliyorsa.
20- Birbirinizin kredi karti sifresini biliyorsaniz.
21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konusuyorsa.
22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konusuyorsaniz.
23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye basladiysaniz.
24- Onsuz tatile çiktiniz ve bütün vaktinizi telefon basinda onu ne kadar çok özlediginizi anlatarak geçirdiniz.
25- Caniniz ise gitmek istemediginde sizin için patronunuzu arayip hasta oldugunuzu söylüyorsa.
26- Siz kilo aldikça tombul kadinlari sevdiginden bahsediyorsa.
27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile onunla en yakin arkadaslarinizin ugrak mekani olan bara gitmekten rahatsiz olmuyorsaniz.
28- Size durup dururken çiçek aliyorsa.
29- Size hala oyuncak ayilar ve tüylü köpekler aliyorsa.
30- Ne kadar saklamaya çalissaniz da bugün sizin için kötü giden birseyler oldugunu farkediyorsa.
31- Yorgun oldugunda bile size seve seve masaj yapiyorsa.
32- Onun yüzünden egitiminizi yarim birakmanin veya kariyerinize zarar verecek bir adim atmanin "fedakarlik" oldugunun farkindaysa.
33- Basiniz sikistiginda ilk akliniza gelen onun koruyucu omuzlarina ihtiyaciniz olduguysa.
34- Sizin için yemek temizlik hatta ütü yapiyorsa.
35- Arkadaslarinizla vakit geçirmeniz ve onun disinda da bir hayatiniz olmasi konusunda sizi>destekliyorsa.
36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye aliyorsa.
37- Sizin için aglamaktan utanmiyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.
38- Çok paraya ihtiyaciniz oldugu bir dönemde hiç düsünmeden bilgisayarini satabilecek kadar düsünceliyse.
39- Bir sorunu oldugunda ima yoluna gitmek yerine açik açik konusmayi tercih ediyorsa.
40- Ayni bir sarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.
41- Gecenin bir yarisi sadece sizi sevdigini söylemek için telefon ediyorsa.
42- Nasil olsa birlikte yasiyorsunuz diye kendini bosvermiyorsa. Iliskinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiginiz restoranda rezervasyon yaptirip size sürpriz ve romantik bir gece hazirliyorsa.
43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri aliyorsa.
44- Birlikte dans dersleri almayi teklif ediyorsa.
45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.
46- Pijamali halinizi gece kulüplerindeki çarpici kadinlara tercih ediyorsa.
47- Kendisi acili sevdigi halde sizin için yemegi acisiz ismarliyorsa.
48- Sizin için dünyanin öbür ucuna giderse.
49- Size gözü gibi bakiyorsa ve gözleri 6 numara bozuk degilse.
50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse siz harbi aşıksınız...
ÇAY DEMLEME KURALLARI VAR DESEK NE DERSİNİZ ?
İYİ ÇAY NASIL DEMLENİR ?
ÇAY KAÇ DAKİKADA DEMLENİR ?
ÇAY NASIL DEMLENİR ?
* Kaynayıp soğumuş suyu tekrar kaynatarak çay demlemeyin.
* Demliği önceden ısıtın, çünkü su dökülürken demlik öyle ısı kaybeder ki, çayı çay yapan reaksiyon gerçekleşmez.
* Uzmanlar 100 ml su için 2 gr çay öneriyorlar.
* Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika.
İYİ ÇAY NASIL DEMLENİR ?
ÇAY KAÇ DAKİKADA DEMLENİR ?
ÇAY NASIL DEMLENİR ?
* Kaynayıp soğumuş suyu tekrar kaynatarak çay demlemeyin.
* Demliği önceden ısıtın, çünkü su dökülürken demlik öyle ısı kaybeder ki, çayı çay yapan reaksiyon gerçekleşmez.
* Uzmanlar 100 ml su için 2 gr çay öneriyorlar.
* Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika.
NE YESEM ZAYIFLARIM ? ZAYIFLATAN YİYECEK VAR MI ? HANGİ BESİNLER ZAYIFLATIR VE DİYET NASIL YAPILMALIDIR ?
• Kızarmış patates yerine fırınlanmış patates tercih edin.
• Ekmeğin üzerine tereyağı ve reçel sürmek yerine meyveli yoğurdu tercih edin.
• Öğün atlamamaya özen gösterin. Öğün atlamak için çeşitli bahaneler vardır: Zamansızlık, yoğun iş temposu, isteksizlik, aç hissetmemek gibi...
Zaman içerisinde öğün atlama kişinin doğal bir alışkanlığı haline gelebilir. Ancak bunun çalışma verimini ve konsantrasyonu azalttığını , halsizliği arttırdığını, sonraki öğünde daha fazla yemeye neden olduğunu hatırlamakta fayda var.
• Ara öğünler çoğunlukla iş yoğunluğunun yüksek olduğu saatlere veya toplantı saatlerine rastlamaktadır.Çekmecenizde bulundurabileceğiniz kuru veya taze meyveler, kepekli bisküviler, kutu süt veya meyve suyu ara öğünleriniz için pratik bir seçim olabilir.
• Gün içine yayılan uzun toplantılarda genellikle ikram edilen çay, kahve yerine bitki çayları tercih edilmeli; tatlı veya tuzlu, yağ içeriği yüksek kurabiye gibi besinler yerine taze veya kuru meyvelerden oluşan ikramlar tercih edilmelidir.
• Tuz tüketiminize dikkat edin. Tuz tüketimi ile hipertansiyon arasında yakın bir ilişki vardır.
• Alkollü içeceklerden uzak durun.
• Şekerli içecek ve tatlı tüketiminizi azaltın, şeker içeriği az olan besinleri tercih edin. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, aşırı enerji alımının nedenidir ve vücut ağırlığının artmasına (şişmanlığa) ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur.
• Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kurubaklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler diyette yer almalıdır. Buğday ununun kepeği alınmadan tüketilmesi tercih edilmelidir. Her gün 4-5 porsiyon meyve, 2-3 porsiyon sebze tüketilmelidir.
İş Yemekleri İçin Öneriler
• Yemek yenilecek mekana çok aç gitmeyin,
• Ana yemeği beklerken ikram edilenleri tüketmeyin,
• Alkollü içeceklerin tüketimini sınırlandırın. Alkollü içecekleri hiç içmeyin; mümkün değilse haftada 2 kereyi geçmeyecek şekilde 2 kadeh kırmızı şarapla sınırlandırın.
Lezzetli olduğu kadar besleyici ve sağlıklı da olan bir yemek seçin
• Krema ve tereyeğı eklenmemiş çorbalar,
• Izgara tavuk , balık veya hindi eti,
• Zeytinyağlı dolma, sarma ve sebze yemekleri ile kurubaklagil yemekleri
• Sebzeli hazırlanmış ve katı yağ eklenmemiş hamur işleri (sebzeli makarna, sebzeli börek gibi)
• Tatlılardan aşure, kabak talısı, ayva tatlısı veya sütlü tatlılar diğerlerine tercih edilmelidir.
• Meze olarak mayonez eklenmemiş yoğurtlu sebze salataları, kısır, mercimekli köfte, patlıcan salatası veya humusu tercih edebilirsiniz.
• Çerez olarak leblebiyi tercih edin. Ek olarak Günde 4-5 adet fındık veya 2-3 adet ceviz tüketebilirsiniz.
• Kızarmış patates yerine fırınlanmış patates tercih edin.
• Ekmeğin üzerine tereyağı ve reçel sürmek yerine meyveli yoğurdu tercih edin.
• Öğün atlamamaya özen gösterin. Öğün atlamak için çeşitli bahaneler vardır: Zamansızlık, yoğun iş temposu, isteksizlik, aç hissetmemek gibi...
Zaman içerisinde öğün atlama kişinin doğal bir alışkanlığı haline gelebilir. Ancak bunun çalışma verimini ve konsantrasyonu azalttığını , halsizliği arttırdığını, sonraki öğünde daha fazla yemeye neden olduğunu hatırlamakta fayda var.
• Ara öğünler çoğunlukla iş yoğunluğunun yüksek olduğu saatlere veya toplantı saatlerine rastlamaktadır.Çekmecenizde bulundurabileceğiniz kuru veya taze meyveler, kepekli bisküviler, kutu süt veya meyve suyu ara öğünleriniz için pratik bir seçim olabilir.
• Gün içine yayılan uzun toplantılarda genellikle ikram edilen çay, kahve yerine bitki çayları tercih edilmeli; tatlı veya tuzlu, yağ içeriği yüksek kurabiye gibi besinler yerine taze veya kuru meyvelerden oluşan ikramlar tercih edilmelidir.
• Tuz tüketiminize dikkat edin. Tuz tüketimi ile hipertansiyon arasında yakın bir ilişki vardır.
• Alkollü içeceklerden uzak durun.
• Şekerli içecek ve tatlı tüketiminizi azaltın, şeker içeriği az olan besinleri tercih edin. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, aşırı enerji alımının nedenidir ve vücut ağırlığının artmasına (şişmanlığa) ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur.
• Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kurubaklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler diyette yer almalıdır. Buğday ununun kepeği alınmadan tüketilmesi tercih edilmelidir. Her gün 4-5 porsiyon meyve, 2-3 porsiyon sebze tüketilmelidir.
İş Yemekleri İçin Öneriler
• Yemek yenilecek mekana çok aç gitmeyin,
• Ana yemeği beklerken ikram edilenleri tüketmeyin,
• Alkollü içeceklerin tüketimini sınırlandırın. Alkollü içecekleri hiç içmeyin; mümkün değilse haftada 2 kereyi geçmeyecek şekilde 2 kadeh kırmızı şarapla sınırlandırın.
Lezzetli olduğu kadar besleyici ve sağlıklı da olan bir yemek seçin
• Krema ve tereyeğı eklenmemiş çorbalar,
• Izgara tavuk , balık veya hindi eti,
• Zeytinyağlı dolma, sarma ve sebze yemekleri ile kurubaklagil yemekleri
• Sebzeli hazırlanmış ve katı yağ eklenmemiş hamur işleri (sebzeli makarna, sebzeli börek gibi)
• Tatlılardan aşure, kabak talısı, ayva tatlısı veya sütlü tatlılar diğerlerine tercih edilmelidir.
• Meze olarak mayonez eklenmemiş yoğurtlu sebze salataları, kısır, mercimekli köfte, patlıcan salatası veya humusu tercih edebilirsiniz.
• Çerez olarak leblebiyi tercih edin. Ek olarak Günde 4-5 adet fındık veya 2-3 adet ceviz tüketebilirsiniz.
Saçı TAMAMEN YA DA kısacık kazıtmak ve kestirmek saçınızın uzamasını sağlar mı?
Saçlarınızı kısa kestirmek saçlarınızın çabuk uzamasını sağlamaz ancak düzenli kestirmek saçlarınızın uçlarının daha güçlü ve kalın olmasını sağlar.
Aynı parfüm neden herkeste farklı kokuyor?
İnsanların vücut kimyaları farklıdır. Bazıları parfüme tepki verebilir. Parfüm almadan önce mutlaka test edilmeli ve 20 dakika sonra satın alıp almamaya karar verilmeli.
Ten rengi çorap alırken neye dikkat etmeli?
Ten rengi çorap seçiminin sırrı, çorabın renginin kolunuzun rengi ile uygun olmasıdır. Birçok kadın bacaklarına bakarak ten rengi çorap aldığı için bacak vücudun diğer taraflarından daha açık görünür.
Büyük beden kadınlar nasıl pantolon seçmeli?
Elastik beli olan pantolonlardan almayın. Düz kemerli ve dökümlü kumaştan hazırlanan pantolonları tercih edin.KADINCA.NET
Dudaklarınızın kurumasını naısl önlersiniz?
Bol su için ve biraz bal sürün. Bal sadece cildinizinemlendirmez, aynı zamanda cildi korur.
Kaşlarınızı nasıl güzel alırsınız?
Bir kalemi burnunuzun yanından dik açıyla kaşınıza doğru tutun. Kalemin kaşa değidiği nokta kaşınızın başlama noktasıdır. Bu bölgenin dışındaki kılları cımbızla alın.
Saçlarınızı kısa kestirmek saçlarınızın çabuk uzamasını sağlamaz ancak düzenli kestirmek saçlarınızın uçlarının daha güçlü ve kalın olmasını sağlar.
Aynı parfüm neden herkeste farklı kokuyor?
İnsanların vücut kimyaları farklıdır. Bazıları parfüme tepki verebilir. Parfüm almadan önce mutlaka test edilmeli ve 20 dakika sonra satın alıp almamaya karar verilmeli.
Ten rengi çorap alırken neye dikkat etmeli?
Ten rengi çorap seçiminin sırrı, çorabın renginin kolunuzun rengi ile uygun olmasıdır. Birçok kadın bacaklarına bakarak ten rengi çorap aldığı için bacak vücudun diğer taraflarından daha açık görünür.
Büyük beden kadınlar nasıl pantolon seçmeli?
Elastik beli olan pantolonlardan almayın. Düz kemerli ve dökümlü kumaştan hazırlanan pantolonları tercih edin.KADINCA.NET
Dudaklarınızın kurumasını naısl önlersiniz?
Bol su için ve biraz bal sürün. Bal sadece cildinizinemlendirmez, aynı zamanda cildi korur.
Kaşlarınızı nasıl güzel alırsınız?
Bir kalemi burnunuzun yanından dik açıyla kaşınıza doğru tutun. Kalemin kaşa değidiği nokta kaşınızın başlama noktasıdır. Bu bölgenin dışındaki kılları cımbızla alın.
Akne tedavisi (sivilce tedavisi)
Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.
Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.
√ Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:
Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli.
Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.
Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.
Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.
√ Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:
Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli.
Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.
NİKAH İÇİN GEREKLİ BÜTÜN EVRAKLAR !EVLENECEKLER,NİKAH YAPACAKLAR NİKAH ÖNCESİ YAPILMASI GEREKEN HAZIRLIKLAR BURADA !
1. Çiftler ait 5 adet fotoğraf ( Fotokopi kabul edilmez)
2. Nüfus cüzdan sureti Darıca mahalle muhtarlıklarından alınacak.
3. Nüfus kayıt örneği ve Yerleşim Yeri Belgesi Nüfus Müdürlüğünden alınacak. 4. Evlenmeye engel hastalığı bulunmadığını gösterir sağlık raporu( Eski Gebze Devlet Hastanesi karşısı Ana çocuk sağlığından alınacaktır.) 5. Nüfus cüzdanlarının birer adet fotokopisi (Cüzdanları resimli olmalı resimsiz ve veriliş tarihleri on yılı geçmiş nüfuz cüzdanları kabul edilmez. 6. Kızlık soyadını kullanmak isteyen bayanlar müracaat sırasında soyadı dilekçesi vereceklerdir.
7. 2 adet 65 ykrş Posta pulu Postaneden alınacaktır.
8. Mal Rejimi sözleşmesi varsa evraklarını teslim etmeleri gerekmektedir.
A - REŞİT OLMAYANLAR
1-18 Yaşını dolduran (19 yaşından gün alan ) kadın ve erkek kendi rızası ile evlenebilir.
2-18 yaşını doldurmamış 17 yaşını dolduran kadın ve erkek noterden anne ve baba muvafakati getirerek evlenebilirler.
3-16 yaşını doldurmuş olan kadın veya erkek Aile Mahkemelerinden evlenme izni ile evlenebilirler.
B - BOŞANMIŞ VEYA DUL OLAN BAYANLAR
1- Boşanmış veya dul olan bayanların 10 aylık bekleme süreleri ( 300 gün ) vardır. Ancak Aile Mahkemelerinden bu süre kaldırılabilir.
2- Bayanları veya erkeklerin; boşanma veya eşinin ölümü halinde Nüfuz kaydına ibraz etmesi gerekir. (Nüfus cüzdanlarının en son medeni durumunu gösterir olarak yenilenmesi gerekir.)
C-YABANCI EVLİLİKLERDE GEREKLİ OLAN EVRAKLAR
1- Avrupa Ülke vatandaşları kendi ülkelerinden çok dilli evlenme ehliyet belgesi ve doğum sicil raporu alınacaktır.(Türkçeye çevrilmiş) 4 adet fotokopisi olacaktır.
2- Diğer ülke vatandaşları, bekarlık belgesi alıp, (anne baba isimleri olacak) Başkonsolosluklarından Türkçe tercümeli onaylı, İstanbul valiliğince tasdikli olup, 4 adet fotokopisi olacaktır. Ankara da konsolosluğu olan Dışişleri Bakanlığınca onaylanacaktır.4 adet fotokopisi olacaktır.
3- Pasaportun 4 adet fotokopisi olacaktır.
4- Evlenen kişi Türkçe bilmiyorsa yeminli tercüman getirilecektir.
5- T.C.Vatandaşı olan kişiler yerleşim yeri belgesini Darıca Nüfus Müdürlüğünden alacaklardır.
Atıştırmalık yiyeceklere dikkat edin ve fazla kaçırmayın !
Eğer bir şeyler yemek için sadece 1 dakikanız varsa, sağlıklı bir snack hazırlamak için de vaktiniz var demektir. Hazırlayacağınız bu ufak yiyecekler, önceden kalorisi hesaplanmış 100 kalorilik lokmalar olmak zorunda değil... Yemekten kalan parçaları bu şekilde atıştırmalık olarak değerlendirebilirsiniz.
Öneriler:
• Kepek ekmeğinden yapılmış yarım, hindi sandviç.
• 1 dilim peynir ve 1 dilim salam ile birlikte lifli bir kraker.
• Tuz ve karabiber ile katı 1 yumurta
• Sebzeli hamburger
• 4 küçük hindi köftesi
• Erimiş parmesan peynirli brokoli
• Lifli kraker üstüne İtalyan ton balığı salatası
Diyette alternatif arayanlar için,
honeybaby senin yediklerinin listesinde görmüştüm süt ve pekmez bir arada ama yanlış
kalsiyum demirin emilimini güçleştirir süt yoğurt ve peynir ile pekmez arasında en az 2 saat süre olmalı faydalı olabilmesi için
bu sabah diyetisyen için tartıldım 98.2 geçen hafta 99.1 idi bu rakam
pazar gün ben de abarttım kadiscim yanlız değilsin çok ihtiyacım varmış gibi un helvası yaptım ama olmadı topaklandı ben de hepsini kendim yedim ama dün çok dikkat ettim bir de yeni birşey denemeye karar verdim kalori yerine hacime dikkat edicem mdem küçülmeli başka çare yok
sebze yemeği dışında kendinden yağlı şeylerden uzak duruyorum bir de çikolata helva pasta hamurişi gibi...
Eğer bir şeyler yemek için sadece 1 dakikanız varsa, sağlıklı bir snack hazırlamak için de vaktiniz var demektir. Hazırlayacağınız bu ufak yiyecekler, önceden kalorisi hesaplanmış 100 kalorilik lokmalar olmak zorunda değil... Yemekten kalan parçaları bu şekilde atıştırmalık olarak değerlendirebilirsiniz.
Öneriler:
• Kepek ekmeğinden yapılmış yarım, hindi sandviç.
• 1 dilim peynir ve 1 dilim salam ile birlikte lifli bir kraker.
• Tuz ve karabiber ile katı 1 yumurta
• Sebzeli hamburger
• 4 küçük hindi köftesi
• Erimiş parmesan peynirli brokoli
• Lifli kraker üstüne İtalyan ton balığı salatası
Diyette alternatif arayanlar için,
honeybaby senin yediklerinin listesinde görmüştüm süt ve pekmez bir arada ama yanlış
kalsiyum demirin emilimini güçleştirir süt yoğurt ve peynir ile pekmez arasında en az 2 saat süre olmalı faydalı olabilmesi için
bu sabah diyetisyen için tartıldım 98.2 geçen hafta 99.1 idi bu rakam
pazar gün ben de abarttım kadiscim yanlız değilsin çok ihtiyacım varmış gibi un helvası yaptım ama olmadı topaklandı ben de hepsini kendim yedim ama dün çok dikkat ettim bir de yeni birşey denemeye karar verdim kalori yerine hacime dikkat edicem mdem küçülmeli başka çare yok
sebze yemeği dışında kendinden yağlı şeylerden uzak duruyorum bir de çikolata helva pasta hamurişi gibi...
ZAYIFLAMAK İÇİN HERGÜN EN AZ 1 LİTRE YANİ 5 SU BARDAĞI SU İÇİN !
Kilo vermek istiyorsanız muhakkak bol bol ve ılık ılık Su için!
Sıvılara da gereken önemi verin ve sıvı içecekler tüketin. Suyun kalorisi yoktur, ferahlatır. Doygun hissetmenizi sağlar.
Daha çekici içecekler hazırlamak için bazı tarifler:
• Suyunuza fazladan aroma katmak için limon, portakal veya çilek ekleyin.
• Yeşil çay için 6 fincan suyu kaynatın, içine 4 poşet sallama yeşil çay atın. Oda sıcaklığında içilecek kadar soğutun. Kalorisiz alternatif bir içecek için buz dolabında bekletin. Ekstra aroma için nane yaprakları ekleyin.
• Nar suyu ile lezzetli, kalorisiz, taze içecekler hazırlayın.
Kilo vermek istiyorsanız muhakkak bol bol ve ılık ılık Su için!
Sıvılara da gereken önemi verin ve sıvı içecekler tüketin. Suyun kalorisi yoktur, ferahlatır. Doygun hissetmenizi sağlar.
Daha çekici içecekler hazırlamak için bazı tarifler:
• Suyunuza fazladan aroma katmak için limon, portakal veya çilek ekleyin.
• Yeşil çay için 6 fincan suyu kaynatın, içine 4 poşet sallama yeşil çay atın. Oda sıcaklığında içilecek kadar soğutun. Kalorisiz alternatif bir içecek için buz dolabında bekletin. Ekstra aroma için nane yaprakları ekleyin.
• Nar suyu ile lezzetli, kalorisiz, taze içecekler hazırlayın.
Kolay diyet yapmak ve çabuk ve zorlanmadan zayıflamak için !
3 salatalığı soyun ve kesin; 2 yemek kaşığı acı kırmızı biber ve pirinç sirkesi ile birlikte servis yapın.
Doğranmış mantar salatası:
İnce ince doğranmış mantarları; taze sıkılmış limon suyu, deniz tuzu, taze biber ve biraz zeytinyağı ile harmanlayarak hazırlayabilirsiniz.
Yemeğe hazır yiyecekler ve elde bulunan malzemelerle hazırlanan öğünler fırının düğmesini çevirmekten daha kolaydır. Eğer mutfağınız doğru ürünlerle doluysa akşam yemeğinde ne yapacağım sendromunu yaşamazsınız.
Bunun için bazı öneriler:
• Dondurulmuş sebze (brokoli, bezelye, vb.)
• Küp şeklinde doğranmış domates konservesi
• Fasulye konservesi
• Önceden pişirilmiş donmuş tavuk göğüsleri
• Sebzeli hamburger
• Ton balığı konservesi
• Sağlıklı donmuş ürünler
• Hazır çorba
DEREOTU ZAYIFLATIR MI ?
Profesör Saraçoğlu, “Ben bunu bulduğumda heyecanımdan günlerce uyku uyuyamadım” diyor… Ne mi o? Tiroidin hızlı ya da az çalışması durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kaşığı dereotu sabah, öğle ve akşam öğünlerinden 15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı yüzde 90’dır.
Dereotu zayıflama mucizesi
Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz. Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusuna fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.
Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu mucizevî etkileri olan sihirli formüller verdi. Canlı yayında tariflerini açıklayan Saraçoğlu gençleştirici kremden, sperm artırıcı formüle, sigara içerken etkilerini yok eden karışımdan zayıflama formülüne kadar birçok derde deva olacak doğal bitkileri anlattı. Bunları yazın ve bir kenarda saklayın.
İşte o formüller;
GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL;
Bu mucizevî karışım sizi genç ve zinde tutuyor. Karışımı tüketmeye başladıktan 2 gün sonra etkisini görmeye başlıyorsunuz. Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayan karışım, karaciğer yağlanmasına karşı da mükemmel bir koruma sağlıyor.
GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (MALZEMELER)
— 15–16 sap maydanoz
— 2 yemek kaşığı taze limon suyu
— Yarım bardak su
GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (HAZIRLANIŞI):
Maydanoz, limon ve suyu karıştırıp blenderdan geçirin. Hazırladığınız bu karışımı sabah aç karnına kahvaltıdan 15–20 dakika önce için. 15 gün boyunca her sabah düzenli olarak tüketin. İkinci günden itibaren kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz.
MS FORMÜLÜ
MS hastaları ve MS’e karşı önleyici olan bitki Anadolu buğdayıdır. Yarım litre suya bir avuç buğday atılır ve 6–7 dakika haşlanır. Daha sonra ılımaya bırakıp yarısını sabah kahvaltısından sonra diğer yarısını da öğlen aç karnına içeceksiniz
Alzheimer için FORMÜL
Formülün temel maddesi havuç… Taze olarak sıkıp, gece yatmadan önce içmeniz öneriliyor. Alzheimer’in birinci evresinde ise o da ortadan kalkar. Alzheimer bir iki yılda değil en erken 15 yıl önce başlar ve ortaya çıktıktan sonra da geç kalmış olursunuz. Bunu önlemek istiyorsanız zaman zaman bu havuç suyunu içmelisiniz…
UNUTKANLIĞA MUCİZE FORMÜL
Bir ay taze sıkılmış havuç suyu uygulayacaksınız. Bunu gündüz de içebilirsiniz. Sonra bakın nasıl zehir gibi bir hafızaya sahip oluyorsunuz…
SÜPER ENERJİ FORMÜLÜ
Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız ve özellikle zihin yorgunluğunuz varsa Profesör Saraçoğlu, hiçbir yerden okuyup öğrenemeyeceğiniz çok özel bir formülün tarifini veriyor
Süper enerji formülü (MALZEMELER)
— Bildiğimiz siyah çay (Ancak çok demli olmayacak, açık olacak, poşet çay olmayacak)
— 10–12 sap kuru karanfil
Süper enerji formülü (HAZIRLANIŞI)
Demlenmiş siyah çayın içine kuru karanfilleri atın. 2–3 dakika bekleyin ve karıştırıp için. İçtikten 10 dakika sonra saçınızın kökünde bile dahi kıpırdanmayı hissedeceksiniz. Yorgunluğunuzun buharlanıp gittiğini belirgin şekilde fark edeceksiniz. Dinçleştiren ve üzerinizdeki ağırlığı alan bir formül
Demleme çayın faydaları
Yeri gelmişken Profesörün verdiği bir önemli bilgiyi de aktaralım. Poşet çay yerine demleme çay kullanılmasını öneriyor. Şöyle anlatıyor; 4–5 dakika demlenmiş çay sindirim sistemini uyarır. Eğer bunu 8–10 dakika demlerseniz keyif veren ve rahatlatan bir etki verir. Ancak günde 4 bardaktan fazla çay kalp krizini tetikler. Çok fazla içilmesi de doğru değil.
Sigara içenlere özel formül
İnsanın kendi kendine vereceği en büyük ceza sigara içmesidir. Ancak, sigarayı bırakamıyor ve nikotin ihtiyacından kurtulamıyorsanız, en azından zararlarından kurtulabilirsiniz. İşte Profesör’ün bugüne kadar saklı tuttuğu özel formül bunun için. Bu formül ile sigaranın vücudunuza verdiği tüm zararları elbette ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak önemli bir bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuzSigara içenlere özel formül
Formülün temeli TERE OTU… Ayda 5 kez bunu yapacaksınız. 5 gün üst üste yaptıktan sonra diğer aya kadar bir daha tüketmeyeceksiniz. Yapmanız gereken şu; 5 gün boyunca her gün bir bağ tere otu yemek. Ancak salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öğlene kadar yarısını, öğleden sonra diğer yarısını yiyeceksiniz
Sigara içenlere özel formül
Bu kürü uygularken idrara çıkıldığında yanma hissedilebilir. Bu zararlı bir şey değil. Bu ot aynı zamanda idrar yollarını da temizliyor. Formülü uygulamaya başladıktan sonra 2 veya 3. günde balgam çıkartmaya başlıyorsunuz. (Ayda 5 kez uygulanıp bırakılacak, unutmayın)
Lahanadan yapılan bu çorba kolay kilo vermenizi sağlıyor.
Malzemeler
10 porsiyon - herbiri yaklaşık 1 kase porsiyon başına 176 kalori
1 çorba kaşığı zeytin yağı
1 orta boy soğan , kıyılmış
1 havuç , kıyılmış
4 diş sarımsak ,dövülmüş
1 kırmızı biber , kıyılmış
8 fincan tuzsuz tavuk ya da et suyu
750 gr domates küçük küp küp
2 fincan su
1 küçük lahana incecik kıyılmış-kaşığınızdan sarkmasını istemiyorsanız eninede kıyın-
tuz , karabiber
YAPILIŞI
Orta ateşte büyük bir tencereyi ısıtın içine yağı ve soğanı atıpkavurun.Havuç,sarımsak,kırmızı biberi atın yumuşayıncaya kadar pişirin.Et suyunu domatesi suyu ve lahanayı ekleyin ağzı açık bir şekilde 20 dk kaynatın istiyorsanız acı sos tuz ve biber katın maydonozla süsleyebilirsizi.
NOT:20 dk pek yetmiyor arada tadına bakarak istepinize göre pişirme süresini uzatabilirsiniz.
Kadınlar kolay zayıflamak için önce metabolizmalarını canlandırmalı ve hızlandırmalıdır.
Metabolizma yavaşsa kilo vermek oldukça zordur.
Metabolizmayı bozan yanlışlar
- Öğün atlamak.
- Şok diyetler.
- Açlık kürleri.
- Kahvaltı yapmamak.
- Aktivite azlığı.
- Az su içmek.
Metabolizmanızı hızlandıran faktörler
- Su için.
- Çay için.
- Yürüyün.
- Sık sık ve az az yiyin.
- Acılı-baharatlı yiyecekler yiyin.
- Direnç egzersizleri yapın.
Metabolizmayı hızlandırma rehberi
Kilonuzu kontrol etmede güçlük çekiyor musunuz? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzden eminseniz metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:
1. Tiroidinizi kontrol ettirin: Tiroit bezinin normal çalışmaması kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroit bezi yeterli tiroit hormonu üretemez. Normalden daha az tiroit hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroit bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroit bezi hormonlarının ölçülmesi yeterli olacaktır.
2.Yürürken daha hızlı değil daha uzun mesafelere gidin: Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.
3.Gezinmek yerine, ciddi bir yürüyüş yapın: Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katetmek ise daha da iyidir.
4. Yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmayı unutmayın: Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji) ve daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.
5.Öğün atlamayın: Yavaş ve uzun süre çiğneyerek yemeyi deneyin.
6.Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir.
7. Doktorunuz tarafından önerilmeyen ilaçları kullanmayın: Zayıflamak adına yosun hapları, detoks likidleri, tiroit ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin gibi maddeleri kullanmamaya özen gösterin.
DİYET GÜNLÜĞÜ
Sorularınız için:
Tel: (0212) 236 73 00
Farkında olmak
Bazı gazetelerde kalorilik diyet reçeteleri veriliyor. Siz köşenizde bunları değiştirmeye çalışıyorsunuz. Niye hala diyeti sabit hale getiren diyetler veriliyor?
Biz olması gerekeni, bilimsel gerçekleri hayatınızla birleştirmeye çalışıp, kalıcı alışkanlıklar yaratmaya çalışırken, diyetisyen olmayan "diyetisyen"lerin yazdığı listeler hala insanları kandırabiliyor. Herkesin yaşam tarzı, sevdiği yiyecekler, kalori ihtiyacı, yaşı, hormonal yapısı birbirinden farklıdır. Tüm bunlara rağmen o listeyi alıp uygulamaya çalışıyorlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın.
Eğer bir sağlık probleminiz var ise mutlaka bir uzman doktora başvurun. Doktorunuz tahlil sonuçlarına göre "size özel bir beslenme programı"nın hazırlanması için sizi diyetisyene yönlendirecektir.
Gittiğiniz yerde doktorunuzu uzmanlığına, okuduğunuz yazıların uzmanlar tarafından hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat etmek sizin elinizde. Komşunuzun size uzattığı ilacı artık içmediğiniz gibi, size göre hazırlanmamış diyet reçetelerinden de uzak durmanın vakti geldi de geçiyor! Metabolizmanızla daha fazla uğraşmadan, onu yormadan kendinizle ilgilenin.
Diyet yapıp ya da yediklerine dikkat etmelerine rağmen kilo veremeyenler ''Su içsem yarıyor'' diyerek durumlarından yakınırlar. Bu yakınmanın arkasındaki neden, çoğu kez metabolizma hızının yavaş olmasıdır. Metabolizma hızını parmak izine benzeten Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Seçil Kenar, metabolizma hızının kilo alıp verme üzerindeki etkisi hakkında sorularımızı yanıtladı.
Metabolizma hızı nedir?
Bazal metabolizma hızı (BMH), fiziksel olarak dinlenir durumdayken vücudun harcadığı enerji miktarıdır. Bir kişinin 12 saat açlıktan sonra yatarak hiç hareket etmeden dinlenirken harcadığı enerjidir.
Metabolizma hızının düşük olmasının sonuçları nelerdir?
BMH’nin yavaş olması az yemeye çalışmanıza rağmen kilo almanıza veya diyet yapsanız da yavaş kilo vermenize sebep olabilmektedir. Metabolizma hızınıza göre hesaplanmış bir diyet düzeniyle zayıflamaya başladığınız takdirde metabolizma hızınızın azalmasını engellemiş olursunuz. Ayrıca diyet sonunda ağırlık kaybının ne hızla olacağını da tahmin eder ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
Nasıl hesaplanır?
Bazal metabolizma hızıyla ilgili internette veya kitaplarda çeşitli formüller veriliyor ve günlük ne kadar kalori alınması gerektiği belirtiliyor. Ancak bu hesaplar doğru sonuç vermeyebilir. Aynı yaş, kilo ve boyda olan kadınlar üzerinde yapılan araştırmalarda formülle hesaplanan bazal metabolizma hızlarının 1400 kalori olduğu bulunmuş. Fakat yapılan gerçek metabolizma ölçümlerinde üç ayrı kişinin metabolizma hızları 1320, 1511, 1705 kalori saptanmış. Artık metabolizma ölçümünü doğru ve kolay yapan cihazlar var.
Metabolizma hızını ölçen cihazın yararları neler?
Kişi bize başvurduğunda hemen bazal metabolizma ölçen cihazı kullanıyoruz. Gerçekten metabolizmanızın hızlı mı, yavaş mı çalıştığını öğreniyoruz. Bu ölçümden sonra ne kadar kalori alması gerektiğini biliyoruz ve uygun diyet programları oluşturuyoruz.
Ölçüm nasıl yapılıyor?
Kişinin en az 10 saatlik açlık ve rahat kıyafetlerle gelmesiniz istiyoruz. Ölçüme başlamadan önce kişi bir yatağa uzanıp 10 dakika dinleniyor. Bu süre sonunda kalp atışları yavaşlıyor, kendini dinlenmeye alıyor. Bir maske takıldıktan sonra 15 dakika boyunca kişinin normal soluk alıp vermesini istiyoruz.
Metabolizma hızını artırmak için neler yapılabilir?
Beslenmede yağ miktarı sınırlandırılmalı. Vücutta yağ yüzdesinin azalması metabolizma hızının artmasına sebep olacaktır. Yağ, vücutta kaslara oranla daha az enerji harcadığı için bazal metabolik hız azalır ve vücut ağırlığını korumak için daha az enerjiye gereksinim duyulur. Vücutta kas oranının artırılması da metabolizma hızının artmasına sebep olur. Yeterli protein tüketimi ve haftada 3 - 4 kez 40 dakika yapılacak düzenli egzersiz, vücutta kas kitlesinin artmasını sağlar. Az ve sık beslenme metabolizma hızının artmasını sağladığı için 6 - 7 öğün beslenme şeklini benimsemek gerekir. Öğünler arası uzun açlıklar sonucunda metabolizma hızı düşer. Bu nedenle, diyet yaparken meyve, küçük sandviçler, light yoğurt, ayran, kepekli bisküvi, kuru meyve gibi besinler ara öğün olarak seçilebilir. Günlük 2 - 2,5 litre sıvı tüketimi de vücutta metabolik işlemlerde de kullanılacağından önemlidir.
Hızlı kilo vermek metabolizma hızını azaltır
Yaş: Yaşın ilerlemesiyle BMH yavaşlar. Yaş ilerledikçe menopoz gibi hormonal etkilerin yanında, yağ yüzdesinin artması, hareketin azalması gibi faktörler etkili olur.
Genetik: Özellikle ailede kilo fazlalığı varsa bireyler kilo almaya yatkın olurlar.
Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre yağ oranı düşük, kas oranı yüksek olduğundan dolayı, erkeklerde metabolizma hızı kadınlara göre daha hızlıdır.
Diyet: Uzun süre kilo alıp vermek, sık sık diyet yapıp, kilo verip tekrar geri almak veya şok diyetlerle, sağlıksız zayıflama yöntemleri uygulayarak hızlı kilo vermek gibi faktörler metabolizmayı yavaşlatır.
Vücut ısısı: Vücut ısısının yükselmesi, metabolizma hızını artırır.
Vücut ağırlığı: Vücut ağırlığındaki artış sonucunda yağ yüzdesi artışıyla beraber metabolizma hızı azalır.
Metabolik hastalıklar: Metabolik hastalıklar: Metabolizma hızı, hipertermi (ateşli hastalıklar) ve hipertroidide artarken, hipotermi (soğuğa maruz kalma) ve hipotroidide azalır.
Önce doktor sonra diyetisyen
Kilo almanızın nedeni fazla yeme ile alâkalı olmayabilir. İlk önce kilo almanızın sebeplerinin neler olduğuna bakılması gerekir. Kişide tiroid hastalığı, böbrek üstü bezlerinden salgılanan hormonlarda bir eksiklik ya da metabolizmayı bozan bir hastalık da olabilir. Bu nedenle ilk başvurulacak kişiler dahiliye uzmanları ya da endokrinologlardır. Burada kişinin kan bulgularına bakılır, eğer metabolizmayı bozan bir etken varsa tedavi edilecektir. Metabolik açıdan hiçbir sıkıntı olmadığı takdirde doktor, diyetisyene yönlendirir.
Kadınca bir sorundur şu zayıflama ve kilo verme daha doğrusu kilo verememe !
Kadınlar kilo vermek için bazen olur olmaz herşeyi dener ama çoğu kadın bu konuda yetersiz kalır.Bunun sebebi nedir ?
Artık sitemizde bol bol diyet ve zayıflama konuları işleyeceğiz.
Zayıflamak istiyorsanız sitemizi takip etmeye devam edin diyoruz.
Kadınlar kilo vermek için bazen olur olmaz herşeyi dener ama çoğu kadın bu konuda yetersiz kalır.Bunun sebebi nedir ?
Artık sitemizde bol bol diyet ve zayıflama konuları işleyeceğiz.
Zayıflamak istiyorsanız sitemizi takip etmeye devam edin diyoruz.
Kış mevsiminde kilo vermek için zayıflamaya etkili besinler tüketmek gerekir.Kış mevsimi diyeti dendiğinde akla hemen diyet listesi gelmemeli.Sağlıklı beslenmek de aslında bir nevi diyettir.Sağlıklı ve dengeli,zamanında olması gerektiği gibi beslenmek ayrıca rejim yapmadan da zayıflamayı sağlamaktadır.Soğuyan hava ile birlikte kilo verme girişimleri hızlandı. Bununla birlikte hızlı kilo verdiren ama uygulamalarında sağlık riski oluşturabilecek mucize listeler uzman olmayan kişiler tarafından sık sık tekrarlanıyor. Bu listelerdeki yiyecekler günlük hayatınızda sıklıkla kullandığınız, sofralarınızın vazgeçilmezi ve diyet listelerinizde zaten yer alan besinlerdir. Burada dikkat edilecek nokta bu yiyeceklerin sindirim sisteminizi yormadan, diğer yiyecek gruplarının alımlarını sınırlamadan ve en önemlisi sizi bıktırmadan tüketilmeleridir.
Vereceğimiz listedeki yiyecekleri illa ki belli saatlerde, belli yiyeceklerle, bir şeylerin içine karıştırarak, suyunu, tozunu çıkartarak tüketmenize gerek yoktur. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edindirmeye yönelik bilinçli bir diyette tüm bu liste yer alabilir. Bu yiyeceklerin en önemli özelliği yemek yemenize rağmen ortaya çıkan açlık krizlerinizi ve tatlı isteğinizi kontrol altına almaya yardımcı olmalarıdır.
Yumurta, mercimek, nohut, kurufasulye, yeşil salata, yeşil çay, elma, armut, çorba, yağsız kırmızı veya beyaz et, greyfurt, tarçın, sirke, ceviz, fındık ve badem, yulaflı kahvaltılık gevrek.
Zayıflama ya da diğer anlamıyla diyet çayları sanıldığı gibi çok da masum değil.Doz aşımına ve sağlığa olan zararlarına da dikkat etmek gerekiyor,yoksa zayıflama çayları gereksiz kullanımda sağlığı ciddi derece etkiliyor.Karaciğer sorunu olanların özellikle dikkat etmesi gerekiyor.
Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış veya lüzumsuz kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı, "bir sağlık sorunu" haline geldi. Önüne gelen herkes, aklına gelen her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.
Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor. Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.
ÇAYLA ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ!
Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı. Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.
DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR
Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.
Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.
Kadınların elleri daha mı kirli
Amerika'da Colorado Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir çalışmada, deneklerin ellerinde yerleşmiş 150 farklı mikroorganizma olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan 51 kişide toplam 4700 farklı bakteri çeşidi belirlenmekle birlikte yalnızca 5 tanesi 102 elin hepsinde de bulunmuştur. Elde edilen bakteri çeşidinin fazlalığı kadar kadın deneklerin ellerinde daha fazla sayıda mikroorganizma bulunması araştırmacıları şaşırtmıştır.
Erkeklerin ellerinin daha asitli olması bu durumu açıklayabilir mi?
Bu teoriyi destekleyen, daha asit ortamlarda yaşayan mikroorganizma sayısının daha az olduğu dolayısıyla floranın daha yoksul olduğuna dair çalışmalar vardır.
Kadın ve erkek ellerinin terleme oranlarının farklı oluşu da bir başka neden olabilir. Epiderm tabakasının kalınlık farkı, hormonal farklılıklar da asiditeye etki edebilir. Kadınların daha fazla nemlendirici, yumuşatıcı krem kullanmaları da ortamın PH dengesini değiştirebilir.
Bir başka ilgi çekici saptama da, aynı kişiye ait sağ ve sol avuçlarda aynı bakteri türüne rastlama oranının yalnızca yüzde 17 olmasıdır. Deneklerin aynı ortamda yaşıyor olmalarına rağmen ortak bakteri türünün yalnızca yüzde 13 oluşu da şaşırtıcıdır.
Çalışmalar sırasında, düzenli el yıkamaya rağmen farklı bakterilerin bundan etkilenmedikleri gözlenmiştir. Yıkamadan sonra bazı türlerin sayısı azalmışken diğerleri artmıştır.
Ellerdeki bakterilerin önemli bir bölümü "patojen" (hastalık etkeni) değildir. Hatta bazıları hastalık yapabilecek etmenlere karşı koruyucu rol oynar. Araştırmacılar, elleri "anti-bakteriyen" (bakterileri yok edici ya da çoğalmayı önleyici özellikte) bir sabunla yıkamanın önemini kuvvetle vurgulamaktadırlar.
Depresyon ilaçları cinsel gücü de etkileyebiliyor
Depresyon ilaçlarının sık karşılaşılan yan etkilerinden biri de cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunlarıdır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar bazı depresyon ilaçlarının sperm sayısını azaltabileceğini gösteriyor. Bu nedenle eğer depresyon ilacı kullanıyorsanız ve benzer bir sorun yaşıyorsanız çekinmeden doktorunuzla konuşun. Sorununuza ilacınızın dozajını değiştirerek veya farklı gruptan bir antideprasan vererek çözüm bulunabilir.
Sigara içen gebelerin bebeklerinde yarık damak-dudak riski oluyor
Sigara içmenin gebelikte ne kadar zararlı olduğu çok kereler dile getirildi. İçilen sigaranın miktarı ile doğru orantılı olarak erken doğum, düşük yapma ve zayıf bebek doğurma riskinde artışların olduğunu biliyoruz. Çok yeni yapılan bir araştırmada sigaranın içerdiği nikotinin bir türevi kanda ölçülerek daha kesin kanılara varıldı. Sigara içen 500 gebe kadının kanında kotinin isimli madde araştırıldı ve bu sayede hastanın kendi söylediği sigara miktarına güvenmeyip, sadece bu madde ölçülerek içilen sigara miktarı ile ilgili kesin bir kanıya varılmış oldu.
Doğumsal bir anormallik olan yarık damak-dudak riskinin sigara içenlerde 2 kat arttığı belirlenmiştir. Özellikle gebeliğin ilk aylarında içilen sigaranın yarık damak ihtimalini artırdığı bilinmektedir. Bu bebekler bazen birkaç seri operasyon geçirmek zorunda kalmakta, aynı zamanda yetersiz beslenme, sık kulak enfeksiyonları, işitme kaybı, konuşma güçlükleri ve diş problemleri yaşamaktadırlar. Verilecek mesaj çok açıktır: gebe kalmayı düşündüğümüz andan itibaren sigara içmemeliyiz.
Bir hedef koyun
Hareketsiz bir hayatın içine düzenli egzersiz alışkanlığını yerleştirmek kolay bir değişim değildir ama başarılabilecek bir hedef olduğunu da bilmelisiniz. Bu başarının anahtarı ise önceden konulacak hedeflerdir. Bu hedef bazen kilo vermek bazen egzersiz süresini uzatmak bazen de solunum ve kalp kapasitesini artırmaktır. Bunu başarmak için en iyi yol ilerlemenizi bir çizelge haline getirip takip etmektir.
Elde ettiğiniz başarıları bulduğunuz her fırsatta ödüllendirmektir. Başarınızın sürmesini istiyorsanız açık hava egzersizlerine odaklanın. Egzersizin eğlendirici olmasına dikkat edin. Yıpratıcı egzersizlerden uzak durun. Egzersiz yoğunluğunuzu yavaş yavaş artırın. Egzersiz yoğunluğunun kapasitenize uygun olduğunu ölçmenin en uygun yolu konuşma testidir. Egzersiz yaparken konuşamıyorsanız muhtemelen fazla hızlı gidiyorsunuzdur. Ama şarkı da söyleyebiliyorsanız muhtemelen hızınız gereğinden düşüktür.
Günümüzde bitkilerle zayıflama son derece popüler.Zayıflama ilaçları,diyet ürünleri,kilo verdiriciler,hızlı ve en etkili zayıflama hapları her geçen gün çoğalıyor ve zayıflamak isteyenler bu ürünlere adeta akın akın koşuyor.Bitkisel zayıflama ürünler diyet yapmadan da zayıflattıklarını iddia ediyorlar.Bu doğru mu ?Her yıl yaz aylarının en trendi haberleri arasında yer alıyor "zayıflama tüyoları". Karın bölgesinden, kalçasından, bacaklarından, kollarından ve tüm görüntüsünden rahatsız olanlar, güneşin yüzünü göstermesiyle birlikte zayıflama telaşına düşüyor.
Bu nedenle, güzellik salonları, zayıflamaya yönelik ilaçlar, çaylar ve daha niceleri zayıflamak isteyenlerin hizmetine sunuluyor. Ancak artık, aktarların ve doğal ürün satan marketlerin müşterileri kendi tercih ettikleri bitkilerden oluşturdukları çayları hazırlayıp içiyorlar.
Kimi tadını sevdiği ve yağ yaktığını bildiği bir otu, bir başka ter attırıcı ot ile birleştiriyor. Kimi ise zararsız olduğu kanıtlanan beş, altı çeşit otu demleme yöntemiyle içmeyi tercih ediyor. Biz de bu haberi yaparken aynı bilgiden yola çıktık. Çünkü bir arkadaşımızın yakını bu tür bir bitki karışımından oluşturduğu çaylarla iki ayda 5 kilo verdiğini söylüyordu. Acaba bu ne kadar mümkündü, karışımların zararları olabilir miydi?
Konuyla ilgili olarak konuştuğumuz ve uzun yıllardır doğal ürünler satan Elek Gıda Doğal Ürün Marketi sahibi Hatice Yeni bu yaz kadınların, zayıflama çayları yerine kendi oluşturdukları karışımları tercih ettiklerini belirtiyor ve bu bitkiler hakkında bilgi veriyor. Hatice Yeni, biberiye, funda, kiraz sapı, rezene, mısır püskülü karışından oluşan çayın hiçbir zararı olmadığını ve bu bitkilerin çoğunun idrar söktürücü ve toksun attırıcı özellikler içerdiğini söylüyor. Funda ve biberiye ise kandaki yağları yakma özelliğine sahip oldukları için ayrıca tercih ediliyor.
Ancak bu çayları hazırlarken bitkilerin kesinlikle kaynatılmaması önemle belirtiliyor. Aksine kaynamış suyun içinde on dakika bekletilerek demlenmesi ve günde bir ya da iki fincandan fazla da tüketilmemesi gerekiyor. Ve bitki kürlerinin iki ay kullanımından sonra da bu küre bir ay ara verilmesi lazım.
Doğal diye çok fazla tüketmeyin
Yeditepe Üniversitesi Farmakoloji Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Mehveş Ece Genç ise bitkilerin içeriğinde pek çok kimyasal bulunabileceğine dikkat çekiyor ve "bir ilaç haline getirilmedikleri için bitkilerin içindeki bu maddelerden biri sağlığa zararlı olabilir. O nedenle çok içmemek lazım. Bitkidir, doğadandır diye rahatlıkla kullanmak yanlış olur" diyor.
Genç, binlerce aktif kimyasal barındıran bitkiler ancak saflaştırıldığında sonuçtan emin olunabileceğini belirtiyor. Genç'e göre; kiraz sapı suyu gerçekten zayıflatıyor olabilir ama buna rağmen çok fazla içmemek ve hatta az miktarda alıp sonuçlarına bakmak lazım.
Bitkiler yağları yakmaz
Bitki evi firmasının sahibi ve bitkilerle ilgili yedi kitabı yayınlanan H. Kemal Çağın ise konuya biraz ilginç yaklaşıyor. Çağın, bitkilerin yağ yakma özelliklerinin olmadığını ama idrar söktürücü, ödem artırıcı özelliklerinin yoğun olduğunu ve zayıflamak isteyenlerin, spor yapmadan sadece bitki çayı içerek zayıflamalarının zor olduğunu belirtiyor.
Çağın: "Popüler kültür ile evrensel kültürün bir arada varolmaya çalıştığı dünyamızda, 300 yıldır üzerinde bilimsel araştırmalar yapılan bitkiler hakkında bugüne kadar binlerce bilimsel makale yayınlandı. Üniversitelerin botanik ve eczacılık bölümleri konu hakkında pek konuşmasa da, Türkiye?de herkesin her konuda bilirkişilik yaparak, bir iddia ile ortaya çıkması inanın konunun uzmanı olan bizleri güldürüyor. Çünkü; aktarlardan başlayarak Türk Dil Kurumu sözlüklerine, ansiklopedilerden devamla şifalı bitkiler üzerine yazılmış kitaplara kadar pek çok kaynakta, bilgiler ya yetersiz ya da yanlış" diyor.
Çağın ile zayıflama çayları üzerine konuştuk.
Zayıflama sağlayan bitkiler hangileridir ve özellikleri nelerdir?
Zayıflama sağlayan bitkiler; piyasadaki adları ile Atkuyruğu, Sinameki, Ihlamur, Çobanpüskülü, Böğürtlen, Kuşkirazı, Mısır püskülü, Yabangülü, Yeşil çay, Isırgan otudur. Yine sırasıyla, Atkuyruğu; idrar artırıcı, terletici; Sinameki; müshil etkisiyle, Ihlamur; terletici, idrar söktürücü; Çobanpüskülü; piyasadaki adıyla (Mate çayı) idrar arttırıcı ve terletici özelliğiyle, Böğürtlen idrar söktürücü ve terletici ve güçlendirici etkisiyle, Kuşkirazı sapı idrar arttırıcı, meyvesi kanı sulandırıcı ve temizleyici, yaprağı müshil etkisiyle; Mısırpüskülü dişi çiçeklerinin püskülleriyle idrar söktürücü ve taş düşürücü, Yabangülü idrar söktürücü, terletici ve C vitamini ile güçlendirici etkisiyle, Yeşilçay antioksidan yani kan temizleyici ve kolesterol düşürücü etkisiyle, Isırganotu ise idrar söktürücü, kan temizleyici, iltihap giderici ve güçlendirici etkisiyle tanınırlar.
Zayıflama sağlayan bitki kombinasyonlarından örnekler verebilir misiniz? Genel olarak, bitkilerin yağ yakma özelliği yoktur. Bir tek silymarin, (safrakesesinin salgıladığı madde gibi parçalayıcı ve karaciğerle direkt bağlantısı olan silymarin) maddesi etkilidir. O da devedikeni türlerinden Meryem ana dikeninde bulunur. Bir de enginar içindeki Ciarin aynı etkilere haizdir. Kandaki yağı parçalar, bu da kolesterolün düşmesine yol açar. Ayrıca, karaciğerin yağlanmasını önler ve safrakesesini iyileştirir. Bu durumda en iyi kombinasyon egzersiz yapmak olmalıdır. Egzersiz yapmak ve karın doyurmakla beslenmeyi birbirine karıştırmamaktır. Bitkiler ancak ve ancak doğal yaşama biçimleri seçildiğinde destekleyicidir. Örneğin, Japon ayvasında bol miktarda pektin bulunur. Bu madde bir numaralı kolesterol düşürücüdür; ama sarımsaktaki alliin maddesi de aynı işi yapar.
Veya üzüm çekirdeğindeki oligomerik proantosiyanidin de kan temizleyicidir. Ya da tansiyonu dengeleyecekseniz yeşil mercimekteki choline (tansiyondüşürücü) ya da karpuz çekirdeğindeki (Citrullus lanatus) cucurbocitrin maddesi kan basıncını düşürücü olarak gayet etkili olabilir. Bu liste uzayıp gider. Bir bitki kombinasyonu olarak, size şimdilik şunu tavsiye edebilirim; sabahları blendırdan geçireceğiniz iki elma, bir nar veya dört kum havucu, iki sap kereviz, bir avuç maydanoz, 2 diş sarımsak dönüşümlü olarak bir haftalık kür olarak içebilirsiniz.
Hangi bitki karışımları zararlıdır?
İçerikleri hakkında bilgi sahibi olmadıklarımız veya yeterli bilgi sahibi olmadıklarımız ya da kullanıcının özel durumlarını bilmeden tavsiye edilenler. (ilaçların prospektüslerinde de şöyle yazar: "Beklenmeyen bir etki görüldüğünde doktorunuza başvurunuz.") Böylesi körü körüne tavsiyelerle aslında hiçbir şey tüketilmemelidir. Tıpta doze edilen her şey klinik araştırmalardan geçmiş tüm ilaçlar güvenli olarak tüketilebilir. Çünkü; zehir ve panzehir olayını unutmamak gerekir. Yiyeceklerimiz için bile geçerlidir bu kural. Çok yediğimizde zehir, az yediğimizde ise panzehir vazifesi görür gıdalar. Bitkilerden konuşacak olursak, örneğin; ardıç meyvesi zayıflama çaylarında kullanılır. İdrar arttırıcı, terletici ve antiseptiktir. Ama uzun süre kullanılırsa, böbrekleri tahriş eder. Ya da müshil etkisiyle bilinen yalancı sinameki yaprakları %3 oranında infüze edilerek kullanılır; fakat tohumları zehirlidir, kusturucu etki yapar. Yine atkuyruğu diğer adıyla kırkkilitotu içinde salisilik asit, tanen, palustrin, nikotin alkaloitleri taşır. İdrar arttırıcı, taş ve kum düşürücüdür. Zayıflama çaylarında kullanılır. Fakat genç sürgünleri sığır ve atlarda zehirlenmelere yol açar (kurutma ile bu zehirlilik hali geçmez.) Biliyorsunuz ki, nikotin maddesi alkaloit olarak böcek öldürücü ilaçlarda kullanılır. (%1 infüzyon bu bitki için tıbbi olarak öngörülen miktar budur). Nasıl ki, hayatımızda şehirlerde araçlardan aldığımız kurşun yüklü egzoz gazı bizde felç gibi sonuçlara yol açıyorsa, bitkilerden de düzenli olarak aldığımız alkaloitler vücudumuzda zaman içinde birikip bizleri hasta edebilir. Tıpkı, kırkkilitotu, atkuyruğundaki nikotin gibi. Fakat Latinlerin "benzer benzeri iyileştirir-Similibar similibus curantur" diye bir deyişi vardır. Bu deyişe göre; yulafın içindeki niyasin (nikotinik asit) nikotinin zehirli etkisini tesirsiz hale getirebilir. Bu yüzden; yeşil yulaf mukoza koruyucu ve bağırsakları çalıştırıcı özelliği ve lifli yapısıyla hemen öne çıkar. Örneğin; Quercetin özelliği ile (Quercetin meşe özü demektir.) Bu öz, iltihap giderici ve kan temizleyicidir.
Bu bitki çayları ne kadar süre ile içilmeli?
Bu tür ürünler tıpkı antibiyotik tedavisine benzer. Eğer diş hekiminiz çürüğünüz için bu tedaviyi verdiyse, günde 3 kez sekiz saatte bir 500 mg kullanacaksanız. Bunun gibi bir strateji ile 10 günlük kürler yeterlidir. Örneğin; kolesterole karşı yoğurtotu gibi kan temizleyici bitkilerden biri seçilir. Bu bitkinin içeriği polyphenol asitleri, asperuosid, flavonoid, tanen?den oluşur. Buna göre, sabahları aç karnına bir ölçek taze yoğurtotu ve dokuz ölçek su infüze edilerek içilir veya ısırganotu veya aynısefa. Ara öğünlerde terletici bitkiler, idrar arttırıcı (örneğin,böğürtlen çayı; içeriği tanen, organik asitler, meyve asitleri, C vitamini) kuvvetlendirici, terletici ve idrar söktürücü olarak etkili olacaktır. Veya yabangülü ya da ıhlamur gibi.
Zayıflamada en etkili bitkiler hangileridir?
Zayıflamada bence, hem bağışıklık sistemini hem sindirim sistemini koruyucu hem de idrar arttırıcı, kendimizi hafif hissetmemizi sağlayan terletici bitkiler önemlidir. Buna göre; mayıs papatyası; idrar arttırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı, Zencefil (Zingiber officinale) toksin atıcı, sindirimi kolaylaştırıcı, Karahindiba güç verici, kan temizleyici, Ekinezya bağışıklık sistemini güçlendirici ve kan temizleyici ve son olarak Keten tohumu sindirimi sistemini koruyucu, yumuşatıcı, karaciğeri destekleyici.
Not: Yalnız ketentohumu kolay küflenen ve bozulan bir ürün olduğu için, tıbbi bitkiler kapsamında eczanelerde satılmalıdır.
Zayıflama çaylarındaki bitkilerin faydaları
Mısır püskülü:
Taş yapıcı idrar yolları hastalıklarında, kalp ödeminde ve başka ödemlerde olduğu kadar, böbrek iltihabı, mesane nezlesi, romatizma ve gut hastalığında da başarıyla kullanılabilir. Ayrıca, çocukların ve yaşlıların yatağa işeme hallerinde ve böbrek sancılarında da yardımcı olur. Tüm bu rahatsızlıklarda, her 2-3 saatte bir yemek kaşığı dolusu çay alınmalıdır.
Kiraz Sapı:
Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz idrar söktürücü özelliğiyle, böbreklerin dostu. Vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya da yardımcı oluyor.
Rezene:
Bir kültür bitkisi. Sindirim sistemi kramplarını çözücü etkiye de sahip. Rezene, anasonla eşit oranda karıştırıldığında, hem daha etkili, hem de daha lezzetli olur. Sindirim sorunlarından kaynaklanan baş ağrılarını dindirir. Kısaca ve genellikle, sindirim zorlukları, şişkinlik, iştahsızlık, balgamlanma, adet görme zorlukları, yetersiz süt salgılama, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıkları, göz kapağı iltihabı ve sinirlilik hallerine karşı başarıyla kullanılabilir.
Funda:
İhtivâ ettiği "ericolin" isimli bir glikozit maddesi, idrar yolları taşlarına karsı idrar söktürücü olarak, sulu hülâsâ halinde kullanılır. Funda ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde kullanılır. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve egzamada faydalıdır. Zayıflamak için de kullanıldığı biliniyor.
Biberiye
Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarım baş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.
Doktorlar ve diyetisyenler zayıflama ilaçları konusunda gerçekten tutarsızlık içinde.Kimisi hastalarıma zayıflama hapı veririm diyor,kimi doktor da diyet haplarından kesinlikle uzak durulmalı,hastalarıma diyet ilaçları kullandırmam diyor.Diyet hapları gerçekten de sağlıksız mı yoksa kullanılmasında sakınca yok mu ? Doktorların cevapları :HASTANIZA BU İLAÇLARI YAZAR MISINIZ ?
tıp dünyasında, zayıflama ilaçlarından kaynaklanan şahibeli ölüm olaylarının ardından hararetli bir tartışma başladı. Türkiye'nin ünlü doktorlarından bir kısmı, "Biz asla reçetelerimize zayıflama ilacı yazmayız" derken diğer kısmı, şişmanlığın hastalık olduğunu bu nedenle ilaçsız zayıflanamayacağını savunuyor. Reçetesiz olarak eczanelerden de kolaylıkla ulaşılabilen bu ilaçların masumiyeti, mağdur olan hastaların sayısı arttıkça doktorlar arasında son günlerin en büyük polemik konusu oluyor...
'Kullanırım da yazarım da' diyenler
'Ben de bunlardan kullanarak zayıfladım'
Zayıflama ilaçları kullanılmalı ancak belirli formatta. Hasta diyet ve fizik aktiviteye rağmen 1 yıl içinde zayıflayamıyorsa veya zayıfladığı halde yeniden kilo alıyorsa, obezite sınırlarını aşmışsa zayıflama ilaçları bilimsel olarak önerilir. Bu öneri, tıp literatüründe de zaten yer alıyor. Eğer sağlığım kilo nedeniyle tehlike altına girmişse kullanırım. Şu an kullandığım bir ilaç yok ancak geçmişte denediğim bazı bitkisel ürünler var ve başarılı sonuçlar aldım. Obezite sınırları içinde olan, diğer yöntemlerle kilo veremeyen hastalarıma da ilaç öneriyorum. Ama hiçbir zaman bu yöntem iş performansını düşürüp, sinirliliğe, sosyal davranış bozukluğu ve her şeyin ötesinde daha sonra yeniden kilo almaya yol açacağından önerilmez. Prof. Dr. Ziya Mocan
'Şişmanlık bir hastalıktır ilaçsız tedavi edilemez'
Obezite bir hastalıktır yeri ve zamanı geldiğinde bu nedenle ilaç kullanılabilir. Ancak bu ilacın doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Eczanelerden doktor izni ve tetkiki olmadan kendi başlarına zayıflama ilaçları alıp kullananlar bu ilaçlardan zarar görüyorlar. Gerektiği zamanlarda ben de zayıflama ilacı kullanırım, hastalarıma da öneririm. Bu ilaçlar asla öldürmez. Fakat bu ilaçların gelişigüzel kullanılması ölümlere yol açıyor. Boşu boşuna paniğe kapılmaya gerek yok. İlaçsız ve kısa dönemde çok kilo vermek sadece açlık diyeti ile günde 500 kalorinin altında diyetle olur. Ancak burada kişi yağdan değil kastan, sudan verir. Ani ölüm riski esas bu grupta artar. Prof. Dr. Ertuğrul Taşan
'Reçetesiz hızla ve çok kilo vermek mümkün değil'
Şişmanlık ciddi olarak metabolik, genetik ve endokronik hastalık. Bu nedenle diyet ve egzersiz gibi zayıflama ilaçlarını da hastalarıma öneriyorum. İlaçsız hızlı ve çok kilo vermek mümkün değil. Ancak ilacı önerirken ruhsatlı olmasına özen gösteriyorum. Zayıflama ilaçlarının da diğer tüm hastalıklardaki ilaçlar gibi Sağlık Bakanlığı ruhsatlı olması gerekiyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın ruhsat verdiği tüm ilaçların toplatılması gerek. Bitkisel içerikli ilaçlara zayıflama ilacı değil vitamin olsa bile güvenmem. Eczanelerde bu tür ilaçların eczacılar tarafından sorumsuzca satışı da kesinlikle yasaklanmalı. İlaç önermeden önce hastanın tüm tetkiklerinin yapılması lazım. Prof. Dr. Temel Yılmaz
'Hastalarıma kesinlikle önermem' diyenler
"Li Da'zedelerden yoğun bakımda yatanlar bile var"
Zayıflamak için ilaç kullanılmasına karşıyım. Çok ağır ve kimyasal etki yapan ilaçların uzun vadede pek olumlu sonuç getirmediklerini gördüm. Bu nedenle ben doğal ve bitkisel içerikli programları hastalarıma öneriyorum. Sibutramin merkezi sinir sistemini yani beynin iştah merkezini bloke ediyor. İlaçla verilen kilolar ilaç bırakıldıktan sonra daha fazlasıyla geri alınıyor. Bu nedenle insanlar ilaca bağımlı hale geliyorlar. Li Da gibi ürünlerin yan etkisi nedeniyle yoğun bakımda yatan hastalar var. Li Da kullanıp başına çok şey gelen insanları tedavi ettim. Li Da'zedeler arasında kulüp başkanlarından çok ünlü sanatçılara kadar pek çok hastam oldu, onlara ilacın verdiği ağır hasarları tedavi etmek için özel bir program uyguladım. Dr. Ender Saraç
'Zayıflatmak yerine bu ilaçlar cinayet işliyor'
Bizim klinikte zayıflamak amacıyla ilaç kullanmayı kesinlikle yasakladım. Bizde Li Da kullanan hiçbir hasta yoktur. Zayıflama ilacı kullanıp bize başvuran hastaları önce doktor kontrolüne alıyoruz. İlaçların vücutlarına verdikleri zararı inceliyoruz. Önce bu etkilerden kurtulmaları için tedavi uyguluyoruz. Li Da'nın ana maddesi diğer ilaçlarda da var. Ancak bu ana madde Li Da'da çok daha fazla. Bu nedenle de vücudun çökmesine neden oluyor. Bu ilacı insanlar günde iki kere alıyorlar. Vücut böylece mahvoluyor. Bu bir cinayet ilacı. Hastalarıma önerim egzersiz ve yaşam programı ile fazla kiloları vermeleri. İşin kolay yanına kaçmak uğruna insanlar sağlıklarından oluyorlar. Lütfen bu ilaçlara kanmayın. Dr. Muzaffer Kuşhan
'Benim reçetemde böyle ürünlere asla yer yok'
İlaçla yapılan zayıflamanın adını bile vermem. Hiçbir şekilde ben zayıflamak isteyen kişilerin reçetesine ilaç yazmam. Çünkü ilaç vücudun metabolik dengesini bozar. Şişmanlığın cerrahi yoldan tedavisine de karşıyım. Mucize denilen ilaçlarla hiçbir şey düzelmez. Şişmanlık başlı başına bir hastalık değildir, hastalıkların toplamıdır bu nedenle bir ilaçla tedavisi mümkün değildir. İlaç ya da cerrahi operasyonlar pisliği halının altına süpürmek gibi geçici çözümlerdir. İnsanın başına büyük sorun açar. Verilen kilolar daha hızlı ve daha çok geri alınır. Diyet ürünlere de güvenmem, en doğrusu düzenli yeme alışkanlığının oturmasıdır, bu durumda vücut mutlaka ideal kilosuna kavuşur. Prof. Dr. Ahmet Aydın
Zayıflama ilaçları hızlı zayıflatıyor mu,zayıflama hapları gerçekten de diyetsiz zayıflatır mı,zayıflama ilaçlarının sağlığa olan olumsuz etkileri nelerdir ve zayıflama hapları gerçekten de dendiği gibi hemen kilo verdirir mi ?Bütün bu sorular ve zayıflama hapları konusunda gerçek bilgiler burada.
ANİ ölümle sonuçlanan rahatsızlıklara yol açtığı gerekçesiyle efedra içeren zayıflama ilaç, çay ve enerji içeceklerinin satışı, Kanada'nın ardından Amerika'da da yasaklandı. ABD'nin yasakladığı bu ilaçlar, ‘gıda yan ürünü' sayıldığı için Türkiye'de rahatlıkla satılabiliyor.
BAHARIN gelmesiyle birlikte ilaç ve bitkisel çay kullanarak, kısa sürede zayıflamak isteyenleri şimdi, ‘Efedra tehlikesi' bekliyor. Beyin kanaması, kalp krizi, karaciğer yetmezliği gibi ani ölümle sonuçlanan rahatsızlıklara yol açtığı gerekçesiyle efedra içeren zayıflama ilaçları, çay ve enerji içeceklerinin satışı, Kanada'nın ardından Amerika'da da yasaklandı. ABD'nin yasakladığı bu bitkisel ilaç ve çaylar, ‘gıda yan ürünü' adı altında ithal edildiği için Türkiye'de Sağlık Bakanlığı izni olmaksızın rahatlıkla satılabiliyor.
Son olarak, Amerikalı ünlü beyzbol oyuncusu Steve Bechler'in geçtiğimiz Şubat ayında Baltimore'da geçirdiği beyin kanamasının nedeninin de, Efedra'ya bağlanması, ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA), 6 Şubat 2004 tarihinde yasaklama kararı almasına yol açtı. Üreticilere iki aylık adaptasyon süresi tanıyan bu karara göre, Nisan ayının sonundan itibaren efedra içeren ilaç, bitkisel çay ve enerji içeceklerinin Amerika'da satışı yasaklanıyor. Yasaklama kararına gerekçe olarak da, Ma Huang isimli bitkiden elde edilen efedra maddesinin ani ölümlere yol açması gösteriliyor.
İLAÇ DEĞİL YAN ÜRÜN
Arkadaşımız Ayşegül Akyarlı'nın yaptığı araştırmaya göre, efedra içeren Ma Huang adlı bitki, zayıflama çayı olarak Türkiye'deki aktarlarda da satılıyor. Ayrıca, bu zayıflama ilaçları, bitkisel kökenli oldukları için sadece eczanelerde değil, doğal ürünlerin satıldığı dükkan raflarında da yer alıyor.
12 ZARARLI MADDE
Doğal yöntemleri kullanarak zayıflarken vucut direncini artırmak, sporcu ve yoğun çalışma temposunda olan kişilerin de enerji depolamak amacıyla kullandığı efedra içeren ilaçların, bugüne kadar 120 kişinin ölümüne yol açtığına dikkat çekiliyor. Efedra kullanılan bu bitkisel ilaçların, gıda yan ürünü olarak ithal edilmesi nedeniyle, ilaç olarak sayılmıyor. Bu nedenle, ithalat iznini Sağlık Bakanlığı yerine Tarım Bakanlığı veriyor.
ABD'nin Tüketici Örgütü Consumers Union'un yayın organı Consumer Reports da, son kapağını zayıflama ilaçlarına ayırdı. Aralarında Xenadrin, Dexatrim, Ephedrine HCL, Two Way Max'in de bulunduğu 25 zayıflama ilacında kullanılan 12 farklı maddenin de efedra kadar zararlı olduğuna yer verdi. Özellikle bu ilaçlarda kullanılan Aristolochic adlı asidin oluşturduğu sorunlara dikkat çeken dergi, Aristolochic Asid için ‘Efedra kadar tehlikeli' değerlendirmesi yaptı. FDA'nın Aristolochic Asit için de yasaklama kararı çıkartması istenen araştırmada, bu maddenin yedi Avrupa ülkesinin yanı sıra, Mısır, Japonya ve Venezüella'da da yasaklandığına değinildi. Ayrıca, zayıflama ilaçlarında kullanılan Comfrey, Androstenedione, Chaparral, Germander, Kava için çok tehlikeli, Bitter orange, Organ/glandular extracts, Lobelia, Pennyroyal yağı, Scullcap ve yohimbe için de tehlikeli değerlendirmesinde bulunuldu.
İlaçlardaki 12 tehlikeli madde
CONSUMER Reports'un araştırmasına göre, zayıflama ilaçlarında kullanılan 12 madde, insan sağlığı açısında önemli oranda tehlike oluşturuyor. Bu maddeler, oluşturdukları tehlike açısından şöyle değerlendiriliyor:
EN TEHLİKELİLERİ
ARİSTOLOCTHİC ASİT: Ease, Cardioflex, Dan Xie Gan Wan gibi ürünlede kullanılan Aristolochic Asit'in kansorejen etkisi bulunuyor. Böbrek fonksiyonlarında bozukluklara ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.
ÇOK TEHLİKELİLERİ
COMFREY: Asthma Formula 1040 Tincture gibi ürünlerde kullanılıyor. Karaciğer fonksiyonlarında çoğu zaman tedavisi mümkün olmayan sorunlara yol açabiliyor.
ANDROSTENEDİONE: Andro 100, D-Bol Methadrostenel ve Androstene Dione gibi ürünlerde bulunan Androstenedione, kansere yol açabiliyor. Sporcuların kullanması yasak.
CHAPARRAL: Chapparal tabletlerinde, Bowel and Liver Cleanser Tincture ve Larreastat gibi ürünlerde bulunan bu madde, karaciğer fonksiyonlarında çoğu zaman tedavisi mümkün olmayan sorunlara yol açıyor.
GERMANDER: Fransa ve Almanya'da yasaklanan bu ürünler karaciğer fonksiyonlarında sorunlara yol açabiliyor.
KAVA: Karaciğer fonksiyonlarında çoğu zaman tedavisi mümkün olmayan sorunlara yol açabiliyor ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
TEHLİKELİLERİ
BİTTER ORANGE: Xenadrine EFX, Metabolife Ultra, Diet Support gibi ürünlerde bulunan bitter orange, tansiyona, kalp ritmi bozukluklarına ve kalp krizine yol açabiliyor.
ORGAN-GLANDULAR EXTRACTS: Hafıza ilaçlarında kullanılan bu madde, deli dana hastalığına yol açabiliyor. Bu madde Amerika, Almanya ve Fransa'da 2004 yılından itibaren yasaklandı.
LOBELİA: Astım ve nefes açma ürünlerinde kullanılılan bu madde, kalbin hızlı atmasına ve tansiyonun düşmesine neden olabiliyor.
PENNYROYAL YAĞI: Böbrek fonksiyonlarında bozukluklara, sinirlerde hasara, boğaz yanmasına ve katılmalara neden olabiliyor.
SCULLCAP: İştah açıcı ürünlerde bulunan bu madde, karaciğer fonksiyonlarında bozukluklara yol açabiliyor. Hakkında bir düzenleme bulunmuyor.
YOHİMBE: tansiyona, kalp ritminde bozukluklara ve ani kalp krizlerine yol açabiliyor. Hakkında bir düzenleme bulunmuyor.
Amerika ve Kanada'da satışı yasaklanan zayıflama ilaçları
2 Way Max
Pseudophrine
Ripped Fuel
Suddenly Slim
Thermagenics
Truckers Love It
Xenadrine
Bata Blockers
Dexatrim
Ephedrine HCL
Herbalift
Hydroxicut
Metabolife 356
Mini-Thins
Quaifen PseR
Stackers
Synephrine
Trimspa
X-Treme Lean
Yellow Jackets
Brand Mini-Tab
Diet Fuel
Fat Predator
Hoo
Metabolite
Erkan ÇELEBİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















