YAĞ YAKMA BİLGİLERİ-KADINCA BİLGİLER

Yaş ilerledikçe yağlardan kurtulmak daha zorlaşır. Özellikle 40'lı yaşlarda sadece diyet yaparak kilo vermek çok zor olur ve sevdiğiniz şeyleri yiyememek ayrı bir eziyet olur. Peki ne yapmalısınız?

Ö
ncelikle bunlara dikkat edin!
Metabolizmanız yavaş çalışıyorsa hızlandırmak için 3 ay boyunca düzenli e
gzersiz yapın. Sadece yağ yakarak ve kaslarınızı koruyarak zayıf kalın.

Zayıflamak için 3 büyük öğün yerine 5 ufak öğünde yemek yiyin. Böylece kan şekeriniz dengesiz yükselip düşmediği için çok fazla tüketmezsiniz.

Her gün düzenli yürüyüşler yapın. Merdivenleri kullanın. Kendinizi motive etmek için aynalara, TV kumandasına, bilgisayarınıza daha fazla aktivite ekleyin.

Açlık hormonlarınızı durdurun. Egzersiz yapmadan önce atıştırın. Bu kan şekerinizin düşmesini engeller, doygunluk hissi verir. Bir kase yoğurt ya da muz gibi 100 kalorilik bir atıştırmalık 20-30 dakikalık egzersiz için idealdir. Yediklerinizi yazılı görmek iştahınızı azaltabilir. Gün boyunca yediklerinizi not edin ve kalorili olanları sağlıklı besinlerle değiştirin.
[Devamını Okuyun...]

İNCECİK BİR BELE SAHİP OLMAK,BELİ İNCELTMEK İÇİN NE YAPMALIYIM

İPİNCECİK BEL İÇİN :
Belinizi çepeçevre saran o yağ kütlesinden kurtulmak istiyorsanız, önce yediklerinizi kontrol altına almanız gerekiyor; ama egzersiz de şart. Çünkü bu bölgedeki yağlardan yavaş yavaş kurtulsanız bile, egzersiz yapmadan istediğiniz düz ve sıkı görünüme kavuşmak biraz zor görünüyor.

Ya da diyelim ki aslında bel bölgesinde kilo fazlası olmayan mutlu kişilerdensiniz ama bu bölgenin daha güzel ve çekici görünmesini istiyorsunuz.

Çözüm yine aynı: Egzersiz. Öte yandan egzersiz yapmak, yağları eritmek için yerlerde yuvarlanıp tonlarca mekik çekmenin de çekilir yanı yok. Peki ne yapmalı? İşte size 3 egzersiz. Bu egzersizler sayesinde beliniz incelecek, sırtınız güçlenecek ve omurganız esneyecek. Böylece daha uzun boylu ve zarif görünürken, forma da girmiş olacaksınız.

Egzersizlerden randıman almak için haftada üç ila dört kez yapmanızı öneriyoruz. Ayrıca egzersiz esnasında karın, sırt ve bacak kaslarınızı sıkın.
  • Yere uzanıp sol yanınız üzerine yatın. Sağ ayağınızı sol ayağınızın üzerine atın ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun. Eliniz ileri bakacak şekilde dirseğinize dayanarak güç alın. Dirseğinizle omzunuzun bir hizada olmasına dikkat edin. Şimdi yere değen kolunuzdan destek alarak kalçanızı ve bacaklarınızı yerden kaldırın.

  • Yavaş yavaş alçalın ama yere değmeyin. 10 tekrar yaptıktan sonra bacak değiştirip tekrarlayın.
  • Egzersiz esnasında öne eğilmeyin, omuzlarınızı kambur tutmayın.

  • Yere oturun. Dizlerinizi kendinize doğru çekin ve ayaklarınızı yerden kaldırmayın. Şimdi bir ila bir buçuk kiloluk bir dambılı iki ucundan tutun ve kollarınızı göğüs hizasında ileri doğru uzatın.

  • * Kollarınızı düz tutup sol bacağınızı kaldırırken, karın kaslarınızı sıkarak gövdenizle sola dönüp dambılı aşağı indirip yere yakın tutun. Başlangıç pozisyonuna dönüp sonra sağ yanınıza dönerek devam edin. Sağ-sol değişimini yaparak 10 tekrar yapın. Yere oturup bacaklarınızı sol yanınıza doğru kırın ama kendinizi kasmadan, rahatça oturun. Bu esnada sağ ayağınız da sol dizinize değsin. Sol baldırınızı sol elinizle tuttuktan sonra, sağ kolunuzu yukarı uzatın. Kendinizi zorlamadan sol yanınıza doğru esnerken sağ elinize bakın. Diğer yanınızla tekrarlayın.

[Devamını Okuyun...]

KADINCA EN ÇABUK ZAYIFLAMA TEKNİĞİ

Pasta ve kekler size kendinizi iyi mi hissettiriyor? Düşünce şeklinizi değiştirdiğinizde bir daha asla bu yiyecekleri yerken iyi hissedemeyeceksiniz..

Amanda Hamilton ve Sandy Newbigging yeni kitapları 'Life-Changing Weight Loss' kitaplarında hayatınızı değiştirerek nasıl zayıflayacağınızı anlatıyor.

Araştırmalara göre olumsuz düşünceler yüzde yüz yemeğe yönlendiriyor.

Bu nedenle ilk olarak her mutsuz olduğunuzda yememek için kendinize dışarıdan bakın. Beliniz ya da kalçalarınız giderek kalınlaşıyor mu? Bu sizi daha da mutsuz etmiyor mu? Burada yiyerek rahatlamayı bırakmak için beyin detoksuna ihtiyacınız olacak.

1. Aklınızdaki ağırlıklardan kurtulun.

Ağırlıkları değiştirmek için gerçekten yapacak birşeyiniz yok mu? Kendi kendinize olmanız gereken kilonun çok üzerinde olduğunuzu söyleyin. Araştırmalar insanın inandığı şeyi tekrarlamasının motivasyon için çok önemli olduğunu belirtiyor. Yani kilolu olmanın kaderiniz olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle öyle olacak.

Vücudunuzla ilgili aşağıdaki düşünceler defalarca aklınızdan geçebilir. Bunları aklınızdan çıkarın ve tam tersini düşünmeye ve en az 10 kez söylemeye başlayın.

1 Kolayca zayıflayamam
2 Metabolizmam yavaş
3 Kilo vermek için çok çalışmam gerek
4 Benim için kilo vermek imkansız
5 Bu benim doğal halim

Belirtilenlerden en çok hangisi sizi anlatıyor? Unutmayın, bu tür negatif düşünceler sizi zayıflatmaz.
[Devamını Okuyun...]

KADINLARDA MUTLU BİR CİNSEL HAYAT İÇİN

Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam, çiftlerin yakın olması, arzularını ve arzulama arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.

Cinsel IQ kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasında kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitede limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir, ve bu nedenle iyi bir cinsel yaşamda önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar

  1. Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur: Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
  2. Eğlenmek te seksin bir parçasıdır: Kişilerin dilediğince özgür olması, fantezilerini kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
  3. Sekste sıklık önemli değildir: Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
  4. Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
  5. Çocuklu aileler de seks bitmez: Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
  6. Sertleşme Sorunu "Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun"değildir
  1. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
  2. Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez
  1. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
  2. Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz. Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
  3. Çift karşılıklı çekiciliğini yitirirse tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.
Prof. Dr. Halim Hattat
[Devamını Okuyun...]

EVLİLİKTE MUTLU OLMANIN YOLLARI NELERDİR

Aşk size sunulan bir hediye değildir. O öğrenilmiş bir çeşit gelenektir. Uzmanlara göre insan, "Mutlu bir evliliğe sahip olmak için doğar, eğitim alır. Kötü alışkanlıklar yerine iyi alışkanlıklar edinmek ister." Çiftler, birbirilerine yakın olduklarında ve ilk duygularını paylaştıklarında mutluluğun gizli formülünü paylaşmış olurlar. Böylece problemler ortaya çıktığında vazgeçmezler. Siz de iyi bir evliliğe sahip olmanın 5 basit yolunu izlerseniz, yıllarca mutlu yaşayabilirsiniz.

Dinleyin
Herkes dinlenilmeye ve tam olarak anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Huzursuzluğunuzu bir kenara bırakmanız ya da tavsiye vermekten daha çok oturup dinlemeniz gerekse bile, eşinizin veya sevgilinizin düşüncelerini, duygularını dinlemeniz gerekir. Bu sırada dışarıdan nasıl göründüğüne bakmanız ya da onun söylediklerini basitçe tekrarlamanız yararlı olabilir. Onu dinlediğinizi bilmesine de izin verin. Konu neyle ilgiliyse örneğin "Çöpleri dışarı götürmediğim için üzügünsün
anlıyorum", "Bugün ofiste yaşananlar hakkında konuşmak istediğini duydum" gibi yapıcı cümlelerle ona yaklaşın. Bu cümleler onu dikkatle dinlediğinizi gösterir.

Birlikte zaman geçirin
İlişkinin başlarında çiftler arkadaş gibi konuşurlar, eğlenceli şeyler yaparlar. Zaman geçtikçe iletişim yolları değişir. İş, aile, finansal problemler, günlük yaşamın tüm meşguliyetleri, eğlenceli hisleri aşındırır. Sizi ilk tanıştığınız noktaya taşır ve iki yabancı haline gelirsiniz. Haftalık programınızda yer ayırmanız gerekse bile eğlenceyi geri getirin! Bisiklet kullanmak veya yürüyüş yapmak gibi fiziksel aktiviteleri paylaşın. Ayrıntılı bir akşam yemeği için dışarı çıkın, evde kalarak okul günlerinizden kalma müzikler dinleyin veya birbirinizi neden seçtiğinizi anımsatan favori filminizi izleyin. Maddi durumunuz yetersizse çocukları bir bakıcıya bırakarak birlikte piknik yapın. Bir haftada değerlendirebileceğinzi 168 saat
var. Evliliğiniz için haftada en az 2 saatinizi birbirinize ayırmayı taahhüt edin.

Birşeyler atmayın
Siz ve partneriniz herşey hakkında tartışabilirsiniz. Ama partneriniz anlaşmazlığı size açıklarken çocukların oyun oynarken uyguladıkları kuralları koyun. Hakaret yok, isim takmayın ve birşey fırlatmayın! Diğer insanların düştüğü hataya düşmeyin ve aptal oldupğunu söylemeyin! Bunun yerine, "Bunu yapabileceğimizi mi düşündün, bununla ilgili farklı
düşünüyorum" diyebilirsiniz. Eğer tartışma kışkırtıcı olarak devam ediyorsa, biraz ara verin ve sakinleştikten sonra tekrar konuşmayı deneyin. Sakin kalmak evliliğiniz için yapabileceğiniz en önemli davranış.

Ateşi artırın

Eğer seks hayatınız eskisi kadar hareketli değilse, eski tutkulu günlerinizi geri getirmelisiniz. Eski günlerdeki gibi birbirinize kur yapın, romantik olun ve partneriniz size sonsuza kadar aşk besleyecekmiş gibi güvenli durmayın. Ona gecenin sonunda yatağa gitmek istediğiniz biri gibi davranın.

İsteklerinizi söyleyin
Eğer eşinizin yapmasını istediğiniz birşey varsa üç seçeneğiniz var; Sorunu içinize atarak büyümesini sağlamak, onu arkadaşlarının yanında kınamak veya konuyla ilgili konuşmak... Sizin eve çiçekle gelmesini veya dışarı çıkmak istediğinizi ona söylemezseniz nasıl bilebilir? Ona isteklerinizi basit, tatlılıkla ve imayla değil doğrudan anlatın. Anlaşılması güç imalarda bulunmayın. İsteklerinizi anlatmanıza rağmen 1-2 hafta sonra bile eve çiçekle gelmediyse ikinci bir konuşma yapın. Eğer bu konusa savunmaya geçer ve tartışma ortamı oluşursa, bir evlilik danışmanına başvurabilirsiniz. Çoğunlukla size yakışan çiçeği seçemediğini veya hangi çiçeği alacağını bilemediğini söyleyebilir. Ona en sevdiğiniz çiçeği söyleyin. Çoğu kadın ve erkek ufak ayrıntıların ilişki veya evliliğin uzun sürmesini sağladığını unutur
[Devamını Okuyun...]

KOCANIZ HALA SEVİYOR MU SİZİ ?

EŞİNİZİN HALA SİZİ SEVİP SEVMEDİĞİNİZİ MERAK EDİYORSANIZ OKUYUN !
KADINCA EVLİLİKTE PÜF NOKTALARI :
Eşinizin ilk zamanlarda size karşı duyduğu aşk, sevgi, ilgi devam ediyor mu? Duygularını açığa vurmayan bir partneriniz varsa bunu anlamanız zor olabilir.

İşte eşinizin 'Seni Seviyorum'
demesini sağlayan eğlenceli öneriler ile sizi hala sevdiğini gösteren davranışlar..


1. Yatarken tişört, boxer ya da çorap giyerseniz sizin oldukça şirin olduğunuzu düşünecektir.

2. Çok beğendiği bir futbolcunun adını yanlış telaffuz ettiğinizde size gülmemezlik edemez, deneyin.

3. Çalışma masasının üzerine 10 yaşındayken çekilen komik ama eğlenceli bir fotoğraf koyun. Diğer seçenek cüzdanına koymanız da, sizi daha çok sevmesini sağlayabilir.

4. Böceklerden korkup kucağına sığınmanız hoşuna gidebilir.

5. Denediği ancak başarısız olduğu tıraş kremini onun için temizleyin. Denemesi bile sizi düşündüğünü gösterir.


6. Otoparka aracı park etmeye çalıştığınız sırada öndeki araca çarptığınızda ilk olarak 'iyi misin' diye sorması sizin herşeyden kıymetli olduğunuzu gösterir.

7. Özel bir toplantıda veya misafirlikte kravatı sıktığında uygun zamanda onu gevşetmeniz ve terini mendille almanız kendini iyi hissetmesini sağlar ve size hayran olur.

8. Doğum günü için istediğiniz şeyi anlamaya çalışmaz ancak her zaman senin en iyi arkadaşın olmak ister.

9. Bulaşık makinesine bulaşıkları yerleştirmede yeteneksiz olabilir ancak senin için onları lavaboya hazır bırakmayı öğrenmiştir.

10. Çok sevdiği maçları izlerken sizi düşünür ve sevinç haykırışlarını korkmamanız için biraz daha azaltır. Sizinle en sevdiği maçları izlemeniz ise oldukça hoşuna gider.

11. Sizin kişisel ihtiyaçlarınızı düşünür ve alır.

12. Çocuk yapmayı planlıyorsanız hamile olduğunuzu söylediğinizde 'Hamileyiz' diye bağırıyorsa çok mutlu olmuş demektir.

13. Eğer 'Beni Öp' yazılı tişörtünü giydiyse bunu yapmalısınız. Sevildiğini bilmek istiyor olabilir.

14. Saçlarınızı koklayarak huzur bulduğunu söylüyorsa sizi çok seviyordur.

15. Onu duygusal bir filme götürdüğünüzde filme girmez ve dalga geçmez. Sizinle izlemeye razıysa da uyuyabilir ancak asla dalga geçmez.

16. Siz sormadıkça yeni saç kesiminiz hakkında yorum yapmaz. Beğenmediyse de yalan söyler.
[Devamını Okuyun...]

KADINCA AŞKIN KURALLARI VE AŞKI ATEŞLEMENİN YOLLARI

ÖLEN AŞKI CANLANDIRMANIN VE YENİDEN AŞIK OLMANIN YOLLARI :
Yıllardır birlikte olan ya da yeni bir ilişkiye yelken açacak çiftlerin ilişkilerini canlandırmaları, deyim yerindeyse 'ateşlemeleri' mümkün. İşte heyecanlı ilişkinin anahtarı öneriler..Yıllardır birlikte olan ya da yeni bir ilişkiye yelken açacak çiftlerin ilişkilerini canlandırmaları, deyim yerindeyse 'ateşlemeleri' mümkün. İşte heyecanlı ilişkinin anahtarı öneriler..
  • Tüm tutku ve ihtirasınızla öpüşün. Bu haz duygusunu etkiler ve aranızda duygusal bir bağ oluşmasını sağlar.

  • Sevgilinizle yakınlaşmanızın en kısa yolu buğulu bakışlarla gözlerinin içine, ruhuna bakabilmektir.

  • Çocukluk yıllarınızdan bahsedin. Bu sizi daha da yakınlaştırır.

  • Muhteşem bir cinsel yaşam için egzersiz yapmak en doğrusudur.

  • Komik ve eğlenceli olun. Birbirinizi güldürmek sizi daha yakınlaştırır.

  • Çok fazla Tv izlemek yerine, onunla sohbet edi, ona dokunun kısacası birlikte keyifli vakit geçirin.

  • Hatalı olduğunuz zamanlarda özür dileyin ve aynı hatayı bilerek tekrarlamayacağınızı belirtin.
    Bilmeyerek yaptığınız şeyler için de dikkat edeceğinizi söyleyin. Bu onun düşüncelerine önem verdiğinizi gösterir.

  • Günün sonunda ya da telefonda ne anlattığıyla ilgili olun ve onu dinleyin.

  • Gün içinde aşk dolu mesajlar yollayın, onu ne kadar çok düşündüğünüzü anlamasını sağlayın.
  • Tüm tutku ve ihtirasınızla öpüşün. Bu haz duygusunu etkiler ve aranızda duygusal bir bağ oluşmasını sağlar.

  • Sevgilinizle yakınlaşmanızın en kısa yolu buğulu bakışlarla gözlerinin içine, ruhuna bakabilmektir.

  • Çocukluk yıllarınızdan bahsedin. Bu sizi daha da yakınlaştırır.

  • Muhteşem bir cinsel yaşam için egzersiz yapmak en doğrusudur.

  • Komik ve eğlenceli olun. Birbirinizi güldürmek sizi daha yakınlaştırır.

  • Çok fazla Tv izlemek yerine, onunla sohbet edi, ona dokunun kısacası birlikte keyifli vakit geçirin.

  • Hatalı olduğunuz zamanlarda özür dileyin ve aynı hatayı bilerek tekrarlamayacağınızı belirtin.
    Bilmeyerek yaptığınız şeyler için de dikkat edeceğinizi söyleyin. Bu onun düşüncelerine önem verdiğinizi gösterir.

  • Günün sonunda ya da telefonda ne anlattığıyla ilgili olun ve onu dinleyin.

  • Gün içinde aşk dolu mesajlar yollayın, onu ne kadar çok düşündüğünüzü anlamasını sağlayın.
[Devamını Okuyun...]

KADINLAR İÇİN DÜĞÜN HAZIRLIKLARI

KADINLARIN DÜĞÜN HAZIRLIKLARI NASILDIR, KADINCA DÜĞÜNE HAZIRLIK SAFHALARI :
Hayatınızın aşkıyla yeni bir geleceğe adım atarken herşeyin kusursuz olması için bunlara dikkat..

Gelinlerin dikkat etmesi gereken hazırlıklar

  • Gelinlik modellerine düğünden aylar önce bakmaya başlayın, sipariş için 2-3 ayınız kalsın.
  • Düğün davetiniz yemekli olacaksa menünüzü 3 ay öneceden belirleyin.

  • Aynı hediyeleri almamak için evlilik listesi hazırlayın.
  • Düğünden 1 ay önce şapka, eldiven ve ayakkabı gibi aksesuarlarınızı alın. Ayakkabı alırken saatlerce ayakta kaldığınızı düşünerek seçim yapın.

  • Makyajınıza ve saç modelinize karar verin.
  • Onbeş gün kala gelin sipariş edin.
  • 1 hafta öncesinden balayı için bavullarınızı hazırlayın.

Damatların dikkat etmesi gereken hazırlıklar..

  • Nikahın tarihi ve saati düğün davetine bağlıdır. Bu nedenle resmi işlemlere başlamadan önce nasıl bir düğün istediğinizi kesinleştirin.
  • Düğünden aylar önce yeri belirleyin ve rezervasyonunuzu yaptırın.
  • Davetiyelerinizi düğünden altı hafta önce elinizde olacak şekilde sipariş edin. 1 ay kala dağıtmaya başlayın.
  • Düğünden 2-3 ay önce damatlığınıza karar vermiş olun.
  • Davetiyelerinizi düğüne 1 ay kala dağıtmaya başlayın.
  • Düğünden 1 hafta önce kıyafetinizi son kez gözden geçirin.

[Devamını Okuyun...]

ERKEKLER NASIL SİNİELENİR

ERKEKLER NELERE KIZAR, ERKEKLERİ KIZDIRAN DAVRANIŞLAR, ERKEKLERİN SİNİRLENME NEDENLERİ :
Sinir olduğunuz bir erkekten intikam almaya hazır mısınız? İşte erkekleri sinir eden davranışlar..

1. İlk önce aşkınızı ilan edin; onu da kendinize aşık edin; sonra bir yanlışlık olduğunu söyleyip geri çekilin.

2. İlk önce "ömrümün sonuna dek seninim" deyip kendinize bağlayın. Daha sonra "Aşk sürdüğü müddetçe ebedidir" deyin. Bu onu cin çarpmışa çevirecektir.

3. Gabriel Garcia Marquez`in Kolera Zamanı Aşk`ını okumasını coşkuyla salık verin ve romandaki kahramanın 51 yıl aşkını beklemesi gibi bir davranış sergilemesini ondan da umduğunuzu ima edin.

4. Kontrolün kimde olduğunu göstermek için onun telefonlarına ve e-posta mesajlarına - verecekseniz bile - hep geç cevap verin.

5. Telefon ettiğinizde de kendinizi odadaki kişiyle konuşmayı kesmek zorunda hissetmeyin. Bırakın telefondaki erkek arkadaşınız beklesin ve konuşmanızın yalnızca sizin tarafını dinlemek zorunda kalsın.

6. 'Yanlışlıkla' özel notlarını okuyun sonra hesap sorun.

7. Eski erkek arkadaşınıza iletmeniz gereken bir mesajı yanlışlıkla onun telesekreterine bırakın.

8. Evini ziyaret ettiğinizde telefon çalarsa suçlar bir biçimde "Hmm bu da kim olabilir?" diye dudak bükün.

9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin.

10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayın.
[Devamını Okuyun...]

KADINLARDA SEKSİ ENGELLEYEN SEBEPLER

KADINCA SEKSİ ENGELLEYEN BAZI NEDENLER :
Tüketici Raporları Ulusal Araştırma Merkezi (Consumer Reports National Research Center) tarafından yapılan ankette cinsel ilişkiyi reddetme sebepleri belirlendi. Ankete, 18 - 75 yaşındaki, boşanmış ya da partneriyle yaşayan, yüzde 52'si kadın olan 1000 yetişkin katıldı.

Katılımcıların yüzde 81'i geçen yıl seksten uzak kaldığını belirtti ve seks yapmama nedenlerini belirtti.

Seks yapmayı engelleyen en önemli 5 neden

1- Çok yorgun olma ya da uykuya ihtiyacı olma: Yüzde 53
2- Kendini iyi hissetmeme veya hasta olma: Yüzde 49
3- Keyfi yerinde olmama: Yüzde 40
4- Çocuklar ya da hayvanlar: Yüzde 30
5- İş: Yüzde 29
[Devamını Okuyun...]

KADINCA KISKANÇLIK KONULARI

KADINLAR NEDEN ERKEKLERİ KISKANIR, KADINLAR ERKEKLERİ KISKANIR MI ?
Uzmanlara göre, çoğu kez kadınlar az veya çok, erkeğin cinselliğine karşı kıskançlık duyguları besliyor. Yine uzmanlar, erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını ifade ettiler.

Derlenen bilgilere göre, bazı psikoanalizciler, dişinin karakter özelliklerini, kadının erkek cinselliğine karşı duydukları kıskançlıkla bağdaştırıyor. Bunlar çok fazla belirgin duruma geldiğinde, kadının cinsel soğukluğunun nedenini bu kıskançlıkta buluyor.

Çoğu kez ortalama kadının az veya çok, erkek cinselliğine karşı kıskançlık duyguları beslediğinin belirlendiğini anlatan uzmanlar, "Bazıları ise erkeği cinselliği yüzünden kıskanır. Çünkü erkek cinselliğinin cinsel ilişkide daha büyük avantajları vardır" dediler.

Bununla birlikte erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını kaydeden uzmanlar, "Birçok kadının cinsel organları birleşmiş durumda cinsel birleşim sırasında hareketsiz kalmaları ve eşlerinin boşalmasından sonra orgazma ulaştıklarında, kocalarının uzun zaman içlerinde kalmalarına direnmeleri işte bundandır. Daha deneyimli kadınlar, bu bilinçaltı isteklerini leğen kaslarını ustaca hareket ettirmekle tatmin eder" diye konuştu.
[Devamını Okuyun...]

KİŞİLİĞİNİZ NASIL YOKSA ÇEKİNGEN MİSİNİZ ?

ÇEKİNGEN BİRİ MİSİN ? OKU VE KARAR VER BAKALIM SENİN KİŞİLİĞİN NE ALEMDE HEP BERABER GÖRELİM.
Aşağıdaki belirtilerden en az dördünün varlığı ile birlikte erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan yetersizlik duyguları, sosyal acıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olma, fazla incinme ile seyreden bir kişilik bozukludur.

1-Başkaları tarafından kabul görmeme, küçümsenme, eleştirilme, dışlanma endişeleriyle sosyal ilişki gerektiren islerden uzak durma
2-Sevilip, sayıldığına kesin inanmadıkça başkalarıyla iletişim kurmak,görüşmek istemez

3-Hafife alınıp, dalga geçileceği endişesi ile yakın ilişkilerde rahat davranamaz,bu ilişkilerde tutukluk yasayıp, kendini ve sahip olduklarını ortaya koyamaz

4-Başkalarının da bulunduğu iletişim gereken ortamlarda düşünce içerikleri yoğun bir şekilde eleştirilme, dışlanma düşünceleri ile kaplanmıştır

5-Hissettikleri yetersizlik duyguları nedeniyle, daha önce karsılaşmadıkları kişilerle ayni ortamda bulunduklarında istedikleri gibi hareket edememelerine, konuşma ve davranışlarında kısıtlılık hissetmelerine yol acar.

6-Kişiler kendilerini sosyal acıdan yeteneksiz, renksiz, etkisiz ,zayıf veya diğer kişilere göre daha değersiz bireyler olarak görürler.

7-Küçük düşüp, mahcup olacakları seklindeki düşünce yapıları nedeniyle kendi baslarına bireysel girişimlerde bulunamaz ve yeni aktivitelere başlamak ya da başkalarına katılmak istemezler.

Bu kişiler yeni sorumluluk ve dolay isiyle eleştiri alma olasılığı, odak noktası olma,üstlerle daha çok ilişki kurma ve inisiyatif kullanma durumları nedeniyle islerinde daha üst konumlara yükselme tekliflerini reddedebilirler. Başkaları hakkında başlangıçta "beni eleştirir, beni aralarına almazlar" diye düşündüklerinden yeni ilişkilere girmekten kaçınırlar. Kendilerinden bahsetmekte, iç dünyalarını açmaları konusunda yanlış anlaşılma ve reddedilme endişeleri nedeniyle zorluk yasarlar.

Utangaç,ürkek, yalnız, kendini gizlemeye çalışan, sesi soluğu çıkmayan, kendini frenleyen kişilerdir.Olağan şeylerden bile bir çok tehlikenin oluşabileceğini düşünüp, hayatlarını alıştıkları ortam ve kişilerle geçirmeye çalışır, "kozaları içinde yasamaya çalışırlar". Korkulu ,endişeli ve diken üzerinde gibi olan davranışları başkalarınca alay konusu olabilir. Başkalarına kıyasla toplumdan uzak yasamayı yeğlerler, bu nedenle tanıyanları azdır ve iletişimleri de az olduğundan yeterli destek bulamazlar. Buna rağmen sevgi,saygı, yakınlık görmek ister, mükemmel ilişki hayalleri ile yasarlar.
[Devamını Okuyun...]

SOSYAL MİSİN ASOSYAL Mİ PEKİ TOPLUMUMUZ ?

SOSYAL BİRİ MİSİNİZ,ASOSYAL BİRİ Mİ ? PEKİ İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM NE ALEMDE ?
Erkeklerde % 3,kadınlarda % 1 oranında görülmektedir. Madde kullanımı nedeniyle yataklı tedavi görülen kurumlar ve adli mekanlar ya da cezaevlerinde daha yüksek oranda görülmektedir. Çoklukla yalan söyler, çevrelerindekileri aldatır, çıkar elde etmek ya da sadece zevk almak için başkalarını kullanır ya da yanıltırlar. Öfkelerine hakim olamayıp,kavga ederler,esleri, çocukları, ana- babalarını döverler. Ana-baba olmanın gereklerini yerine getiremez, düzenli, sakin bir aile hayati oluşturamazlar. Tehlike oluşturacak etkinliklere atılırlar (hızlı ve zikzaklar yaparak araba kullanma, alkollü araç kullanımı, tekrarlayan kazalar yapma gibi ).

Farklı ve zararlı cinsel ilişkiler ve alkol-madde kullanımı görülebilir. Sorumluluklarını yerine getirmedikleri için isten atılmaları, işverenle tartışmaları fazladır. Herkes gibi düzenli ve doğru yoldan yasayamazlar. Çok is değiştirirler. Yokluk içinde kalıp, sokaklarda yatabilirler. Askerlikleri aldıkları cezalar nedeniyle uzar, uzun sureli hava değişimi raporları alırlar.Yaptıklarından pişman olmazlar.Kibirli bir görünüm sergilerler.

Kimlerde daha çok rastlanmaktadır?

Genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük ve kırsal kökenli kişilerde görülmektedir.

Hastalığın seyri:

Eğer kişi yapılan eylemler sonucu ya da kotu yasam koşulları sonrası ölmezse , rahatsızlık 40 yas sonrasında etkinliğini azaltabilir.

Ailesel yatkınlık:


Bu bozukluk hastanın 1. derece akrabalarında genel topluma göre daha çok görülmektedir. Ayrıca bu kişilerin akrabalarında somatizasyon bozukluğu ve madde kullanım bozukluğu da yüksek düzeydedir. Sebepleri:

Çocuklukta dikkat eksikliği- hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda ileri donemde görülme riski yüksektir.
[Devamını Okuyun...]

ASOSYALLİK NASIL BELLİ OLUR ?

ASOSYALLİK TABİRİ SON YILLARDA İYİCE POPÜLERLEŞTİ.ASOSYALLİK NEDİR VE ACABA SİZ DE ASOSYAL BİRİ MİSİNİZ ? 
KENDİNİZİ TEST ZAMANI :
Aşağıdakilerden en az 3'unun varlığı ile birlikte ,15 yasından beri suren başkalarının haklarını saymayıp, diğerlerinin haklarına saldırı ile kendini gösteren kişilik bozukluğudur.

1-Tutuklanmasına yol açacak davranışlarda ısrar ile kendini gösteren yasalara uygun ,sosyal davranışlara uyamama
2-Devamlı olarak yalan söyleme, farklı takma adlar kullanma, zevk ya da kişisel çıkarı için başkalarını aldatma gibi dürüst olmayan davranışlar
3-Aniden sonucunu düşünmeden yapılan davranışlar,gelecek için planlar yapmama
4-Tekrarlayıcı kavga, dövüş ,saldırılar ile birlikte öfkelilik hali
5-Kendisi, yakınları ya da başkasının güvenliği ile ilgili umursamazlık hali.
6-Bir isi yürütememe veya parasal sorumluluklarını yerine getirmeme ile giden sürekli bir soru suçluk durumu
7-Başkasına zarar vermiş, fena davranmış birseller çalmış olmasına rağmen duruma ilgisiz kalıp, kendini hakli göstermeye calisi k ve bundan vicdan azabı duymamak.

-Kişinin en az18 yasında olması ve 15 yas öncesi davranım bozukluğu belirtileri göstermeye başlamış olması gerekmektedir.
[Devamını Okuyun...]

BAŞLICA EVLİLİK SORUNLARI EVLİLER NEDEN MUTLU OLAMAZ

 Evlilikte sorunlara yol açan cinsel sorunlar:  Kadınlarda vaginismus, anorgazmi ; erkeklerde erken boşalma ve erektil (cinsel organda sertleşme)fonksiyon bozuklukları sayılabilir. Bunlar yüksek olasılıkla psikolojik kökenli olup, tedavi edilebilir sorunlar arasındadır. Eğer kişilerde eşcinsel bir yönelim varsa ve buna rağmen toplumsal baskılar yüzünden evlilik yoluna gidilmişse, sorunların çözümü zorlaşmaktadır. 
Toplumumuzda sıkça karşılaşılan cinsel sorunlar genellikle daha önce, hatta çocukluk döneminde yaşanan tacizlerle ilişkili olabildiği gibi, aile içinde cinsel bilgilerin ebeveyn tarafından doğru bir şekilde öğretilmeyip, kulaktan dolma yanlış bilgilerden edinilmesi, ailede karşı cins ile iletişimin  katı bir şekilde sınırlandırılması ve korkutulması ile gelişebilmektedir. 
Gençler bu nedenlerle genellikle evlendikleri zaman karşı cinsle ilk cinselliklerini yaşamakta, bu da aşırı heyecan, performans kaygıları ve korku ile  sorunlu cinsel girişimlere yol açmaktadır. Bazen de gençler arkadaşlarının ya da bazı akrabalarının telkini ile paralı uygunsuz cinsel ilişkilere girip, ilk deneyimlerde olumsuz yaklaşımlarla karşılaşmakta, bu durum kendi performans kaygılarını arttırmaktadır.  Bireyler  cinsel açıdan sorunlar yaşıyorsa, bunların tedavilerini   birlikteliklerinin erken aşamalarda yaptırmalı bugünkü işlerini yarına bırakmamalı ve eşlerini yıpratmamalıdırlar. Cinsellik sıklığı ve şekli her iki kişinin ortak isteği doğrultusunda olmalıdır. Cinsellik sevgi ile birleştirilmeli , mekanik bir eylemden çok, adeta bir  güzel sanatlar gösterisi şekline dönüştürülmelidir.  
Farklı sosyokültürel düzeyler: ( farklı dinler, milletler, mezhepler,farklı sosyoekonomik düzeye sahip aile yapıları gibi) birbirlerinden çok farklı  sosyokültürel değerlere ve yargılara sahip olduklarından  evlilik sorunları yaşayabilirler. Bireyler çevreden gelebilecek baskı ve zorlamalara göğüs gerecek yapıda değiller ve bunun için gerekli maddi ve manevi güçte değillerse ,birbirlerine ve evliliklerine sahip çıkamayabilirler. Ancak her ikisi de çevrelerine gerekli sınırları koyabilmek için yeterli birikime ve kişilik yapılarına sahipse, evlilikleri çok mükemmel de olabilir
İletişim düzeyleri: Eşlerin birbirleriyle kurdukları sözel ve vücut dili olan iletişim
(birbirleriyle az konuşmaları, dertlerini paylaşamamaları gibi) yetersiz ve kalitesizse gene evlilik sorunları erken dönemlerde başlayabilmektedir. Eşler birbileri yanında ağlayabilmeli, sevgilerini her şekilde dile getirmelidirler. “Seni seviyorum” demenin  sözel olmayan binbir çeşit yolu vardır ( ufak bir hediye, değişik bir yemek, ona yollayacağınız güzel bir yazı ya da resim, eşinizin sevdiği bir demet çiçek, hafta içi ya da sonu  birlikte yapacağınız ufak bir gezi vb.) Sabah ayrılırken birbirinizi öperek, başarılar dilemek, eşiniz eve geldiğinde kapıda sevimli bir yüz ifadesi ile , güzel giysiler içinde karşılamak, bunlar arasında sayılabilir.  
Ayrıca eşler birbirlerine sadece kendilerine ait, birbirlerinin hoşuna giden bir takım güzel hitaplarla seslenmeyi alışkanlık haline getirmelidir ( bir tanem, bebeğim, aşkım vb). Eşler beyinlerini ayakları altına almadıkları sürece bunları bulabilirler.  Ancak beyinlerimizi çöpe atmamız,ne yazık ki televizyonla aşırı derecede haşır neşir olmak, anlamsız gururlar şeklinde bunun en çok görülen sebeplerden biri olmaktadır.                                  
          
Her evlilik aslında bir konfederasyon modelinde olmalıdır. Eğer çiftleri oluşturan bireylerden biri diğerinin haklarını çiğniyorsa, onun özgürlük alanına müdahale ediyorsa, kararlar sürekli tek tarafın isteği doğrultusunda alınıyorsa, evlilikler çıkmaza girmektedir. Her kurum gibi evlilik de demokratik bir şekilde yürütülmelidir.
Zamanın paylaşımı :Evliliklerde bireyler sürekli olarak herşeyi birlikte yapmak zorunda olmamalıdır. Mutlaka birlikte vakit geçirecek aktiviteler de olmalıdır ancak bireyler zaman zaman kendi arkadaşları ve çevreleri ile de birbirlerinden ayrı zamanlar geçirebilmelidirler. Bu bazen orkestrayı dinlemek bazen de tek bir enstrümandan oluşan solo albümleri dinlemek gibidir. Kişi kendine tanıdığı hakların aynısını eşlerine de tanımalıdırlar. Aksi halde efendi-köle ilişkisi olur ve bu ilişkilerin temeline dinamit koymak ile eşanlamlı hale gelir.
İş ve çevrenin aile hayatınıza olumsuz  yönde etkilerinin engellenmesi:  İnsanların günlük hayatları  bir parça sirklerde göstericilerin 4-5 topu bir arada havada döndürmesi davranışı gibidir.  Her top belli bir sürede elde tutulmalı yada dokunmalı ve birbirleriyle aynı hız ve doğrultuda atılmalıdır. Toplardan birisi elde fazla tutulur ya da yavaş atılırsa, diğer toplarda düşmektedir. Benzer şekilde eğer kendine, eşine, mesleğine ve çevresine yeterli zamanı ayırmazsa, bunlardan biri bile aksasa diğerleri de zaman içinde zarar görmektedir. Gene benzer şekilde sadece arkadaşlarınızı ön plana alıyor, eve geç geliyor, eğlencenizin tümünü eşiniz olmadan yapıyorsanız gene sorunlar yaşayabilirsiniz. Mutluluğunuz başkalarının mutsuzluğu üzerine kurulmamalıdır. Herkesin yeri ayrıdır ve hiçbiri diğerlerini yok etmemelidir. Aşırı işle haşır neşir olmak evinizi ihmal etmenize yol açıyorsa, iyi bir eş ve iyi bir anne-baba olamazsınız. Bunun faturasını da uzun erimde çok daha pahalıya ödersiniz. Evlilik sorunları, çocuklarınızla sorunlar, sağlık sorunları ile karşılaşabilirsiniz.  İşte yaşanan sorunlar eve, evde yaşananlar işe taşınmamalıdır. Çevrenizden duyduğunuz herşeyi eşinize, eşinizden duyduğunuz herşeyi de çevrenize taşımamalısınız. Aksi halde çözümü çok zor düğümler atarsınız Evin maddi gereksinimlerini karşılamak işin sadece bir yönüdür. Evin manevi, sevgi gereksinimi de karşılanmalıdır. Eş ve çocukların sadece paraya değil sevgiye de gereksinimi vardır.
 Sadece eşe yoğunlaşmak: Bütün hayatınızı da eşinizin üzerine kurmamalısınız, herşeyi ondan beklememelisiniz. Kendiniz de yaptığınız uğraşlar ve çevrenizle ilişkilerinizden doyum sağlayabilmelisiniz. Aksi halde eşinizi kıskanır, onun hayatını kısıtlamaya başlarsanız evliliğiniz tehlikeye girer. Kendi yağınızla kavrulmayı da öğrenmelisiniz.
Eski konumdan (çocukluk) yeni konuma (erişkinlik) geçişin idraki: Artık siz yeni bir ailede yaşıyorsanız o kurumun sağlığı için ,gelecekte sizden daha kültürlü,sağlıklı ve mutlu yetiştireceğiniz kişiler için mücadele etmelisiniz. Hayatınızın daha yüksek bir olgunluk basamağını aşmış bulunmaktasınız. Buna rağmen hala eski evinizin küçük çocuğu gibi davranırsanız,  anne-babanızın sizin hayatınızı istedikleri gibi karışıp yönlendirmesine izin verirseniz, kendi prensipleriniz ve yöntemlerinizle hayatınızı sürdüremezseniz gerekli olgunluğa ulaşamamışsınız demektir, bu da evliliğinizin kalitesizleşmesini sağlayacaktır. Kendini evlilik için yeterli olgunlukta hissetmeyen  ya da bu olgunluk düzeyine ulaşamamış kişiler evlenmemelidirler.
Birbirini tanıyabilmek ve maske takmamak: Özellikle kırsal kesimlerde erişkin döneme gelen kişiler, ailelerinin kararları doğrultusunda birbirlerini yeterince tanımadan evlenmektedirler. Bazı durumlarda ise aile baskısı ile hiç karşı cinsten arkadaşı olmayan kişiler görüşüp tanıştıkları ilk kişi ile evlenmektedirler. Bu durumlarda kişiler kendi gerçek özelliklerini saklamakta ve karşılarındakini maskeler takarak aldatmaktadırlar. Bunlar sonucunda “cicim aylarının bitiminde” sorunlar başlamakta ve fertler “bu benim sevdiğim kişi değildi” diyebilmektedirler. Ya göründüğü gibi  olmak, ya da olduğu gibi görünmek en insancıl yaklaşımdır.evlilik öncesi kişiler birbirlerine karşı açık olmalı ve olumsuz taraflarını görebilecek sürede ve kalitede konuşabilmelidirler.
Sınırlarınızı belirlemek ve korumak:Toplumumuzda gençler genellikle evlenene dek aileleri yanında yaşamaktadır. Bazı durumlarda evlenecek çağa gelen gençler babalarının yanında çalışmaktadırlar. Bu gibi durumlarda gençler yeterli güce sahip olamamakta ve adeta onların eline bakar duruma gelebilmektedirler. Anneler çocuklarını aşırı kollayıcı olmakta ve onlarda bağımlı bir kişilik oluşturarak, kendi başlarına yaşayabilme becerilerini ellerinden almaktadırlar. Bu gibi durumlarda aileler gençlerle aynı dairede ya da apartmanda yaşamakta, gençlere sık sık müdahale etmektedirler. Bu gibi hallerde sınır sorunları yaşanır ve baba-oğul, gelin-görümce, gelin-kaynana çekişmeleri, damat- kayınpeder ya da eltiler arası geçimsizlikler yaşanabilmektedir. 
Evlilik dışı cinsel ilişki: Evliliklerde çiftlerden herbiri kendini yenileyebilmeli, hayatlarını tekdüzelikten koruyabilmelidir. Birbirlerini onore etmeli, birbirlerinin zevklerini küçümsememeli, fikirlerine saygı duymalı, bakımlı olmalı ve ortak plan ve hedefleri olmalıdır. Kişiler kendilerine değer vermez ve bakımlı olmazlarsa, ev içinde sevimli , anlayışlı bir ortam oluşturamazlarsa ya da kendilerinde doyumsuzluklar varsa , evlilikdışı cinsel birlikteliklere girişebilirler. Kimse kimsenin başkasından kaptığı mikropları paylaşmak zorunda değildir. Bu durumda kişiler kuruma ihanet ediyor demektir Aldatmanın özrü yoktur ancak, sebepsiz sonuç da olmaz. Her iki tarafta istiyorsa, sorunların altyapısına inecek derinlikte terapiler  yapılmalıdır. Ancak elemanlardan biri buna isteksizse , boşanmaya kararlı ise, zorla güzellik olmaz.
 Uygunsuz beklenti düzeyleri: Fertler birbirlerinden çok büyük beklentiler içinde de olamamalıdır. En mükemmel aşk, sürekli olarak eğlence içinde kahkahalar içinde yaşama beklenmemelidir. Bu şekildeki ayağı yere basmayan aşırı romantik beklentiler sizi hayal kırıklıklarına uğratabilir. Histrionik kişilik özellikleri olan kişiler sürekli olarak aranılmak, aşırı düzeylerde desteklenmek ve  eşlerinin yanında sürekli olarak bir numara olmak isterler. Oysa evlilik bir çocuk oyunu değildir, kişi çevresine , işine de zaman ayırmalıdır. Evlenerek başkasının özgürlüğünü tamamen satın alamazsınız. Özellikle kızlar ailelerinin içinde bulundukları gergin ilişkilerden ve zor ekonomik durumlar nedeniyle erkenden evlenebilmekte ve  gerçekçi olmayan beklentileri nedeniyle “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” gibi daha olumsuz durumlar içine düşebilmektedirler. Sadece duyguları ile hareket edenler hüsrana uğrarlar duygular ve mantık elele yürümelidir. 
Otorite mücadeleleri: Evlilik bir güç mücadelesi, meydan savaşı değildir. Herkes kendi alanını korumalı ve birbirine yaptırımlarda bulunmamalıdır. Tabii ki, bunun olabilmesi için fertlerin kişilik sorunlarının olmaması gerekir. “Hep ben haklıyım, o haksız, en doğruyu ben bilirim, benim sözüm kanun” şeklindeki yaklaşımların olabildiği narsisistik ve aşırı düzen ve katı prensiplerle donatılmış olan obsesif kişilikler bir diğerinin üzerinde otorite kurmaya çalışabilir. Bu da sürekli olarak sürtüşmelere yol açar. Evlilik bir meydan savaşı değildir. Bu şekilde elde edilebilecek bir zafer de ancak Pirus savaşı zaferi gibidir. İki tarafta mücadeleden kırılır. Kazanan olsa bile sağ kalan çok az olduğundan zaferin anlamı kalmamıştır.                       
Kadınların biyolojik  ve ruhsal olarak zayıfladığı dönemlerin anlayışla karşılanması: Hamilelik ve emzirme dönemi kadınların en fazla zorlandıkları dönemler arasındadır. Ayrıca kadınların ayda bir yaşadıkları mensturasyon (adet) dönemleri kendileri için hem kan kaybının getirdiği halsizlik. Hem de o dönemde yaşadıkları hormonel  fırtına da demeyelim,kasırgalar  onları strese karşı çok zayıf hale getirir.Bu zamanlarda erkeğin eşini daha anlayışla karşılaması, evle ilişkisini daha da çok arttırması, yükleri omuzlaması gerekir. Eğer babalık ya da anneliği kaldıramayacak olgunlukta hissediyorsanız, çocuk sahibi olmamanız gerekir. G
ene zor ekonomik dönemler yaşanıyorken birbirinizi mutsuz edecekseniz, evlenmemeniz gerekir. Sinirlenince öfkenize hakim olamıyorsanız ( ki ileri dönemde kalp-damar sorunlarınız  olacak demektir), eşinize ya da çocuklarınıza şiddet  uyguluyorsanız,  sıkıntılar sonrası içki ya da bağımlılık oluşturan maddelere boyun eğiyorsanız gene evliliği hak etmiyorsunuz demektir. Elbette ki eşinizde görüp hoşlanmadığınız bazı özellikleri, içinizde patlama yapmasını beklemeden söylemelisiniz. Ancak bunu yaparken ifadeleriniz ve vücut dilinizi sakin tutmanız, mantığı rafa kaldırmayıp, aşırı duygusal olmadan hareket etmelisiniz. Eğer züccaciyeci dükkanına giren bir fil gibi davranırsanız, bu davranışınız amacından uzaklaşır ve haklıyken haksız duruma düşersiniz, evliliğinize zarar verirsiniz. Unutmayın ki, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. Çocuklarınız yaptıklarınızı görüyor, bugün başkasına yaptıklarınız yarın size uygulanabilir, rüzgar eken fırtına biçer.
 Sorumluluklarını bilmek:Ev işleri, çocuk bakımı, alışveriş vb. tek kişinin sorumluluğu değildir. Eğer kadın da çalışıyorsa, ev işlerinin yapılmasına erkek de katılmalıdır.çocuğun bakımı sadece anneye yüklenmemelidir. Eşiniz ve çocuğunuzla gelecekte kurmayı düşlediğiniz güzel günlerin temelini çok erkenden atmazsanız, gelecekteki güzel günleri sadece hayalinizde yaşatacaksınız demektir.  Evli çifti oluşturan her bir eleman bu sorumluluklara katılmalı, görevini ihmal etmemelidir. Ne ekerseniz onu biçersiniz.
Kendinizi feda ederek, çocuklarınız için evliliği hasbelkader sürdürmek: Sadece “çocuklarım annesiz ya da babasız büyümesin” diye evliliğinizi sevgi olmadan sürdürüyorsanız, sorunlu bir evlilik yaşadığınızdan dolayı da çocuklarınız ruhsal olarak olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Anne,babanın maddi olarak aralarında olup, manevi olarak yanlarında olmaması çocuklar için daha da örseleyici olabilir ve onların da kendi evliliklerinde mutsuz olmalarına yol açabilirsiniz. Bazen ayrı ama mutlu ebeveynler, birarada hergün mutsuz çiftlerden daha iyi çocuklar yetiştirebilirler. Çocuğunuz için  her türlü olumsuzluğa rağmen evliliğinizi sürdürmek erken yaşta tükenmenize yol açabilir ve aslında çocuklarınıza daha az yardım etmiş olursunuz.
Alkol, uyuşturucu madde ve kumar gibi alışkanlıklar: Eğer eşlerden birisi bu tür bir alışkanlık içinde ise bunlar maddi, manevi, sosyal ve ailesel iletişim sorunlarına yol açabildiğinden evliliğin güzelliğini bozmaktadırlar. Bu durumların varlığı çoğunlukla boşanmalara yol açabilmektedir.  Geçmişten gelen birikmiş sorunlarınızın ve günlük mutsuzluklarınızın çözümünü bu tür zararlı alışkanlıklar yerine bir psikiyatra terapiye giderek sağlamalısınız. 
 Kendi mutluluğunuzun anahtarı sizdedir:Evlilik akıllı,duygulu,dürüst ve adil insanların işidir. Eğer kişiler kendilerini karşılarındaki yerine koyamıyorsa yani empati yapamıyorsa, hep ben haklıyım, eşim haksız diyorsa, suçu karşısındakilere atıyorsa ( ki bu kişilik bozukluklarının bir kriteridir), kendine düşen sorumlulukları yapmıyor, çözmek için çaba sarfetmiyorsa, evlilik  için yeterli olgunlukta değilsiniz demektir ve evliliğiniz yıkılmaya mahkumdur. Sıklıkla  çiftlerden biri daha çokça da kadınlar vücutsal yakınmalarla , bayılma ve sinir krizleri ile hastane acil birimlerine taşınır, doktor doktor dolaştırılırlar. Bu dönemlerde  sedece onun değil,sizin de vücutsal ya da ruhsal sorunlar yaşamanız doğaldır. Keskin sirke küpüne zarar verir bu davranışlarınız sizin mide-barsak sistemi, cilt sorunları, cinsel sorunlar, kalp-damar sistemi sorunları gibi psikosomatik sorunlar yaşamanıza yolaçacaktır.Bazen de bu gibi durumlarda kadınlar bir yere dek sineye çekebilir, eşlerinin yaşı emeklilik yaşına gelinceye dek bekler ve sonrasında işler tersine döner. Bu kez kadınlar erkeklerden evin egemenliğini alabilir ve “alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” atasözündeki gibi yılların intikamını alabilirler. 
Son söz olarak  ölümden başka herşeyin çözümü vardır. Hayatta en kötü şey ileride geçmişte yaptıklarınız ya da yapmadıklarınız için “keşke” ile başlayan sözler söylemenizdir. O yüzden ne yaparsanız yapın, geleceğinizi  akıllıca düşünüp, iyice emin olduğunuzda yapmanız gerekir. Herşeye uzun erimli olarak bakın, ufak şeylere odaklanmayın. Ayrılmadan önce de birbirinize değişmek için son bir şans verin, öğrenmenin yaşı ve mekanı yoktur,insan gelişen bir varlıktır, bir psikiyatr ile evlilik terapilerine başlayın. Hepinize daha kaliteli birliktelikler ve bizden daha uygar çocuklar yetiştirebilmeniz dileklerimle.   .
[Devamını Okuyun...]

EVLİLİKTE SORUN YAŞAYANLAR-EVLİLİK SORUNLARI

EVLİLİĞİNİZ KÖTÜ GİDİYORSA BU YAZI DİZİMİZİ DİKKATLE OKUYUN !
Özellikle ülkemiz gibi ailesel bağların ve toplumsal yaşantının kişilerin davranışlarında etkili olduğu toplumlarda erişkin yaşlara gelen kişiler evlenerek hayatlarını sürdürmektedirler. Her ne kadar “dışı sizi, içi beni yakar” deseniz de yurt dışında yapılan çalışmalara göre 45-65 yaş grubunda evli erkeklerde, aynı yaş grubundaki bekar ve birlikte yaşayan erkeklere göre , 10 yıl içinde ölüm oranları  iki kat daha az bulunmuştur. Evli erkekler  daha uzun yaşama şansına sahip bulunmaktadırlar.
Evlilikte en önemli sorunlar arasında eşler arası iletişim süresi ve kalitesinin eksikliği, kendi aileleri ve eşlerinin aileleri ile olan ilişkileri, toplumsal hayata yönelik davranış ve hissedişleri, ekonomik sorunlarla başa çıkabilmeleri, mesleki durumları sorunlarını çözmede kullandıkları yollar,  eğer çocukları varsa onların bakımı ve yetiştirilmesindeki farklı bakış açıları, ve cinsel hayatlarındaki yetersizlikler ve uygunsuzluklar sayılabilir.
 Evliliklerdeki sorunlar hamilelik, düşük ya da kürtajlar, çocuk sahibi olma, ağır hastalıklar, hastanede yatırılma, yoğun ekonomik sıkıntı dönemleri, mesleki konumdaki değişimler, yeni bir yerleşim yerine taşınma (özellikle bizim toplumumuzdaki ataerkil yaşam düzeni, ekonomik sorunlar , evlenen gençler ve ebeveynleri arasındaki sınır sorunları nedeniyle evlendikten sonra gençlerin erkek tarafıyla ya da onlara çok yakın bir yerde yaşamaları şeklinde),  emeklilik gibi kişilerin hayatını etkileyebilecek pek çok değişim sonrasında başlayabilmektedir.
Kişilerin çocuklarının hastalanmaları ya da daha ağırı çocukların kaza ya da hastalık sonucu ölümü sonrasında da boşanmalar artmaktadır
[Devamını Okuyun...]

DEPRESYON GEÇİREN KİŞİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

DEPRESYON CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNUDUR VE TEDAVİ EDİLMEZSE KİŞİYİ ÖLÜME SÜRÜKLER.İNTİHAR EĞİLİMLERİ SÖZ KONUSUDUR VE KİŞİ KENDİSİNDEN VAZGEÇECEK DERECEYE KADAR GELMİŞTİR.
Depresyonun oluşumunda etkili olan kişisel özellikler:

-Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi,çevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.

-Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici ,rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.

-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki ,kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.

-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.

-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.

- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
[Devamını Okuyun...]

DEPRESYONDA OLANLARIN ÖZELLİKLERİ

DEPRESYON GEÇİREN BİR KİŞİ ŞÖYLE BELLİ EDER KENDİNİ,EĞER SİZDE DE BU DURUMLAR SÖZ KONUSU İSE EN KISA SÜREDE PSİKOLOGUNUZA BAŞVURUNUZ.
1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).

3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 'inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.

5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)

6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.

9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
[Devamını Okuyun...]

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ NELERDİR

DEPRESYON NASIL BELLİ OLUR,KİMLER DEPRESYONA GİRER,DEPRESYON NE KADAR SÜRER,DEPRESYON NASIL BİR PSİKOLOJİK SORUNDUR ?

Kişi ağlamaklı, neşesiz, sanki dünyayı sırtında taşıyor gibi bitkin, omuzları çökmüş bir görünümdedir. Kişilerin eğlenip güldüğü şeyler, onlarda ayni etkiyi oluşturmayabilir.

Bazı durumlarda da kişiler bu durumda olduklarını kabul etmek istemezler ve bunu göstermezler. Bu durumda kişi vücutsal belirtiler (baş, karın, eklem vs. ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi kaygı durumları ya da cinsel bozukluk belirtileri ile başvurabilir.

Karşılaşılabilecek cinsel bozukluk durumları arasında hem erkek hem de kadınlarda cinsel istekte azalma, ön sıralarda yer tutmaktadır. Kadınlarda depresyon sırasında adet dönemlerinde geçici kesilmeler, orgazm sorunları görülebilmektedir. Erkeklerde ise erektil disfonksiyon diye adlandırdığımız sertleşme bozukluğu görülebilmektedir. Bazı vakalarda ise atipik depresyon dediğimiz durumlarda ( klasik depresyondan farklı olarak aşırı uyku, kilo alma, uykuya dalma güçlüğü, sabah veya akşam mutluluk düzeyinde kötüleşmeler ) cinsel istekte artışlar ve tekrarlayıcı cinsel ilişki istekleri görülebilmektedir.

İstek ve ilgilerde azalma ve kayıplar başlangıçta bir takım şeyleri mecburen ve daha uzun sürede ,oflayıp,puflayarak yapmakla başlar. Hoşlanılarak yapılan etkinliklerde de azalma ve artık hiçbir şeyden zevk almama , hayattan soğuma ile sürer. Kişiler çocukları, eşlerine karşı hiçbir şey hissetmezler . İntiharı tek çıkar yol olarak görebilirler.

Kendiliğinden yaptıkları doğal hareketleri azalır. Bakışları yere doğru yönelmiş olup, boyun ve gövdeleri öne eğik durur. Konuşmaları da hareketleri gibi azalmış olup, yavaş ve kısık sesle konuşabilirler. Sorulara yanıt vermek için gereken süre uzamış ve tek kelimeyle yanıt alınmıştır. Zamanın çok yavaş geçtiği ya da durduğu şeklinde bir algı yaşanmaktadır. Unutkanlık, konuşma, tv den bir şeyler izleme ,konuşulanları anlama gibi konsantrasyon gereken durumlarda dikkati yoğunlaştıramama " söylenenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması" durumu oluşmaktadır. Karasızlık basit şeyler üzerinde bile seçim yapamama bulunmaktadır. Geçmişin acı hatıraları daha çok hatırlanıp, ısrarla bunların akla gelip, kendini suçlama, geleceğe yönelik umutsuzluk, hiçbir şeyin daha iyi olmayacağı, hastalığının artacağı, ekonomik düzeninin bozulacağı , "ne olacak bu memleketin hali" şeklinde verimsiz kötümser düşünceler gözlenir.

Kişilerde olumsuz ya da gerçekdışı değerlendirmeler görülebilir. Bir şeylerden yoksunluk, eksiklik düşünceleri, kendini yeterli görmeme, gerçeküstü boyutta kendini suçlama, ümitsizlik, kötümserlik, kendine kimsenin yardım edemeyeceği düşünceleri, ölüm ve intihar düşüncelerinin yineleyerek akla gelmesi fazla miktarda görülmektedir. Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastaların % 15 e ulaşan bir kısmında intihar görülebilmektedir.Uyku bozukluğu gece çok fazla miktarda uyanma ve sabah normalden erken uyanıp, bir daha uyuyamama ile karakterizedir.
[Devamını Okuyun...]

DEPRESYONDA MIYIM DEPRESYON BELİRTİLERİ

DEPRESYO NASIL BELLİ OLUR, ACABA SİZ DE DEPRESYONDA MISINIZ, DEPRESYON TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ ?
Depresyon Teşhis Tedavi

Hangi olaylar sonrası depresyon görülebilmektedir?

Daha çok ilk depresyonun ortaya çıkmasında çevresel streslerin önemi vardır. Özellikle 11 yaş öncesi anne ya da baba kaybı olan kişilerde sonraki yıllarda depresyon daha sık görülmektedir. Sonraki yıllarda depresyon oluşturucu çevresel etkenler arasında en çok eş kaybı gelmektedir

Depresyon nasıl seyreden bir rahatsızlıktır?

Depresif bir hastalık atağı yaşayan kişilerin en az %50 si bu atağı tekrar yaşarlar.2 ve üstündeki sıklıklarda yaşandığında ,izleyen 3 yıl içinde tekrar rahatsızlanma riski %70’lere çıkmaktadır. 1 yılın sonunda major depresyon vakalarının % 40’ının iyileştiği, % 20 sinin çok hafif yakınmaları olup, depresyonlarının şiddetinin azaldığı, %40 vakada ise major depresyonun sürdüğü gözlenmiştir.

Major depresyonda kalıtımın rolü:

Genel nüfusla kıyaslandığında birinci derece yakınlarındaki risk 1.5-3 kat daha yüksek bulunmuştur. Gene yetişkin birinci derece yakınlarda alkol bağımlılığı riski yüksek bulunmuştur. Depresyonlu ailelerin çocuklarında, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna rastlanma riski de daha yüksektir

Tedavisiz geçmez mi?

Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 7-14 ay sürmektedir. Tekrar etmeme halinin yaşam boyu şansı % 25 ten azdır. Tedavi ile rahatsızlık 2-4 ay sürmektedir

Tedavi nasıl olmaktadır?

Tedavi ilaç tedavisi yanında dinamik psikoterapi (kişinin geçmiş yaşam öyküsünün alınıp , şimdiki sorunların kökenleri ve amaçlarını,kişinin zorluklar karşısındaki savunma mekanizmalarını ve depresif temel düşünce biçimlerinin saptanıp,düzeltilmesine çalışılması) ile mümkündür. Bu tedavinin haftada bir gün (50 dakikalık bir seans) şeklinde en az 10 seans olmak üzere uygulanması gerekmektedir

Tedavi ne kadar sürdürülmelidir ?

Antidepresif tedavinin en az 6 ay sürdürülmesi uygundur. Erken kesildiğinde (daha iyi hissedilmesi, ekonomik nedenler ,yan etkiler vs. nedeniyle) en riskli dönemin ilk 4-8 hafta olduğu ama sonrasında da erken kesim halinde riskin yüksek olduğu saptanmıştır.

Depresyon neden önemlidir?

Major depresyon hastalarının % 15 kadarı intihar ederek hayatlarına son vermektedir. Hastanede yatan diabet,kanser,kalp hastalıkları,felç gibi rahatsızlıkları olan kişilerin % 25 inde major depresyon görülmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına ; cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme görülebilmekte ,ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk bir toplum olmamıza yol açmaktadır
[Devamını Okuyun...]

CİLT BAKIMI YÜZ BAKIMI GÜZELLİK TEKNİKLERİ


Haydi banyoya: Esansiyel yağlarla alınan rahatlatıcı bir banyo mucizeler yaratabilir. Beş damla bademyağını iki yemek kaşığı kremayla karıştırın ve banyo suyuna ekleyin. Ayrıca portakal aromalı bir kış kokusuyla karıştırılan banyo suyunun rahatlatıcı bir etkisi bulunuyor.

Tatlı nemlendiriciler:
Bal ile hazırlanmış bir yüz maskesinin stresli cildi rahatlatıcı etkisi vardır. Ayrıca nemlendirici özelliği bulunur. Beş yemek kaşığı balı, gözler dışında yüzünüze iyice sürün. bir kabın içine kaynamış suyu boşaltın ve yüzünüzü buharında 10 dakika bekletin. Bunu yaparken başınızı bir havluyla örtün. daha sonra yüzünüzü ılık suyla nemlendirilmiş bir süngerle temizleyin.

Ayurveda bakımı:
Hem beden hem de ruh için mükemmel bir rahatlatıcı. Oksijen alımını artıyor ve vücut enerjisi serbestçe dolaşmaya başlıyor. Susam yağını 110 derecede kaynatın daha sonra vücut ısısına gelmesini sağlayın. Daha sonra tüm vücut bölgelerine dairesel hareketlerle masaj yapın. Masaja kafa derinizden başlayın, ardından alnınıza geçin ve şakaklarınızı yumuşakça ovun. Daha sonra kollarınız üzerinden karnınıza geçin ve karnınıza saat yönünde masaj yapın, bacaklarınızı ovun ve en sonunda parmaklarınıza kadar gelin. Bu sırada kendi ritminizi de yakalayacaksınız.

Çay saati:
Çay, ancak küçük yudumlarla içildiğinde etkili olur. Yeşil çayın bileşiminde C vitamini vardır. Dişleri koruyucu etkisinin yanında saçların da parlamasını sağlar. Soğuk günler için mükemmel bir sağlık deposu da; limonlu zencefil çayıdır.
[Devamını Okuyun...]

YÜZ BAKIMI TEKNİKLERİ YÜZ BAKIMI NASIL OLMALI

Daha sonraki adım vücudu güzelce kremlemekten geçiyor. Cilt kış mevsiminde genellikle kuru olduğundan, zengin içerikli vücut losyonları kullanmanızda fayda var.

Yani daha az nem içeren kremler yerine yağ açısından zengin ürünleri tercih etmeniz gerekiyor. Özellikle vanilya ve avokado yağı kokulu vücut losyonları, hem yazı hatırlatıyor hem de cilde kadife gibi bir yumuşaklık sağlıyor. Lavanta kokulu vücut yağları ise gece kullanıldığında deliksiz bir uyku için ideal.

Yüz bakımı da bu mevsimde zengin içerikli ürün kullanımıyla öne çıkıyor. Hem vitaminli hem de güneş korumalı gündüz bakımları ideal. Havuç ekstreli cilt yapısını güçlendirici etkilerinin yanı sıra, cilde sağlıklı bir görünüm ve tazelik katıyor.

Kış aylarında kokulu yağ masajları da en çok ilgi çeken bakımlar arasında yer alıyor. Gerginleştirici etkisiyle bilinen tarçın, ginseng ve kişniş dışında toksin atıcı etkili zencefil ekstreleri sağlıklı bir vücudun habercileri. Tüm bakım ürünlerini cilde iyice yedirdikten sonra kalın giyinerek cildin kremi iyice çekmesini bekleyin.

Yeni yıla ekstra enerjiyle girelim mi

Hafta başından itibaren kendinizi güçlü hissetmek istiyorsanız, evde kendi kendinize uygulayabileceğiniz birtakım yöntemlerle evinizi bir sağlık spa’sına çevirebilirsiniz.
[Devamını Okuyun...]

KIŞ BAKIMI KIŞIN CİLDE NASIL BAKMAK LAZIM

Cildimiz soğuk kış mevsimine karşı oldukça korumasız. Ancak cilde uygulanan özel bakımlarla, hem savunmasını artırabilir, hem de kurumasını önleyici yağ bakımından zengin içerikli ürünlerle mükemmel bir görünüm sağlayabiliriz.

Cilt, kış mevsimine karşı koyabilmek için normalden çok daha fazla bakıma gereksinim duyuyor. Dolayısıyla cilt bakımı özellikle soğuk günlerde daha fazla önem taşıyor. Bu yüzden uzun akşamlarda cilt için güzellik ritüellerini uygulamanın tam zamanı.

Sıcak bir duş, özellikle uzun ve yorucu bir günün ardından mükemmel bir bakım önerisi. Aromatik banyo esansları cilt ve vücut için rahatlatıcı özellikleriyle öne çıkıyor. Eğer tercihiniz banyo yerine ılık bir duş ise o zaman da birbirinden hoş kokulu vücut şampuanlarının huzur verici kokularıyla kendinizden geçebilirsiniz.

Eğer hem yüzünüz, hem de vücudunuz için peeling zamanının geldiğini düşünüyorsanız, size doğal bir önerimiz var: Taze papayanın çekirdeklerini temizleyin ve püre haline getirin, vücudunuza ve yüzünüze sürün, 15 dakikanın sonunda ılık suyla durulayın. Güzellik spa’larıyla ünlü Bali’de uygulanan bu yöntem, cildi aynı zamanda yumuşacık yapıyor.
[Devamını Okuyun...]

KADINCA ZAYIFLATICI KONULAR VE DİYET TAVSİYELERİ




S- Bitki çaylarının zayıflamaya ve yağları eritmeye etkisi olduğunu duydum doğru mu?
C- Evet, bilinenin aksine bitki çaylarının zayıflamada direkt bir etkisi bulunmamaktadır. Özellikle içerdikleri sinameki, rezene, papatya gibi bitkilerle vücutta oluşan ödemin atılmasına, bağırsak şikâyeti olan kişilerin rahatlamasına yardımcı oluyorlarsa da bitki çaylarının yağların parçalanmasında bir etkisi bulunmamaktadır. (2)


S- Aldığım kaloriyi ne kadar azaltırsam, o kadar çok kilo verir miyim?
C- Günlük almamız gereken kaloriyi çok düşürmek, kilo vermeyi hızlandırmaz. Çok düşük kalorili diyetler uzun süre uygulandığında, vücut bu kaloriye alışır ve metabolizma hızı düşer. Metabolizma hızının düşmesi de günlük harcanan kalorinin azalmasına neden olduğu için kilo verme yavaşlar veya durur. Ayrıca diyet bittikten sonra da verilen kilolar daha hızlı geri alınabilir. Bu nedenledir ki, kontrolsüzce çok düşük kalorili diyetlerin uygulanması önerilmemektedir.(2)


S- Bir öğünde yemek yerine sadece meyve yenebilir mi?
C- Sağlıklı bir diyetin temel prensipleri, kişinin beslenme alışkanlığını revize etmektir. Sağlıklı beslenmenin de temel ilkesi protein, karbonhidrat, vitamin, mineral ve yağ yönünden dengeli olmasıdır. Bu nedenledir ki, meyve dahi olsa tek yönlü beslenmek doğru değildir. Besleme ve diyet programımız temel besin öğelerini içermelidir. Meyveyi asla ana öğün olarak düşünmemeliyiz. Meyveyi öğün aralarında birer porsiyon halinde tüketmeli; bunun yanı sıra incir,muz gibi kalorisi yüksek meyveler yerine, elma, portakal gibi düşük kalorili meyveleri tercih etmeliyiz. (2)



S- Diyette yağı kesmek depo edilen yağların yanmasını sağlar mı?
C- Zayıflamaya yönelik diyet uygulasak da vücudumuzun belirli oranlarda yağa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın diyetle karşılanmadığı durumlarda vücut, savunma mekanizması olarak karbonhidrat ve proteinlerden yağ sentezler. Ayrıca yağda eriyen vitaminlerin kullanılması için de yağ tüketimi önemlidir.Önerimiz yağ tüketimimizi mümkün olduğu kadar minimumda tutmak ve tüketeceğimiz yağı da zeytinyağı olarak tercih etmektir. (2)


S- Kilo vermek için mucize diyet ve mucize besinler var mıdır?
C- Sanırım her gün yeni bir rejim ismi ile karşılaşır hale geldik, değil mi? Sarı-yeşil rejim, kan grubuna göre rejim, burçlara göre rejim, ananas suyu rejimi ve daha niceleri... Peki, bu rejimlerin bilinçsizce yapıldıklarında metabolizmayı yavaşlatıp kilovermekten çok kilo almaya neden olduklarını biliyor muydunuz? Ya, yavaşlayan metabolizmayı tekrar hızlandırmanın ne kadar güç olduğunu?
Ilık limonlu su, greyfurt suyu, keten tohumu yağları eritmemektedir. Yağları eritmede ve kilo vermede mucize bir besin bulunmamaktır.
Bu sebeple çözümü daha basit ve temel yöntemlerde aramalıyız.Bazı şekerli ve yağlı gıdalardan kaçınarak aldığımızdan daha fazla kalori harcamalıyız ve hareketli bir yaşam sürmeliyiz.. (2)
[Devamını Okuyun...]

ZAYIFLAMAK İÇİN NELER YEMEK LAZIM NELER YEMEMEK LAZIM

Zayıflamak için neler yemeliyiz,diyette hangi besinler yenmeli hangi besinlerin yenmesi ise sakıncalıdır ? Diyette beslenme planı !
S- Kilo verme döneminde neleri yemekten kaçınmalıyım?
C-
* Kızartmalardan
* Yağlı süt ürünlerinden
* Kırmızı et
* Rafine un ve mamullerinden (hamur işi, bisküvi, pasta vb..)
* basit şeker içeren içecekler
* basit şeker içeren gıdalardan (reçel,bal,çikolata vb..)


S- Kilo verme döneminde neleri yememde sakınca yoktur?
C-
* Haşlama, buğulama, fırında yağsız ve ızgarada pişirilen gıdalar
* Tam tahıl ve mamulleri
* yağsız süt ürünleri
* beyaz et (özellikle göğüs kısmı)
* balık eti
* sebzeler
* meyvalar
* doymamış yağ ihtiyacı için kuruyemişler
[Devamını Okuyun...]
Related Posts with Thumbnails
 

©2009 KADIN SİTESİ |